Fıkralar...
Moderatörler: barışhayranı, Mod
- black_metallist
- Profesyonel

- Mesajlar: 619
- Kayıt: Pzt Eyl 19, 2005 14:42 pm
Fıkralar...
buraya KOMİK fıkralar yazalım sitenin bayanlar tarafından gezildiğini unutmayalım...
Temizlik Tamamlandı Sayılır. Son Rütüşleri çekiyorum...
- black_metallist
- Profesyonel

- Mesajlar: 619
- Kayıt: Pzt Eyl 19, 2005 14:42 pm
Ateist bir adam bir gün
ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
"Evrim ne güzellikler
yaratıyor!" diye
düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu
kovalamaya başlamiş. Adam
bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta
ayının daha yaklaşmış
olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren
bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın
üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam
"TANRIM!!!" diye bağırmış.
Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki
nehir bile akmaz
olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın
üzerine parlamiş. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
- "Yıllarca bana
inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın,
sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum
mu saymalıyım?" demiş.
Adam utanç içinde:
- "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem
haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demiş.
Ses:
- "Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar
akmaya baslamis. Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş,
iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamiş:
- "Tanrım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin
nimetlere."
ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
"Evrim ne güzellikler
yaratıyor!" diye
düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu
kovalamaya başlamiş. Adam
bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta
ayının daha yaklaşmış
olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren
bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın
üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam
"TANRIM!!!" diye bağırmış.
Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki
nehir bile akmaz
olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın
üzerine parlamiş. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
- "Yıllarca bana
inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın,
sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum
mu saymalıyım?" demiş.
Adam utanç içinde:
- "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem
haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demiş.
Ses:
- "Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar
akmaya baslamis. Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş,
iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamiş:
- "Tanrım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin
nimetlere."
Temizlik Tamamlandı Sayılır. Son Rütüşleri çekiyorum...
- nehir taşçı
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1883
- Kayıt: Prş Tem 14, 2005 15:18 pm
Doktor telefonda yakaladığı hastasına:
-Tahliller belli oldu demiş,size bir
kötü,bir daha kötü haberim var.
-Kötü haber nedir doktor bey?
-Üzgünüm ama,bir günlük ömrünüz kaldı.
-Peki ya daha kötü haber nedir?
-Size 24 saattir ulaşmaya çalışıyorum,ancak buldum...
-Tahliller belli oldu demiş,size bir
kötü,bir daha kötü haberim var.
-Kötü haber nedir doktor bey?
-Üzgünüm ama,bir günlük ömrünüz kaldı.
-Peki ya daha kötü haber nedir?
-Size 24 saattir ulaşmaya çalışıyorum,ancak buldum...
O'nu anlayabilmek, dünyaya O'nun gözüyle bakabilmektir...
-
BM
Bir gün Temel ile Dursun İstanbul'a gelmişler. Geldikleri ilk gün kavga ediyorlarmış. Temel "Seni adamdan saymazlar burada." demiş. Bir otele gideceklermiş. Biraz yürüdükten sonra yorulmuşlar. En yakın taksi durağına gitmişler. Temel taksicilere sormuş: "Buradan Attan Oteli'ne kaça götürürsünüz?" diye. Taksiciler de "10 TL" demişler. Sonra Temel yine sormuş: "Peki arkadaşım Dursun ile binersek kaça olur?" diye. Sonra taksicilerden birisi "Fiyat değişmez." demiş. Sonra Temel Dursun'a dönüp "Bak gördün mü? Seni adamdan sayan yok" demiş.
-
BM
- All Soul's Night
- Rekortmen Üye

- Mesajlar: 1774
- Kayıt: Pzt Haz 06, 2005 10:42 am
Fıkra olup olmadığı konusunda emin değilim ama...
Üniversite son sinif ögrencisi yazili sinavindan kalinca dogru hocasina gider..
-Siz sinifta birakarak hayata atilmami önlüyor ve beni cezalandiriyorsunuz. Isin bu yanini hiç düsündünüz mü?..
-Tabii düsündüm. Hocanin görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayani sinifta birakmak degil mi?.
-Iyi.. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracagim. Dogru cevabi verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sinifta kalacagim. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sinifi geçirteceksiniz.
Hocanin keyfi yerinde.. Teklifi kabul eder ve ögrenci sorar
-Yasal olup, mantikli olmayan nedir? Mantikli olup, yasal olmayan nedir? Ve de ne mantikli ne de yasal olmayan nedir?
Hoca uzun uzun düsünür ama cevabi bulamaz. Iddia geregi ögrencisine iyi not vererek sinifi geçirir..
Ama akli da soruda kalir.. Sonunda sinifin en iyi ögrencisini çagirir, olayi anlatir ve sorunun yanitini bilip bilmedigini sorar.
Ögrenci hemen cevap verir
"Siz 65 yasindasiniz ve 23 yasinda bir kadinla evlisiniz. Bu yasal ama mantikli degil. Karinizin 25 yasinda bir sevgilisi var. Bu mantikli ama yasal degil. Siz karinizin sevgilisini, zayif alip sinifta kalmasi gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz. Bu ise ne mantikli, ne de yasal."
Üniversite son sinif ögrencisi yazili sinavindan kalinca dogru hocasina gider..
-Siz sinifta birakarak hayata atilmami önlüyor ve beni cezalandiriyorsunuz. Isin bu yanini hiç düsündünüz mü?..
-Tabii düsündüm. Hocanin görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayani sinifta birakmak degil mi?.
-Iyi.. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracagim. Dogru cevabi verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sinifta kalacagim. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sinifi geçirteceksiniz.
Hocanin keyfi yerinde.. Teklifi kabul eder ve ögrenci sorar
-Yasal olup, mantikli olmayan nedir? Mantikli olup, yasal olmayan nedir? Ve de ne mantikli ne de yasal olmayan nedir?
Hoca uzun uzun düsünür ama cevabi bulamaz. Iddia geregi ögrencisine iyi not vererek sinifi geçirir..
Ama akli da soruda kalir.. Sonunda sinifin en iyi ögrencisini çagirir, olayi anlatir ve sorunun yanitini bilip bilmedigini sorar.
Ögrenci hemen cevap verir
"Siz 65 yasindasiniz ve 23 yasinda bir kadinla evlisiniz. Bu yasal ama mantikli degil. Karinizin 25 yasinda bir sevgilisi var. Bu mantikli ama yasal degil. Siz karinizin sevgilisini, zayif alip sinifta kalmasi gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz. Bu ise ne mantikli, ne de yasal."
- All Soul's Night
- Rekortmen Üye

- Mesajlar: 1774
- Kayıt: Pzt Haz 06, 2005 10:42 am
Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu:
'Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla,
mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı.
Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti.
Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarini ıslattı ve "Benden
ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim. Dursun:
İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi.
'Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla,
mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı.
Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti.
Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarini ıslattı ve "Benden
ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim. Dursun:
İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi.
- All Soul's Night
- Rekortmen Üye

- Mesajlar: 1774
- Kayıt: Pzt Haz 06, 2005 10:42 am
Dursun Temel'e sormus : Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel : 100 tane yerim valla... Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acaip hoşuna gitmis.Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormus: Usagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal : 50 tane yerim ben... Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum...
- nehir taşçı
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1883
- Kayıt: Prş Tem 14, 2005 15:18 pm
İki Adamın Mutlu Sonu
Hastahanede,aynı koğuşta kalan biri kör,diğeri ölmek üzere olan iki adamı kontrole gelen doktor;en yakın zamanda ölmek üzere olan adamın iyileşeceğini,kör olanın ise tekrar eskisi gibi görebileceğini belirtmiş.Bu haber,her ikisinin de hayatları boyunca aldıkları en müjdeli haber olmuş.Aradan bir yahut iki hafta geçmiş.Kendi aralarında muhabbet ederlerken,ölmek üzere olan adam hapşırmış.Kör olan buna çok yaşa demiş.O da sen de gör demiş ve doktorun da dediği gibi her ikisi de sağlıklarına tekrar kavuşmuşlar..
Hastahanede,aynı koğuşta kalan biri kör,diğeri ölmek üzere olan iki adamı kontrole gelen doktor;en yakın zamanda ölmek üzere olan adamın iyileşeceğini,kör olanın ise tekrar eskisi gibi görebileceğini belirtmiş.Bu haber,her ikisinin de hayatları boyunca aldıkları en müjdeli haber olmuş.Aradan bir yahut iki hafta geçmiş.Kendi aralarında muhabbet ederlerken,ölmek üzere olan adam hapşırmış.Kör olan buna çok yaşa demiş.O da sen de gör demiş ve doktorun da dediği gibi her ikisi de sağlıklarına tekrar kavuşmuşlar..
O'nu anlayabilmek, dünyaya O'nun gözüyle bakabilmektir...
-
BM
Nasreddin Hoca bir gün pabuç satıyormuş. Satarken de şöyle bağırıyormuş: "Altı kağıt, altı kağıt." Sonra bir komşusu gelmiş. Altı akçe verip ayağına uygun olanı almış. Bir hafta sonra işe giderken o ayakkabıları giymiş. Yolda ayakkabıların altı erimiş gitmiş. Hemen Hoca'nın evine gitmiş ve sormuş: "Hocam, bunların altı yerler ıslakken eriyiverdi." Hoca da "Ben demedim mi altı kağıt diye." demiş

-
BM
Yalan Saatleri
Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş .. Aziz Pederin karşısında cennetin kapısında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş, ve sormuş :
- Bu saatler ne böyle?
Aziz Peder cevap vermiş :
- Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır.. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder..
Ramsfeld :
- OO, peki bu kimin saati?
- Bu Azize Teresa'nın saati.. İbre hiçbir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş..
- İnanılmaz, demiş Ramsfeld. Peki bu kimin saati? Aziz Peder cevap vermiş :
- Bu Abraham Lincoln'ün saati. İbre iki kez hareket etti, yani Abe tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi..
En sonunda Ramsfeld dayanamamış ve sormuş :
- Peki Bush'un saati nerede?
- Bush'un saati İsa'nın ofisinde, İsa onu vantilatör olarak kullanıyor...
Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş .. Aziz Pederin karşısında cennetin kapısında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş, ve sormuş :
- Bu saatler ne böyle?
Aziz Peder cevap vermiş :
- Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır.. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder..
Ramsfeld :
- OO, peki bu kimin saati?
- Bu Azize Teresa'nın saati.. İbre hiçbir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş..
- İnanılmaz, demiş Ramsfeld. Peki bu kimin saati? Aziz Peder cevap vermiş :
- Bu Abraham Lincoln'ün saati. İbre iki kez hareket etti, yani Abe tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi..
En sonunda Ramsfeld dayanamamış ve sormuş :
- Peki Bush'un saati nerede?
- Bush'un saati İsa'nın ofisinde, İsa onu vantilatör olarak kullanıyor...
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok!..
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok!..
ak114 yazdı:Yalan Saatleri
Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş .. Aziz Pederin karşısında cennetin kapısında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş, ve sormuş :
- Bu saatler ne böyle?
Aziz Peder cevap vermiş :
- Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır.. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder..
Ramsfeld :
- OO, peki bu kimin saati?
- Bu Azize Teresa'nın saati.. İbre hiçbir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş..
- İnanılmaz, demiş Ramsfeld. Peki bu kimin saati? Aziz Peder cevap vermiş :
- Bu Abraham Lincoln'ün saati. İbre iki kez hareket etti, yani Abe tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi..
En sonunda Ramsfeld dayanamamış ve sormuş :
- Peki Bush'un saati nerede?
- Bush'un saati İsa'nın ofisinde, İsa onu vantilatör olarak kullanıyor...
Güzelmi$ ya
Be more brutal than a grandma doing porno,
Be more br00taL than Paris Hilton trying to read a book..
Be more br00taL than Paris Hilton trying to read a book..
Apple pie Please
Temel Ingiltere ye gitmeye karar verir ve arkadasi Dursun a gider bu kararindan bahseder. Ancak bir problem vardir... Temel in Ingilizcesi yoktur. Temel :
- Dursun ben oralarda ne yiyicem aç kalirim?
- Nereye gidersen git, "Apple pie please" de onlar getirir...
Temel gider; 1 gün, 2 gün, 3 gün hep Apple Pie yer, en sonunda bikar ve Dursun a telefon açar:
- Biktim ben bu yemekten... Baska yemek söylede onu yiyim.
- Tamam, o zaman. Biraz da "Cherry pie" de...
Temel girer restoranta ve yanindaki garsona :
- One Cherry Pie please...
Garson :
- With cream or without cream?
Temel :
- Hmmmm, APPLE PIE PLEASE...
Temel Ingiltere ye gitmeye karar verir ve arkadasi Dursun a gider bu kararindan bahseder. Ancak bir problem vardir... Temel in Ingilizcesi yoktur. Temel :
- Dursun ben oralarda ne yiyicem aç kalirim?
- Nereye gidersen git, "Apple pie please" de onlar getirir...
Temel gider; 1 gün, 2 gün, 3 gün hep Apple Pie yer, en sonunda bikar ve Dursun a telefon açar:
- Biktim ben bu yemekten... Baska yemek söylede onu yiyim.
- Tamam, o zaman. Biraz da "Cherry pie" de...
Temel girer restoranta ve yanindaki garsona :
- One Cherry Pie please...
Garson :
- With cream or without cream?
Temel :
- Hmmmm, APPLE PIE PLEASE...
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok!..
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok!..
- All Soul's Night
- Rekortmen Üye

- Mesajlar: 1774
- Kayıt: Pzt Haz 06, 2005 10:42 am
Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider:
-Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
-O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.
-Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
-O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.
- nehir taşçı
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1883
- Kayıt: Prş Tem 14, 2005 15:18 pm
ozgur1905 yazdı:Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider:
-Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
-O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.
O'nu anlayabilmek, dünyaya O'nun gözüyle bakabilmektir...
- nehir taşçı
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1883
- Kayıt: Prş Tem 14, 2005 15:18 pm
RESEPSİYON
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor, ''ulan'' diyor.
- Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğumu anlarlar mı acaba?
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor...
- Bana bir viski... ''yok, böyle anlarlar''.
- Bana bir rakı... ''yok'' diyor, böyle de anlarlar.
- Bana bir bira... ''tamam'' diyor. Böyle iyi, anlamazlar.
Aşağıya iniyor, masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor.
- Barmen, bana bir bira.
Barmen, Temel'i biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen Laz mısın?
Temel:
- Uuuy nasıl anladın diyor;
Barmen:
- Burası resepsiyon, bar karşıda.
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor, ''ulan'' diyor.
- Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğumu anlarlar mı acaba?
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor...
- Bana bir viski... ''yok, böyle anlarlar''.
- Bana bir rakı... ''yok'' diyor, böyle de anlarlar.
- Bana bir bira... ''tamam'' diyor. Böyle iyi, anlamazlar.
Aşağıya iniyor, masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor.
- Barmen, bana bir bira.
Barmen, Temel'i biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen Laz mısın?
Temel:
- Uuuy nasıl anladın diyor;
Barmen:
- Burası resepsiyon, bar karşıda.
En son nehir taşçı tarafından Sal Oca 24, 2006 22:34 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
O'nu anlayabilmek, dünyaya O'nun gözüyle bakabilmektir...
- nehir taşçı
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1883
- Kayıt: Prş Tem 14, 2005 15:18 pm
KARIŞIK
Mehmet Bey köpeğininin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:
- Bu eşekle nereye gidiyorsun?
- Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun?
Komşu aldırışsız:
- Ben köpekle konuşuyorum, sen ne diye söze karışıyorsun?
Mehmet Bey köpeğininin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:
- Bu eşekle nereye gidiyorsun?
- Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun?
Komşu aldırışsız:
- Ben köpekle konuşuyorum, sen ne diye söze karışıyorsun?
O'nu anlayabilmek, dünyaya O'nun gözüyle bakabilmektir...
- nehir taşçı
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1883
- Kayıt: Prş Tem 14, 2005 15:18 pm
SÜPER BENZİN
İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle ''saatte 160'la'' uzuca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. ''Arabayı süren'':
- Onbin liralık, dedi, süper olsun.
Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra:
- Gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek!
İkincisi, ''araba kullanana'' döndü:
- Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile!
İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle ''saatte 160'la'' uzuca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. ''Arabayı süren'':
- Onbin liralık, dedi, süper olsun.
Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra:
- Gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek!
İkincisi, ''araba kullanana'' döndü:
- Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile!
O'nu anlayabilmek, dünyaya O'nun gözüyle bakabilmektir...
