BİR ZAMANLAR BİZ

Seviyeyi düşürmemek ve bölünmelere yol açabilecek siyasi, dini, spor/futbol konularının konuşulmaması kaydıyla, her türlü konunun konuşulabileceği serbest forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

Kullanıcı avatarı
jonturk_emre
İHRAÇ EDİLMİŞTİR
Mesajlar: 1467
Kayıt: Cum Mar 23, 2007 22:50 pm
Konum: İstanbul

BİR ZAMANLAR BİZ

Mesajgönderen jonturk_emre » Pzr Ağu 05, 2007 00:44 am

BİR ZAMANLAR BİZ!

Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.


Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı:

"Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

İtibarlıydık: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.

Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor:

"Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."

Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için, saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor:

"Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar, arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

Medeni idik: İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor:

"Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."

Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:

"Haksızlık, murabahacılık [aşırı kâr koyma, tefecilik], inhisarcılık [tekelcilik] ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan, çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."

Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'ların İstanbul'unu getiriyor önümüze:

"Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür."

Ubicini, Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor:

"Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez."

Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize:

"İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi, nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle:

"Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."

Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.

Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:


"Türklerdeki iyilik duygusu, hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise, bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)

Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim:

"Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin, yolculara, bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."

Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor:

"Fakat şunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler."

Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı Avukat Guer misallendiriyor:

"Türk şefkati, hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar “ kaçık” Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."

"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam:

"Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e, bir gün, yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: 'Allah'ın rızasını tahsile [kazanmaya] yarar.'"

Ne dersiniz? Galiba, geçmişimizden uzaklaşmak, bize çok pahalıya patladı.

İşte sorulmaya değer ve cevaplanması elzem olan soru:

"Bizde, o zaman var olup da bugün olmayan nedir? Nasıl kaybettik? Nasıl buluruz?"

(alıntıdır)
Emre başkaya

Kullanıcı avatarı
turkerr
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 652
Kayıt: Prş Tem 13, 2006 16:01 pm
Konum: ANKARA

Mesajgönderen turkerr » Pzr Ağu 05, 2007 02:24 am

türk islam sentezini uygulayamazsak o günler geri gelmez eğitimde aileden başlar bi nesil kaybolmuş olabilir ama bizim neslimiz kaybolmasın buradaki gençler elbet evlenecekler bari bizim cocuklarımız sağlam bir terbiye ile büyüsünler naçizane fikirlerimdir...
KAYGISIZDA OLSA TÜRKER DERTLİDİR

Kullanıcı avatarı
efemanco
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 3776
Kayıt: Çrş Haz 29, 2005 17:43 pm
Konum: DÖNENCENİN DÖNECEĞİ YERDEN(TÜRKİYEDEN)

Mesajgönderen efemanco » Pzr Ağu 05, 2007 03:04 am

turkerr yazdı:türk islam sentezini uygulayamazsak o günler geri gelmez eğitimde aileden başlar bi nesil kaybolmuş olabilir ama bizim neslimiz kaybolmasın buradaki gençler elbet evlenecekler bari bizim cocuklarımız sağlam bir terbiye ile büyüsünler naçizane fikirlerimdir...
:alkis: :alkis: :alkis: :alkis:
BİR GÜN GELECEK DÖNENCE BİLİYORUM...

Kullanıcı avatarı
gurbetcimanço
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 1020
Kayıt: Sal May 16, 2006 00:20 am
Konum: Dudullu :)

Mesajgönderen gurbetcimanço » Pzr Ağu 05, 2007 03:58 am

turkerr yazdı:türk islam sentezini uygulayamazsak o günler geri gelmez eğitimde aileden başlar bi nesil kaybolmuş olabilir ama bizim neslimiz kaybolmasın buradaki gençler elbet evlenecekler bari bizim cocuklarımız sağlam bir terbiye ile büyüsünler naçizane fikirlerimdir...

hah dini tartışmaya yol açıyosunuz diyip gene kitlerler kesin :kizgin: ama kesinlikle doğru
türk milleti islamiyete sahip çıkmak koşuluyla 600 sene bu topraklar üzerinde yaşamış ne zaman ki türkler kimden geldiğini unumuş allah da hatırlatmak için ülkelerini başlarına yıkmış
ne zamanki göğüslerindeki imanı ortaya çıkarmışlar bu sefer allah külleri kalmış bi devletin içinden bi devlet bahşetmiş (türkiyemiz)
kim ne derse desin
yok avrupa kültürü yok şu kültürü yok bu kültürü
tüm insanlşığın iyilği rahatı güzelliği için dünyaya islam kültürü gerekli (ve islamiyeti en güzel yoğuran onu kıvamına getiren islamiyeti islamiyet yapan islamiyeti kendi kültürü gibi benimseyip kendi kültürünü unutmayan kendi kültürünü de islamiyetle birleştirip yepyeni bi sentez çıkaran bir millet türk milleti)bu sebeple türk-islam sentezi gerekli
şuan elin gavurunun yapması gereken tüm pislikler bizde bizim yapmamız gereken tüm güzellikleri ise elin gavuru elimizden almış kendi kültürüymüş gibi kullanıyo
lütfen dinimize sahip çıkalım
elbette laik bir ülkeyiz ama laikliği yanlış anlamamak gerekir
laiklik demek dinsizlik demek dieğil tam aksine dindarlık demek
Uzuuuun bi süre yokum.....
(2009 ÖSS ye kadar)

Kullanıcı avatarı
hatice zuhal pala
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 415
Kayıt: Pzr Haz 10, 2007 14:41 pm

Mesajgönderen hatice zuhal pala » Pzr Ağu 05, 2007 17:39 pm

harika bir yazı emre paylaşım için teşekkürler.... :alkis:

Kullanıcı avatarı
cetin445
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 348
Kayıt: Çrş Kas 03, 2004 19:59 pm
Konum: ankara

Mesajgönderen cetin445 » Pzt Ağu 06, 2007 12:32 pm

EMRE KARDEŞ YAZDIKLARIN ÇOK MANİDAR... TEŞEKKÜR EDERİM... TARİHİMİZLE ÖVÜNMEKTEN GERİ KALMAYALIM HİÇBİR ZAMAN... FAKAT SADECE ÖVÜNÜP SAYARSAK YERİMİZDE, NE KADAR VEFALI OLABİLİRİZ ŞANLI TARİHİMİZE... BU MİLLET SAVAŞÇI MİLLET DİYE ANILA GELİR ESKİDEN BERİ... BUGÜNÜN SAVAŞI BİLGİDİR BİLGİ... GEÇMİŞİ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ İYİ ANALİZ ETMEZSEK, BU YOLDA CİDDİ KARARLAR ALIP UYGULAMAYI BİLMEZSEK, TARİH KURTARAMAZ BİZİ VE YAVAŞ YAVAŞ KAYBEDERİZ KİMLİĞİMİZİ...

SAYGILAR
ÇeTiN!!!