> Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
>Ah doktorcuğum, bu dişi çektirmektense çocuk dogurmayi tercih ederim.
>Doktor gayet sakin bir ifadeyle:
>Kararinizi çabuk verin koltuğun ayarini ona göre yapacağım.
>
>............................................................................
> Temel in 3 tane sevgilisi vardır. Biri öğretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat öğretmenle
> evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadaşı sorar
> - "Niye öğretmen de diğerleri değil?" diye.
> Temel de ona döner:
> - Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "Şu an meşgul daha
>sonra tekrar deneyin" der. Ama ö?retmen ne der? Hadi bir daha tekrarlayalym...
>
>
> "Alo efendim"
> "Pardon galiba yanlış numarayı çevirdim"
> "Dikkat etsene geri zekâlı "
> "Geri zekâlı sensin, üstüne birde bit beyinlisin"
> "Ne sen kiminle konuştuğunu biliyormusun???"
> "Hayır"
> "Ben İstanbul emniyet müdürüyüm" (biraz sessizlikten sonra)
> "Sen kiminle konuştuğunu biliyormusun"
> "Hayır"
> "Ohhh çok şükür"
>
>
>Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.
>Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.
>"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı,sevincine dayanamadı, kalp
krizi geçirdi ve oldu", dediler.
>İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;
>-Bu neden sırıtıyor?
>"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye
açıkladılar. Üçüncü ceset Temel'in
>kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu. "Bu neden oldu?" diye sordu savcı.
>"Efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.
>-Peki neden sırıtıyordu?
> -Fotoğrafını çekiyorlar sanmış.
>
>
>Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu:
>- "Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bir arabayla, mini etekli
güzel bir bayan durdu ve beni
>arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir
köseye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip,
>- 'Benden ne istersen alabilirsin' dedi, ben de arabasını aldım.
>Dursun :
>- "İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı."
>
>
>Temel bir gün denize girmiş ama çırılçıplak
>Köyün çocukları şaka olsun diye Temel'in butun elbiselerini alıp
kacmis, zavallı Temel de denizde
>öylece kalakalmis. Beklemiş gelen yok giden yok.Yardim edecek kimse
de yok. Hava biraz kararınca
> ne yapsın bizim Temel cikmis denizden.Hemen az ilerdeki otların arasından usulca koyune
>doğru gitmeye baslamis.Otlak bitince evine de az kaldigi için on
tarafini eliyle kapatarak evine doğru
>koşmaya baslamis. O sırada Onu gören babası bagirmis:
>- "Ula salak uşak oranı kapayacagina yüzünü kapasana, kim taniycak oranı?"
>
>............................................................................
>Temel bara gitmiş. Yanındaki kadınla sohbet ederken kadın:
>- "Ben lezbiyenim" demiş.
>Temel lezbiyenin ne olduğunu sorunca kadın:
>- "Ben yalnızca kadınlarla beraber olurum" demiş.
>Temel' in hoşuna gitmiş.
>- "Pen ta sizin cibu lezbiyenum" demiş.
>
>............................................................................
>Adamın birinin evinde yangın çikmis. Komsulari yardıma kosmayip olayı
seyretmeye baslayinca is basa
>düşmüş.
>İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini
söylemiş. Dalmış tekrar duman ve
>ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karisini, sonra
köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı
>hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.
> Onu seyreden komşularından biri sormuş
>"Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiç bir şey getirmiyorsun?" diye..
>"Kayınvalidem içeride!" demiş adam
>"Arada bir girip çeviriyorum.!"


