Barış Manço’ya mektup
Sevgili Barış Manço,
Viyana’da en çok sanatçılara anıt mezar yapılırmış.. Biz evini bile koruyamıyoruz. Ölümünün altıncı yıldönümü yaklaştığı günlerdi. Müzik mabedin olan Moda’daki evinin eşyası kapılara dökülmüş, haraç mezat satılıyordu.. Evine bir banka el koydu.. Müzik nağmelerinin yükseldiği o evden yakında para şıkırtıları gelirse şaşmayacağız, ama çok üzüleceğiz...
Kadıköylü olarak Kadıköy’ün ünlü bir ismini, ünlü bir ailesinin oğlunu, Barış Manço’nun anısını koruyamadık. Zaten biz Münir Nurettinlerin, Hafız Burhanların, Zeki Mürenlerin hâtıralarını da koruyamadık..
Gazete Kadıköy olarak, Kadıköylüler adına senden özür dilemek istedik ve sana bu mektubu yazmaya karar verdik dergimizin bu sayısında. Eğer yaşasaydın röportaj yapar, birçok sayfamızı Barış Manço’ya ayırırdık. Ama kısmet olmadı. Gazete Kadıköy’e de Kadıköy Yaşam’a da konu olamadın.
Sevgili Barış,
Diyeceksin ki mektup mu kaldı dünyanızda (Dünyanızda diye düşüneceksin, çünkü sen şimdi başka dünyalardasın)
Sen öyle sıradan bir şarkıcı değildin, sıradan bir Kadıköylü de değildin. Atalarının adı sokaklara verilmiş Manço ailesinin küçük oğlu, bizim büyük sanatçımızdın.
Eğer bize veda ettiğin gün, yukarlardan bir yerden bizi izlediysen bunu görmüşsündür.... O ne muhteşem bir cenaze töreniydi. Soğuk, yağmur demeden, yaşlı, çoluk çocuk akın etmişti cenazene.. "Barış Manço 81300 Moda" adresindeki evinin önü bir çiçek bahçesine dönmüş, o çiçekler günlerce sevenlerinin, hayranlarının, Modalıların, Kadıköylülerin gözyaşları ile sulanmıştı da günlerce solmamıştı. O gözyaşları gösteriş değildi, gerçekten tüm Türkiye gibi hemşerilerin, Modalı kardeşlerin, Kadıköylü dostların gerçekten, gönülden ağlamıştı arkandan, ondan o çiçekler solup gitmemişti... Ama bir gün soluverdi işte... İnsanoğlu unutkandır. Biz daha da unutkan olduk. Arkandan akıttığımız gözyaşlarını, yaktığımız ağıtları unuttuk... Yalnız genç sanatçılar şarkılarını unutmadı. Unutulmaz şarkın "Dağlar Dağlar" hâlâ prim yapıyor.
Bu arada Kadıköy Belediyesi de seni unutmadı. Vefalı bir dostun olarak adını bir Kültür Merkezi'ne verdi. Evine çok yakın. Bir vapura da adını verdiler. Gönül isterdi ki, kendi evinin adresi hiç değişmesin, o adres" Barış Manço Kültür Merkezi 81300 Moda" olarak kalsın. Kadıköy Belediyesi bunu da yapardı sana, ama ne yazık ki varislerin başkaydı. Biz Kadıköy olarak elimizden geleni yaptık, yetmedi... Tabi ki Modalılar da Kadıköylüler de seni gönüllerinden silip atmış değil. Sokağın hâlâ Barış Manço olarak anılıyor. Ölüm yıldönümlerinde Moda’dan Kadıköy’den kalkıp mezarının başına geliyoruz, görüyorsundur herhalde.. Seni unutmadığımızı söylüyoruz da, senin anılarını koruyamadığımızı söyleyemiyoruz. Utanıyoruz... Sen ki "Arkadaşın Eşek"i bile unutmamıştın.
Gerçi adına bir dernek kuruldu. Barış Manço Derneği dediler, senin sevenlerin biraraya gelmişti. Ama onların da gücü yetmedi senin o ömrünü verdiğin evi korumaya.
Gazete Kadıköy olarak bir çağrıda bulunduk: "Gelin hep birlikte Barış Manço’ya da, evine de, eşyasına da biz sahip çıkalım" dedik. Başarabilir miyiz dersin?
Sen gittikten sonra Avrupa Birliği üyeliğimize hız verdik. Senin ikinci vatanın Belçika’da ne savaşlar verdik Avrupa Birliği için bir bilsen. Avrupa'ya kenarından köşesinden girmek için ne yol haritaları kondu önümüze. Ancak, çizilen bu yol haritalarında her şey vardı da, bir tek kültür maddeleri konmamıştı. Keşke Avrupa’nın bir parçası olmaya gösterdiğimiz özeni, Avrupalı'nın sanatçısına, kültürüne gösterdiği özeni de gösterebilsek. Ama bu yol haritalarına yazılmamış.
Sen şarkılarında hep kültürümüze sahip çıkardın ya. Arkadaşımız eşekten tut da, kaynattığımız nane limona kadar her şeyi anlatırdın bize. Paşa dedenin aşkını, pamuk hanımları, susan kemanları.. Kültürümüze müziğinle sahip çıkmaya çalıştın. Çocuklarımıza çok şey öğrettin televizonlardan. Senin tatlı dilinle ıspanak ve kapuska yemeye alıştırdığın çocuklar, şimdi hamburgerci oldu. Bunu seni üzmek için değil, günümüzün koşullarını anlatmak için yazıyoruz Sevgili Barış. Anlatmak istediğimiz, Amerikanlaştık, hem de sonuna kadar. Ama Amerikalıların da sanata verdiği değeri beceremedik. Onlar kamyon şoförlüğünden sahnelere çıkmış Elvis Presley’lerini bile hiç unutmadılar. Evini müze yaptılar, Diyeceksin ki "rant meselesi turist çekiyorlar". Olsun, sonuçta Presley adını sonsuza dek yaşatacaklar ya...
Ama biz yapamadık. Gözümüzde yaş, unutamadık seni. Ama koruyamadık da.. Karasevdalarımız çok çabuk bitti.
Kısa, ama dolu dolu yaşamında dünyanın dört bir tarafını gezip bize tanıtırken, oralara da bizleri tanıttın. Japonya'da Türk bayraklarının açıldığını unutabilir miyiz?
Bir şarkında diyordun ki, "Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var"..Sen bize acı tatlı ne müzik kahveleri içirdin, oysa biz senin hatırını 40 yıl değil, 6 yıl bile koruyamadık.
Ama biz Kadıköylüler seni hiç unutmadık. Sana, eserlerine hep sahip çıkacağız. Ancak gücümüz sadece buna yetiyor, evini müze yapmaya değil. O almak için ne terler döktüğün güzel köşküne, olmayan kültür politikamız sahip çıkmıyor. Biz ne yapalım?
Senden özür diliyoruz Barış, elimizden gelen yalnızca bu...
Kadıköylüler adına
Kadıköy Yaşam
GAZETE KADIKÖY
Moderatörler: barışhayranı, Mod
- jonturk_emre
- İHRAÇ EDİLMİŞTİR
- Mesajlar: 1467
- Kayıt: Cum Mar 23, 2007 22:50 pm
- Konum: İstanbul
Re: GAZETE KADIKÖY
Petek Gök yazdı:Barış Manço’ya mektup
Sevgili Barış Manço,
Viyana’da en çok sanatçılara anıt mezar yapılırmış.. Biz evini bile koruyamıyoruz.
- hatice zuhal pala
- Profesyonel

- Mesajlar: 415
- Kayıt: Pzr Haz 10, 2007 14:41 pm
