III. Haçlı Seferi (1189-1192)
Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü geri alması, Avrupa'da çok büyük bir infiale yol açtı. Papalık, Avrupa krallarından tekrar bir haçlı seferi organize edilmesini istedi. Davete ilk icabet eden Avrupalı, içlerinden en yaşlısı olan Kutsal Roma Germen imparatoru Frederick Barbarossa'ydı. Barbarossa, Mainz'den haçlı haçını kaldırarak 1188'de yola çıktı. Ordusu öyle güçlüydü ki, diğer krallar gibi (Philip ve Richard) Akdenizden denizyolu ile gitmesi mümkün değildi. Bunun üzerine boğazlar üzerinden Bizans'a, oradan da Selçuklu devleti üzerinden Antakya'ya varmayı planladılar. Barbarossa Bizans İmparatorluğuyla bir anlaşmazlığa girmeden, Konya'ya geldi ve Selçuklu Türkleriyle çatıştı. Burada Türkler zaiyat vererek geri çekildi. Barbarossa daha sonra Adana'daki Göksu nehrinde, küçük bir akıntıyı geçerken attan düşerek ölmüştür. Bunun üzerine Barbarossa'nın ordusunu oğlu Frederick kumanda etmiştir. Geri kalan Alman ordusunun çoğu da salgın hastalık yüzünden telef olmuştur.
Eş zamanlı olarak 1189'da tahta çıkan kral Richard, tahta çıkmasının akabinde haçlı seferi için bütçe ayırdı ve 1190 Temmuzunda, Fransa'nın Marsilya şehrinden Sicilya adasına doğru sefere çıktı. Burada, aslında Papa'nın davetine ilk olumlu cevabı veren 2. William vardı, ancak bir kaç ay önce ölmüştü.William'ın yerine geçen Tancred adlı kral, William'ın eşi ve aynı zamanda Richard'ın kız kardeşi olan Joan'ı hapsetmişti. Richard burada Sicilyayı feth etti. Kızkardeşini ve maiyetini alıp Kudüs'e açıldı.
Sicilya'dan ayrıldıktan sonra Richard'ın donanması korkunç bir fırtınaya tutuldu. İçinde Richard'ın kız kardeşi Joan ve nişanlısı olan kadın da bulunan bir kaç gemi bu fırtınada kayboldu. Ayrıca haçlı seferlerinin fonunu oluşturan yüklü bir miktar hazine de bu sırada kayboldu. Sonunda kaybolan bu hazinenin Kıbrıs kralı Comnennus'un bulduğu ortaya çıktı. Richard 1191 Mayısında Kıbrıs'a çıktı. Kıbrıs kralından emanetlerini aldı ve kraldan kutsal topraklara göndermek üzere 500 adam istedi. Kıbrıs kralı bu isteğe olumlu yanıt verdiyse de, ilerleyen günlerde misafir ettiği Richard ile anlaşmazlığa düştü ve adadan ayrılmasını istedi. Buna sinirlenen Richard, Kıbrıs adasına saldırarak, burayı aldı.
Selahattin Eyyubi, Kudüs'ü elinden aldığı kral olan Guy De Lusignon'u 1189'da serbest bırakmıştı. Guy De Lusignon, Tire'deki hristiyan güçlerini kontrol etmek istedi ancak burada ondan daha once müslümanlara karşı başarılı olmuş Conrad bulunuyordu, bunun üzerine Guy De Lusignon gözünü zengin bir liman olan Akka'ya çevirdi.İhtiyacı olan asker sayısını temin ettikten sonra, ve Fransa kralı Philip'in Suriyeye ayak basan Fransız ordusu yardımıyla bu limanı zaptetti, ancak Selahattin'in güçlü ordusuna karşı tutunamadı.
Richard 1191 haziranında Akka'ya ayak bastı ve, Akka'nın alınması için bir an önce savaş araçları yapımını emretti. Sonunda Akka, Richard'ın gelmesinden 4 gün sonra alındı.
Richard, Philip ve Leopold (Germen ordusu komutanı) savaş ganimetleri üzerine kavga ettiler. Leopold, zaferin kazanılmasında gerçek bir payının olduğunu söylüyordu ancak Richard, Almanların savaşta fazla yararı olmadığını söylüyordu.Fransa kralı Philip ile Richard, bu sırada Kudüs'ün gelecekteki kralının kim olacağı konusunda ağır bir münakaşa ettiler. Richard, Guy de Lusignon'un ral olmasını isterken, Philip, Conrad'ın tacı hakettiğini öne sürüyordu. sonunda Lusignon'un kral olması kararlaştırıldı, ve Conrad'ın Lusignon'un ölümünden sonra veliaht olması karara bağlandı.
İstekleri ve çabaları boşa çıkan Fransa kralı Philip ve Almanya kralı Leopold, ordularını çekip ülkelerine döndüler.
Selahattin'in anlaşmaya yanaşmaması üzerine, Richard, Selahattin'in görebileceği yerden üçbin müslüman savaş esirini infaz etti.
Akka'yı aldıktan sonra, Richard, Kudüs üzerine sefer yapacağı bir şehir olan Yafa'yı almaya karar verdi. 7 Eylül 1191 yılında, Yafa şehrinin 45 kilometre kuzeyinde, Selahattin, Richard'ın ordularına saldırdı.
Selahattin, Richard'ın ordularını tuzağa düşürmeyi beklerken, Richard, ordu şeklini muhafaza etti. Sonunda Selahaddinin ordularının sağ kanadını hospitaler şövalyeleri, sol tarafını da tapınak şövalyeleri kırdı. Richard, Selahaddin'in yenilmezlik ünvanına son vermişti.
Yafa'yı aldıktan sonra Richard, görüşme talep etti. Selahattin, erkek kardeşi Sabahattin'i Richardla görüşmek için yolladı. Görüşmelerden sonuç alınamadı ve Richard başka bir Kudüs şehrini almak için yola çıktı.
Richard, Conrad'ı yardım için çağırdı ancak Conrad önceden yaşanan tatsızlıklardan ötürü Guy De Lusignon'a ve Richard'a yardım etmeyi reddetti. Bir kaç gün sonra Conrad, Tyre sokaklarında gezerken suikaste uğradı. Guy de Lusignon'a Kıbrıs krallığı verildi. Kudüs'ün kralı olacak kişi olarak ise Champagne Lordu Henry seçildi.
Haziran 1192'de Selahaddin binlerce adamıyla Yafa'ya ani bir baskın düzenleyerek Yafa'yı geri aldı. Ancak şehir, haziran 31'de Richard tarafından tekrar geri alındı.
1192 yılının Eylülünde, Richard ve Selahaddin, Kudüs'ün müslümanların elinde kalmasında anlaştı. Anlaşmaya göre silahsız hristiyan hacıları korunacaktı. Richard, Ekimin 9'unda kutsal topraklardan çekildi.
Haçlılar 3. haçlı seferinden başarıyla donemediyseler de, Kıbrıs'ın fethi, İngiltere için bir kazanç oldu.
Aslan Yürekli Richard, geri dönüş yolunda, önceden anlaşmazlığa düştüğü Alman kralı Leopold tarafından tutsak edildi ve çok yüksek bir fidye karşılığında serbest kaldı. Fransız kralı Philip ise İngiltere'nin kuzey Fransa kıyılarında bulunan topraklarını işgal etti. Başlangıçta dost olan 3 müttefik, artık birbirlerine düşman olmuştu.
Selahaddin Eyyubi, Richard'ın kutsal toprakları terketmesinden kısa bir süre sonra 1193'de [[Şam]'da vefat etti.
Selahattin Eyyubi için "mert ve sözünün eri bir rakipti" diyen Aslan Yürekli Richard ise 1199'da öldü....................................
Bir rivayete göre, İngiliz kralı Arslan Yürekli Rişar, Kudüs fatihi Selâhaddin Eyyübî’ye meydan okumak için dev gibi çelik kılıcını kaldırır ve kılıcından daha kalın bir demir direği ikiye böler.
Sıra Selâhaddin Eyyübî’dedir. Selâhaddin’in belinden çektiği kılıç beklenenin aksine narin ve incedir. Havaya bir tül fırlatır Kudüs’ün fatihi, sonra da kılıcını yere doğru süzülmekte olan bu tülün altına tutar. Kılıcın üzerine düşen tül kendiliğinden ikiye ayrılıverir!
Bilfiil gerçekleşip gerçekleşmediği bilinmese de, ilginç bir anektoddur bu. İki medeniyetin temsilcisinin kılıç üzerinden hesaplaşmasının, ikincisinin birinciyi zarif ve hikmetli biçimde mağlup edişinin kısa bir öyküsüdür…
peki arkadaşlar selahaddin eyyubinin yeğeni kimdir ve richard'ın kız kardeşiyle ne ilgisi vardır:YANİ BARIŞ MANÇO BU ENSTÜMENTAL PARÇAYA NEDEN BU İSMİ VERMİŞ?
selahaddin eyyubinin yeğeni aslan yürekli richard'ın kız....
Moderatörler: barışhayranı, Mod
- bigbossman
- Üst Düzey Üye

- Mesajlar: 193
- Kayıt: Cum Nis 21, 2006 10:31 am
- Konum: hong konk
robin hood filminin bir sahnesinde robin hood salim adlı bir müslüman savaşçıyla tanışır...robin hood'un sevgilisi ise maid marianne dir.
yani richard the lionheart'In(aslan yürekli rişar) kızkardeşi...saraya girerken salimi amcası olarak tanıtan robin,burda esir düşer.....
anlattığın son sahne ise çekilen tüm robin hood ve richard III. filmlerinde var....kılıçların çekildiği sahneyi kral rişar şöyle anlatır:
"ben kılıçımla onun kalkanını ikiye böldüğümde, o sadece mendilini havaya atıp kılıcın üstüne düşmesini bekledi...ve kılıcı hiç zorlanmadan mendili ikiye ayırdı.
ben burdan anladım ki,biz batılıların keskin kılıçları zorlukların üstesinden yine kaba kuvetle gelirken,barbar dediğimiz doğulular kılıç kullanmadan sakinlik ve tatlılıkla pek ala bunu başarıyor...beni asıl bu felsefeyle yendi,kılıçla kaybettiğim sadece kudüs...ama bu hareketle tüm inandığım değerler altüst oldu" yaklaşık buna benzer bir şey...
yani richard the lionheart'In(aslan yürekli rişar) kızkardeşi...saraya girerken salimi amcası olarak tanıtan robin,burda esir düşer.....
anlattığın son sahne ise çekilen tüm robin hood ve richard III. filmlerinde var....kılıçların çekildiği sahneyi kral rişar şöyle anlatır:
"ben kılıçımla onun kalkanını ikiye böldüğümde, o sadece mendilini havaya atıp kılıcın üstüne düşmesini bekledi...ve kılıcı hiç zorlanmadan mendili ikiye ayırdı.
ben burdan anladım ki,biz batılıların keskin kılıçları zorlukların üstesinden yine kaba kuvetle gelirken,barbar dediğimiz doğulular kılıç kullanmadan sakinlik ve tatlılıkla pek ala bunu başarıyor...beni asıl bu felsefeyle yendi,kılıçla kaybettiğim sadece kudüs...ama bu hareketle tüm inandığım değerler altüst oldu" yaklaşık buna benzer bir şey...
çok uzaktayım...ama kalbim sizinle....
Re: selahaddin eyyubinin yeğeni aslan yürekli richard'ın kız
1001 gece masalari ile ilgili bir muzikal yazmisti.
bu parca o muzikaldan,
coban yildizi ve Sehrazat parcalari da bu muzikaldan,
hic bir zaman sahne alamamisti bu projesi...
bu parca o muzikaldan,
coban yildizi ve Sehrazat parcalari da bu muzikaldan,
hic bir zaman sahne alamamisti bu projesi...
kulahmet yazdı:III. Haçlı Seferi (1189-1192)
peki arkadaşlar selahaddin eyyubinin yeğeni kimdir ve richard'ın kız kardeşiyle ne ilgisi vardır:YANİ BARIŞ MANÇO BU ENSTÜMENTAL PARÇAYA NEDEN BU İSMİ VERMİŞ?
Re: selahaddin eyyubinin yeğeni aslan yürekli richard'ın kız
kulahmet yazdı:III. Haçlı Seferi (1189-1192)
Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü geri alması, Avrupa'da çok büyük bir infiale yol açtı. Papalık, Avrupa krallarından tekrar bir haçlı seferi organize edilmesini istedi. Davete ilk icabet eden Avrupalı, içlerinden en yaşlısı olan Kutsal Roma Germen imparatoru Frederick Barbarossa'ydı. Barbarossa, Mainz'den haçlı haçını kaldırarak 1188'de yola çıktı. Ordusu öyle güçlüydü ki, diğer krallar gibi (Philip ve Richard) Akdenizden denizyolu ile gitmesi mümkün değildi. Bunun üzerine boğazlar üzerinden Bizans'a, oradan da Selçuklu devleti üzerinden Antakya'ya varmayı planladılar. Barbarossa Bizans İmparatorluğuyla bir anlaşmazlığa girmeden, Konya'ya geldi ve Selçuklu Türkleriyle çatıştı. Burada Türkler zaiyat vererek geri çekildi. Barbarossa daha sonra Adana'daki Göksu nehrinde, küçük bir akıntıyı geçerken attan düşerek ölmüştür. Bunun üzerine Barbarossa'nın ordusunu oğlu Frederick kumanda etmiştir. Geri kalan Alman ordusunun çoğu da salgın hastalık yüzünden telef olmuştur.
Eş zamanlı olarak 1189'da tahta çıkan kral Richard, tahta çıkmasının akabinde haçlı seferi için bütçe ayırdı ve 1190 Temmuzunda, Fransa'nın Marsilya şehrinden Sicilya adasına doğru sefere çıktı. Burada, aslında Papa'nın davetine ilk olumlu cevabı veren 2. William vardı, ancak bir kaç ay önce ölmüştü.William'ın yerine geçen Tancred adlı kral, William'ın eşi ve aynı zamanda Richard'ın kız kardeşi olan Joan'ı hapsetmişti. Richard burada Sicilyayı feth etti. Kızkardeşini ve maiyetini alıp Kudüs'e açıldı.
Sicilya'dan ayrıldıktan sonra Richard'ın donanması korkunç bir fırtınaya tutuldu. İçinde Richard'ın kız kardeşi Joan ve nişanlısı olan kadın da bulunan bir kaç gemi bu fırtınada kayboldu. Ayrıca haçlı seferlerinin fonunu oluşturan yüklü bir miktar hazine de bu sırada kayboldu. Sonunda kaybolan bu hazinenin Kıbrıs kralı Comnennus'un bulduğu ortaya çıktı. Richard 1191 Mayısında Kıbrıs'a çıktı. Kıbrıs kralından emanetlerini aldı ve kraldan kutsal topraklara göndermek üzere 500 adam istedi. Kıbrıs kralı bu isteğe olumlu yanıt verdiyse de, ilerleyen günlerde misafir ettiği Richard ile anlaşmazlığa düştü ve adadan ayrılmasını istedi. Buna sinirlenen Richard, Kıbrıs adasına saldırarak, burayı aldı.
Selahattin Eyyubi, Kudüs'ü elinden aldığı kral olan Guy De Lusignon'u 1189'da serbest bırakmıştı. Guy De Lusignon, Tire'deki hristiyan güçlerini kontrol etmek istedi ancak burada ondan daha once müslümanlara karşı başarılı olmuş Conrad bulunuyordu, bunun üzerine Guy De Lusignon gözünü zengin bir liman olan Akka'ya çevirdi.İhtiyacı olan asker sayısını temin ettikten sonra, ve Fransa kralı Philip'in Suriyeye ayak basan Fransız ordusu yardımıyla bu limanı zaptetti, ancak Selahattin'in güçlü ordusuna karşı tutunamadı.
Richard 1191 haziranında Akka'ya ayak bastı ve, Akka'nın alınması için bir an önce savaş araçları yapımını emretti. Sonunda Akka, Richard'ın gelmesinden 4 gün sonra alındı.
Richard, Philip ve Leopold (Germen ordusu komutanı) savaş ganimetleri üzerine kavga ettiler. Leopold, zaferin kazanılmasında gerçek bir payının olduğunu söylüyordu ancak Richard, Almanların savaşta fazla yararı olmadığını söylüyordu.Fransa kralı Philip ile Richard, bu sırada Kudüs'ün gelecekteki kralının kim olacağı konusunda ağır bir münakaşa ettiler. Richard, Guy de Lusignon'un ral olmasını isterken, Philip, Conrad'ın tacı hakettiğini öne sürüyordu. sonunda Lusignon'un kral olması kararlaştırıldı, ve Conrad'ın Lusignon'un ölümünden sonra veliaht olması karara bağlandı.
İstekleri ve çabaları boşa çıkan Fransa kralı Philip ve Almanya kralı Leopold, ordularını çekip ülkelerine döndüler.
Selahattin'in anlaşmaya yanaşmaması üzerine, Richard, Selahattin'in görebileceği yerden üçbin müslüman savaş esirini infaz etti.
Akka'yı aldıktan sonra, Richard, Kudüs üzerine sefer yapacağı bir şehir olan Yafa'yı almaya karar verdi. 7 Eylül 1191 yılında, Yafa şehrinin 45 kilometre kuzeyinde, Selahattin, Richard'ın ordularına saldırdı.
Selahattin, Richard'ın ordularını tuzağa düşürmeyi beklerken, Richard, ordu şeklini muhafaza etti. Sonunda Selahaddinin ordularının sağ kanadını hospitaler şövalyeleri, sol tarafını da tapınak şövalyeleri kırdı. Richard, Selahaddin'in yenilmezlik ünvanına son vermişti.
Yafa'yı aldıktan sonra Richard, görüşme talep etti. Selahattin, erkek kardeşi Sabahattin'i Richardla görüşmek için yolladı. Görüşmelerden sonuç alınamadı ve Richard başka bir Kudüs şehrini almak için yola çıktı.
Richard, Conrad'ı yardım için çağırdı ancak Conrad önceden yaşanan tatsızlıklardan ötürü Guy De Lusignon'a ve Richard'a yardım etmeyi reddetti. Bir kaç gün sonra Conrad, Tyre sokaklarında gezerken suikaste uğradı. Guy de Lusignon'a Kıbrıs krallığı verildi. Kudüs'ün kralı olacak kişi olarak ise Champagne Lordu Henry seçildi.
Haziran 1192'de Selahaddin binlerce adamıyla Yafa'ya ani bir baskın düzenleyerek Yafa'yı geri aldı. Ancak şehir, haziran 31'de Richard tarafından tekrar geri alındı.
1192 yılının Eylülünde, Richard ve Selahaddin, Kudüs'ün müslümanların elinde kalmasında anlaştı. Anlaşmaya göre silahsız hristiyan hacıları korunacaktı. Richard, Ekimin 9'unda kutsal topraklardan çekildi.
Haçlılar 3. haçlı seferinden başarıyla donemediyseler de, Kıbrıs'ın fethi, İngiltere için bir kazanç oldu.
Aslan Yürekli Richard, geri dönüş yolunda, önceden anlaşmazlığa düştüğü Alman kralı Leopold tarafından tutsak edildi ve çok yüksek bir fidye karşılığında serbest kaldı. Fransız kralı Philip ise İngiltere'nin kuzey Fransa kıyılarında bulunan topraklarını işgal etti. Başlangıçta dost olan 3 müttefik, artık birbirlerine düşman olmuştu.
Selahaddin Eyyubi, Richard'ın kutsal toprakları terketmesinden kısa bir süre sonra 1193'de [[Şam]'da vefat etti.
Selahattin Eyyubi için "mert ve sözünün eri bir rakipti" diyen Aslan Yürekli Richard ise 1199'da öldü....................................
Bir rivayete göre, İngiliz kralı Arslan Yürekli Rişar, Kudüs fatihi Selâhaddin Eyyübî’ye meydan okumak için dev gibi çelik kılıcını kaldırır ve kılıcından daha kalın bir demir direği ikiye böler.
Sıra Selâhaddin Eyyübî’dedir. Selâhaddin’in belinden çektiği kılıç beklenenin aksine narin ve incedir. Havaya bir tül fırlatır Kudüs’ün fatihi, sonra da kılıcını yere doğru süzülmekte olan bu tülün altına tutar. Kılıcın üzerine düşen tül kendiliğinden ikiye ayrılıverir!
Bilfiil gerçekleşip gerçekleşmediği bilinmese de, ilginç bir anektoddur bu. İki medeniyetin temsilcisinin kılıç üzerinden hesaplaşmasının, ikincisinin birinciyi zarif ve hikmetli biçimde mağlup edişinin kısa bir öyküsüdür…
peki arkadaşlar selahaddin eyyubinin yeğeni kimdir ve richard'ın kız kardeşiyle ne ilgisi vardır:YANİ BARIŞ MANÇO BU ENSTÜMENTAL PARÇAYA NEDEN BU İSMİ VERMİŞ?
teşekkürler...yazı için...
- Zafer Uyanık
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 904
- Kayıt: Pzt May 30, 2005 21:53 pm
- Konum: İzmir
- kadir 2023
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1135
- Kayıt: Cmt Haz 18, 2005 19:13 pm
- Konum: 2023ün ılık bir ekim sabahından
...geçmişini bilmeyenin geleceğide olmaz....bizim tarihimiz şan ve şerefle dolu iken yobaz avrupa kendine baksın..Zafer Uyanık yazdı:TARİHİMİZDE ÇOK BÜYÜK GÜZELLİKLER YATIYOR! UNUTMAYIN SELAHADDİN EYYUBİ KUDÜSTE HAÇLILARLA SAVAŞIRKEN, ANADOLUDA DA TÜRK BEYLİKLERİ HAÇLILARA ÇOK BÜYÜK MÜCADELELER VERİYODU! TARİHİMİZLE NE KADAR ÖVÜNSEK AZDIR!!!
....
YA NASİP.....
YA KISMET.....
YA KISMET.....
- efemanco
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 3776
- Kayıt: Çrş Haz 29, 2005 17:43 pm
- Konum: DÖNENCENİN DÖNECEĞİ YERDEN(TÜRKİYEDEN)
valla bu sözlerin üstüne daha ne denilebilir kardeş....kadir 2023 yazdı:...geçmişini bilmeyenin geleceğide olmaz....bizim tarihimiz şan ve şerefle dolu iken yobaz avrupa kendine baksın..Zafer Uyanık yazdı:TARİHİMİZDE ÇOK BÜYÜK GÜZELLİKLER YATIYOR! UNUTMAYIN SELAHADDİN EYYUBİ KUDÜSTE HAÇLILARLA SAVAŞIRKEN, ANADOLUDA DA TÜRK BEYLİKLERİ HAÇLILARA ÇOK BÜYÜK MÜCADELELER VERİYODU! TARİHİMİZLE NE KADAR ÖVÜNSEK AZDIR!!!
....
BİR GÜN GELECEK DÖNENCE BİLİYORUM...
