ekşi sözlükten derlemeler

Barış Manço ile ilgili medyada çıkan haberleri paylaşabileceğiniz, Barış Abi'mizin ve eserlerinin yeni nesile ne şekilde aktarıldığını tartışabileceğiniz medya forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

ekşi sözlükten derlemeler

Mesajgönderen fairground » Pzr Kas 12, 2006 03:10 am

manço

1.
ilk silüeti çocukluğumun çoğunluğu siyah beyaz kısmi renkli, ahşaptan yapılma, üstüne üçgen ucu sarkan danteller koyulmuş hayal raflarına
halhalla, halil ibrahim sofrasıyla, yapma osmanla, almanyadaki bremen mızıkacıları heykeli eşliğinde arkadaşım eşekle yerleşti...kendimizi bilmediğimiz, buz pateni şampiyonası ve slalomun oyuncak, ve trt'nin kapının dışındaki dünya olduğuna iman ettiğimiz kupkuru, bulgaristan'dan alınan ve kısıtlı verilen ecnebi elektriğinin aklımızı aydınlatmaya yetmediği karanlık zamanlarda.

poğaça dışında yemeğini tadamadığımız, tatmaya imkanımız olmadığı kantinler vardı, yüreğimize adını aşk olduğunu sonradan öğrendiğimiz kıvılcımların gıdıklayarak girdiği günlerin yeni başladığı sıralarda.
ve kol düğmeleriydi hüzünsediğimizde dinlediğimiz..dağlar dağlardı okul sıralarına isyankar, altı kalın kalın harflerle çizilmesi gereken, delikanlı ama miroğlu olmayan vuruşlarla avuçiçlerimizi kızartırcasına vurarak tempo tuttuğumuz, söylerken adolesanlığımızı görmezden gelip, genzimizi, boğazımızı daha bir kasıp pes tonları bulmaya çalışmamız, sesimizin daha erkeksi çıkması için uğraştığımız, uğruna baş kaldırdığımız, her ne kadar hedefsiz olsa da isyanlarımız..çünkü düzenin çocukları, genciydik.."yediğimiz önümüzde yemediğimiz ardımızda"ydı, her sabah kahvaltıda okul servisini kaçıracağımızdan dem vurup da süt içmekten firar etmek istediğimizde annemizin bizden şikayet ederken söylediği gibi.

o bizden büyüktü..onu bulutlu bir bilinçle biliyorduk sadece..bir akraba olmalıydı..evet bir akraba.
kendine ait bir yeri vardı, kendine ait bir düsturu vardı, yerine göre sempatik yerine göre çok duygusaldı,
ailemizin dışarıda yaşayan, evden kaçmış abisi, aydın, belçika'da okumuş dayısıydı..ama şanslıydık, sesi kulağımıza gelebiliyor, görüntüsü köşebaşındaki 55 ekran devasa, aile albümümüzden büyük fotoğraf çerçevesinden görülebiliyordu.

biz büyüdük, o da büyüdü..onun büyümesi bizim onu kaybetmemizi hızlandırıyordu elbette..akıl etmiyorduk, daha doğrusu dert de etmiyorduk.

sonra babamızın dediğine göre "eşşek kadar" olduk..ciğerlerimizde araba çıkartmalı balonlu ciklet kokusu yerine gizlice içip de buram buram erkek olduğumuz nikotin vardı artık..bağımlıydık..sevgiliye, sigaraya ve de çoğu zaman ikisini bulsak da nadiren bulduğumuz paraya.

sakallarımızın yüzümüzü kaşındırmasından gurur duyduğumuz tek bıçaklı permatik günlerindeydi dünyaya merakımız, universal studios'un kamera arkasını ve çovatski'nin bir kızılderili ismi olduğunu öğrenişimizin de telif hakkı ona aitti elbette..aynı nasa'nın sadece bulmacalarda çıkan 4 harfli bir kelimeden ibaret olmadığının farkına varmamızı sağlaması gibi..ve aynı uzakdoğu'nun hiç de uzak olmadığını içimize sımsıcak duygularla sanki noel baba edasıyla bırakması gibi..

hepimize sesleniyordu, ninemizin elini saygıyla öperken, kardeşimize dış fırçalamasını sevgiyle üşenmeden, etmeden göstererek..bize ise büyüme maceramızda kendi ömrünü sermaye ederek rehberlik etmesiyle sesleniyordu..ve sesi gerçekten çok güzeldi.

ailelerimizin muvaffak olmak için herşeylerini verebileceği birşeyi yapabiliyordu o bizlere,
olgunlaştırıyor, sağlıkla büyütüyordu bizleri, böyle bir misyonu olmasa da..ailemiz bizi ona emanet ederken rahattı..çünkü o ailenin okumuşu, gezip görmüşü, kent soylu burjuvasıydı.

hani olur ya, ilk aşık olduğunuzda sadece gözlerine bakarken bile kalbinizi ışıtan sevgilinize alışıverirsiniz ve aynı hayatı paylaşmaya başladıktan sonra bu mucizeyi hergün yanınızda olmasından dolayı normal birşey gibi karşılarsınız..

işte bir gün yine ondan öğrendik, mucizelerin kalıcı olmak zorunda olmadığını, ve daha fazla büyümenin imkansızlığını..işin en acıtıcı kısmı ise tam rüyaya alışmışken, uyandırılmamızdı, ellerimiz uyandığımızda hala kucaklarken ondan arta kalan boşluğu.

giderken bile öğretiyordu, öğrettiği son şey ise bir insanın da pahabiçilemez olabilmesiydi.

işte bunlardı 4 yıl önce göz değil ama kalpyaşlarımla ıslattığım toprağı küreğe yük ederek gömdüğüm..

2.
bazi mallarin o bos bakan gozleriyle bu kisiyi ayakli kuyumcu, zerzevat bestekari, Moderatör Tarafından Düzeltilmiştir. gazisi olarak gordugu, turkiye'nin yetistirdigi en guzel insanlardan bir tanesi.

bu tip mallari 6'ya katlayip kafalarini g.tlerine sokacak kadar genel kultur sahibi olan,
bu ulkeye bu tip mallarin sagladigi yararin bin katini saglamis olan insan.

3.
oldugunde kendimi paraladigim,1 hafta neredeyse durmadan agladigim,3 yasimda kendime hedef secerek evlenmeyi planladigim cocukluk askim...

4.
uderzo ve morris gibi çizerlerin yetişdiği belçika kraliyet güzel sanatlar akademi'sinden birincilikle mezun olmuştur.

5.
öldüğü günün ertesine kadar tek başıma sevdiğimi sandığım, hatta abartıp tek hayranı olduğunu düşündüğüm sanatçı. birden ne kadar kalabalık olduğumu-zu farkettim, hepimiz seviyor ve seve seve dinliyorduk. barış manço hakkında ilk söylenen idiia ülkücü olduğudur, ki bunu kendisi 29 ekim 1996 - sanırım- ankara konserinde mhp bayrağı açanları azarlayarak reddetmiştir.
milliyetçi olduğu, türkiyeyi sevdiği doğrudur. hiç bir zaman da bunu inkar etmemiştir. özellikle yurt dışında yaptığı programlardan sonra daha da bir bağlanmıştır memleketine.
ama bahsi geçen konserde de belirttiği gibi "hepimiz türk olmakla gurur duyuyor milletimizi ve vatanımızı seviyoruz, bunlar kimsenin tekelinde değildir." akabinde "lütfen indirin o bayrağı " diyerek ucuz propagandaya mahal vermemiştir.
siyasal görüşü şarkılarındaki muhteşem dokuyu sıfırlayamaz, olsa olsa bazı önyargılı insanların dinlemesini engelleyebilir, -ki bu önyargılı insanlar sırf bu fikirleri yüzünden bir sürü şarkıcıdan ve şarkıdan bihaber yaşarlar-.

ama sağolsun, iyi ki var, hala bana güç verebiliyor bir şarkısıyla, hala günümün iyi geçmesini sağlayabiliyor. ergenliköncesi ve ergenlik dönemini sadece onları dinleyerek geçirdiğim ve neredeyse şarkıların sırasına kadar ezberlediğim, dinleye dinleye eskittiğim kasetleriyle, bazen içimde bir teli sızlatan şarkı sözleriyle, ve bütün özgünlüğü ve içtenliğiyle hala kalbimizde ve inşallah da hiç eksilmeyecek.

sonsuzluğunun altıncı yılındayız, biz hala yerimizdeyiz, acaba sen neredesin?

6.
küçükken en hayran olduğum insandı, ki hala da yeri bi başkadır. eskiden arabada kendisinden başka kimsenin albümlerini dinletmez ve istisnasız bütün şarkılarını ezbere bilirdim. adam olacak çocuka çıkıpta onun şarkılarından birinin sözlerini hatırlayamayanlara çok fena sinirlenirdim. ayıptı bi kere; adamın programına çıkıyosun ama şarkısını bilmiyosun, demek ki barış manço dinlemiyosun, ne biçim insansın! diye kendi kendime sinirlenirdim. en büyük hayalim adam olacak çocuka katılmaktı. barış amca "hangi şarkıyı söyliyceksin?" diye sorduğunda "ben sizin bütün şarkılarınızı biliyorum, hangisini isterseniz onu söyliim" diycektim. böylece barış amca anliycaktı benim kendisini ne kadar çok sevdiğimi, hem çok sevinicek hem de beni takdir edicekti. bi kere de öne oturucam ben diye tutturduğum halde zorla arka koltuğa oturtulduğum bir zamanda, istanbul trafiğinde beklerken görmüştüm onu. arkamızdaki arabadaydı. ben hemen arka camdan el sallamaya başlamıştım, o da bana gülümseyip el sallamıştı, o kadar mutlu olmuştum ki aylarca konuştuğum herkese "barış manço bana el salladı biliyo musuuuun!!" diye hava atmıştım. bir daha da hiç ön koltuğa oturmaya çalışmamıştım çünkü "ya barış amca beni ön koltukta görseydi, kesin kızardı!!" diye çok korkmuştum.
şimdi yeğenim de barış manço yu çok seviyormuş, öğrenince pek sevindim. unutulup gitmesinden korkuyodum ama yeni nesil de bir şekilde onunla büyüycek galiba. bu da bööle bi anıydı..

7.
türkiye'de değil de ingiltere'de doğmuş olsaydı, adı bugün pink floyd'la birlikte anılacak olan bir kişi, çok büyük bir müzisyen.

bugünün türk rockçıları kendilerine bir idol edineceklerse, barış manço onlara yeter, artar bile.
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Pzr Kas 12, 2006 03:11 am

Ahmet güvenç

1. iyi müzisyenliği kadar alçakgönüllü, bas gitara sayesinde başladığım (bkz: dönence) üstad. bar programında verdikleri arada yanına gidip konuştuğunuzda oturup sizle sohbet edecek kadar kibar ve sıcak insan.

2. turkiye'de bass gitar diye bi$ey oldugunu butun turk halkina gosteren insan*. gulpembe en bilidigidir, fakat eski albumler incelendiginde, "bass gitar harbi boyle kullanilir" dedirten insan. soz gelimi, alla beni pulla beni'nin giri$inde yaptigi bi-iki notaya basmaktir, fakat insana $arkinin groove'unu hissettirir. $arkinin ilerleyen kisimlarindaysa caldigi $ey tamamen bi a$mi$liktir (hizli calmanin a$mi$lik oldugunu zannedenler kesinlikle yanilmaktadirlar*). boyle bi insani detone, ritm bilmez cocuklarin arkasinda ritm tuttugunu gorebilmekse ayri bi a$mi$liktir ki bu da ne kadar mukemmel bi insan oldugunu gosterir.
elindeki fender precision'in kendisine ne kadar yaki$tigini bunlari du$ununce daha bi iyi tasdik ettigim insandir ayrica kendileri. acilen bi kurtalan ekspres albumu alip dinlenile..
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Pzr Kas 12, 2006 03:11 am

Dönence

1. bas gitar nedir diye soran birilerine dinletilecek ilk şarkı.

2. Literatüre ilk türk doom metal şarkısı olarak geçtiği söylenir

3. barış manconun yıllar öncesinden aşmış olduğunun kanıtı.

4. şimdiki yeniyetme müzisyenlere (!) kulağa yapışan bir kulaklık vasıtasıyla binlerce kez dinletilmesi gereken (bkz: erkut abi) türkiye'yi bırakın dünyada yapılmış en iyi şarkılardan biri.

5. anlaşılamayan bir müzik üzerine yazılmış yine anlaşılamayan sözlerden oluşan ve barış manço'nun bir konserinde şarkının tam ortasında bağırarak cevabını da vermiş olduğu mükemmel şarkı :

-yıllar önce bu şarkıyı söylediğimde dönencenin bir gün geleceğini biliyordum. ve o dönence artık geldi. işte o dönence sizlersiniz, siz türk gençlerisiniz...

6. üst üste 8 defa dinlendiğinde adama "ben neredeyim? niye bu işlerle uğrasıyorum? ulan o galatasaray'da bir iorfa vardı onun ilk adı neydi?" gibi anlamsız sorular sordurmaya başlayan, sözleri çarpan şarkı.
kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız.....uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
7. klibinde bahadir akkuzu'nun elinde gibson les paul'u*, uzun kivircik saclari ve harika solosu ile "yerli slash" imaji verdigi enfes, leziz, harikulade bari$ manco $arkisi.
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Pzr Kas 12, 2006 03:12 am

Mançoloji

bir çok hayranının sırf içinde barış manço'nun son sesi olduğu ve ruhuna saygı gösterdiklerini hissetiği için aldığı esasında bütün şarkılarının formatının bozulup özelliğini kaybetmesine yol açan albüm.

baykoca destanı

bu destan 5 ölümden oluşur. 1-gülme ha gülme 2-gelinlik kızların dansı 3-kara haber(turnanın ölümü) 4-vur ha vur 5-durma ha durma. albüm de bu destan da barış manço'nun sınırlarını zorladığının bir göstergesi değildir, barış manço'nun sınırlarının olmadığının bir göstergesidir...

Gesi Bağları

1.
kayseri erciyes üniversitesi'nin bir aralar 77. kıtadan sonrasını araştırdığı, aşırı içli türkü.
kayseri büyükşehir belediyesi de, barış manço'nun, mükemmel yorumu sayesinde türkünün popülerleşmesine olan katkısını unutmamış; rahmetlinin mezarına gesi toprağı serptirerek vefasını göstermiştir.
fakat rahmetlinin yorumu öyle bir yorumdur ki, "belediye az bile yapmış, kayseri'ye yolum düşse de, bir römork toprak ta ben getirtip serpsem" dedirten türdendir.
şimdilerde ise sahil gitaristlerimiz -sağolsunlar- eksik olasıca yorumlarıyla türküye vesile olan hikayenin gerçek kahramanlarını ve çok sevgili barış manço'yu mezarında ters çevirmekle meşguller

2.
en guzel yorumu tabiiki yine baris manco ya aittir. (bkz: ham meyvayi kopardilar dalindan).

"kimseler yanmasin, anam yansin derdime" bolumu evinden ayri olanin bunyesine hic iyi gelmez, gurbet ellerde dinlemeyiniz, hele hele baris manco nun sesinden sakin ha.
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Pzr Kas 12, 2006 03:14 am

Adam Olacak Çocuk

hala bir çocukla konuşurken içinden replikler çaldığımız, çocukluğumuzun beklenen ve bir çok çizgifilmden çok daha fazla hevesle izlenen programı

Ohannes Kemer

bahadır akkuzu nun yanında bulunması gereken, hatta bahadır akkuzu nun ohannes kemerin yanında 2. gitarist olarak bulunması gereken eski kurtalan ekspres elemanı. mükemmel bir insandır kendisi. gençliğinde her türlü gitar pedalini kendisi imal edermiş. şu anda çocukları ile müzik yapmakta.

2024

parçanın bölümleri şu şekildedir :

a) uzay üssünde bir sabah (piyano üvertürü) :kiliç danişman
b) 3'üncü boyuttan hareket: bahadir akkuzu-celal güven
c) zaman duvarina doğru :bariş manço-caner bora
d) dördüncü boyuta geçiş :ahmet güvenç

uzay üssünde bir sabah üvertürünün armoni kısmı 8lik çalınmaya başlandığında (şarkının 1.38 inci dakikası) ve o anda ilk defa synthesizerin tek notasının sesi yavaş yavaş yükselmeye başladığında gerçekten o anda akıla güneşinin doğuşunu getiren; o garip ses efektlerinin içte uyandırdığı hisle, sanki o güneşi uzayda biryerlerde doğuruyormuşsun hissi vererek içimi garip bir şekilde ısıtan kısma sahip olan şarkı. konuşmasıyla, gülmesiyle, şarkı sözleriyle, el hareketleriyle, kıyafetleriyle, müziğiyle, ülkesine ve milletine olan aşkıyla bize hep birşeyler anlatmaya çalışmış olan barış manço'nun; synthesizerinin tek notasının sade ve yavaşça girişiyle uzay üssünde güneşi doğurduğu, her barış manço şarkısının olduğu gibi eşsiz oan şarkı...
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
baris_onsel
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 1936
Kayıt: Cum Ara 23, 2005 14:36 pm
Konum: Adana

Re: ekşi sözlükten derlemeler

Mesajgönderen baris_onsel » Pzr Kas 12, 2006 03:16 am

fairground yazdı:manço

1.
ilk silüeti çocukluğumun çoğunluğu siyah beyaz kısmi renkli, ahşaptan yapılma, üstüne üçgen ucu sarkan danteller koyulmuş hayal raflarına
halhalla, halil ibrahim sofrasıyla, yapma osmanla, almanyadaki bremen mızıkacıları heykeli eşliğinde arkadaşım eşekle yerleşti...kendimizi bilmediğimiz, buz pateni şampiyonası ve slalomun oyuncak, ve trt'nin kapının dışındaki dünya olduğuna iman ettiğimiz kupkuru, bulgaristan'dan alınan ve kısıtlı verilen ecnebi elektriğinin aklımızı aydınlatmaya yetmediği karanlık zamanlarda.

poğaça dışında yemeğini tadamadığımız, tatmaya imkanımız olmadığı kantinler vardı, yüreğimize adını aşk olduğunu sonradan öğrendiğimiz kıvılcımların gıdıklayarak girdiği günlerin yeni başladığı sıralarda.
ve kol düğmeleriydi hüzünsediğimizde dinlediğimiz..dağlar dağlardı okul sıralarına isyankar, altı kalın kalın harflerle çizilmesi gereken, delikanlı ama miroğlu olmayan vuruşlarla avuçiçlerimizi kızartırcasına vurarak tempo tuttuğumuz, söylerken adolesanlığımızı görmezden gelip, genzimizi, boğazımızı daha bir kasıp pes tonları bulmaya çalışmamız, sesimizin daha erkeksi çıkması için uğraştığımız, uğruna baş kaldırdığımız, her ne kadar hedefsiz olsa da isyanlarımız..çünkü düzenin çocukları, genciydik.."yediğimiz önümüzde yemediğimiz ardımızda"ydı, her sabah kahvaltıda okul servisini kaçıracağımızdan dem vurup da süt içmekten firar etmek istediğimizde annemizin bizden şikayet ederken söylediği gibi.

o bizden büyüktü..onu bulutlu bir bilinçle biliyorduk sadece..bir akraba olmalıydı..evet bir akraba.
kendine ait bir yeri vardı, kendine ait bir düsturu vardı, yerine göre sempatik yerine göre çok duygusaldı,
ailemizin dışarıda yaşayan, evden kaçmış abisi, aydın, belçika'da okumuş dayısıydı..ama şanslıydık, sesi kulağımıza gelebiliyor, görüntüsü köşebaşındaki 55 ekran devasa, aile albümümüzden büyük fotoğraf çerçevesinden görülebiliyordu.

biz büyüdük, o da büyüdü..onun büyümesi bizim onu kaybetmemizi hızlandırıyordu elbette..akıl etmiyorduk, daha doğrusu dert de etmiyorduk.

sonra babamızın dediğine göre "eşşek kadar" olduk..ciğerlerimizde araba çıkartmalı balonlu ciklet kokusu yerine gizlice içip de buram buram erkek olduğumuz nikotin vardı artık..bağımlıydık..sevgiliye, sigaraya ve de çoğu zaman ikisini bulsak da nadiren bulduğumuz paraya.

sakallarımızın yüzümüzü kaşındırmasından gurur duyduğumuz tek bıçaklı permatik günlerindeydi dünyaya merakımız, universal studios'un kamera arkasını ve çovatski'nin bir kızılderili ismi olduğunu öğrenişimizin de telif hakkı ona aitti elbette..aynı nasa'nın sadece bulmacalarda çıkan 4 harfli bir kelimeden ibaret olmadığının farkına varmamızı sağlaması gibi..ve aynı uzakdoğu'nun hiç de uzak olmadığını içimize sımsıcak duygularla sanki noel baba edasıyla bırakması gibi..

hepimize sesleniyordu, ninemizin elini saygıyla öperken, kardeşimize dış fırçalamasını sevgiyle üşenmeden, etmeden göstererek..bize ise büyüme maceramızda kendi ömrünü sermaye ederek rehberlik etmesiyle sesleniyordu..ve sesi gerçekten çok güzeldi.

ailelerimizin muvaffak olmak için herşeylerini verebileceği birşeyi yapabiliyordu o bizlere,
olgunlaştırıyor, sağlıkla büyütüyordu bizleri, böyle bir misyonu olmasa da..ailemiz bizi ona emanet ederken rahattı..çünkü o ailenin okumuşu, gezip görmüşü, kent soylu burjuvasıydı.

hani olur ya, ilk aşık olduğunuzda sadece gözlerine bakarken bile kalbinizi ışıtan sevgilinize alışıverirsiniz ve aynı hayatı paylaşmaya başladıktan sonra bu mucizeyi hergün yanınızda olmasından dolayı normal birşey gibi karşılarsınız..

işte bir gün yine ondan öğrendik, mucizelerin kalıcı olmak zorunda olmadığını, ve daha fazla büyümenin imkansızlığını..işin en acıtıcı kısmı ise tam rüyaya alışmışken, uyandırılmamızdı, ellerimiz uyandığımızda hala kucaklarken ondan arta kalan boşluğu.

giderken bile öğretiyordu, öğrettiği son şey ise bir insanın da pahabiçilemez olabilmesiydi.

işte bunlardı 4 yıl önce göz değil ama kalpyaşlarımla ıslattığım toprağı küreğe yük ederek gömdüğüm..

2.
bazi mallarin o bos bakan gozleriyle bu kisiyi ayakli kuyumcu, zerzevat bestekari, Moderatör Tarafından Düzeltilmiştir. gazisi olarak gordugu, turkiye'nin yetistirdigi en guzel insanlardan bir tanesi.

bu tip mallari 6'ya katlayip kafalarini g.tlerine sokacak kadar genel kultur sahibi olan,
bu ulkeye bu tip mallarin sagladigi yararin bin katini saglamis olan insan.

3.
oldugunde kendimi paraladigim,1 hafta neredeyse durmadan agladigim,3 yasimda kendime hedef secerek evlenmeyi planladigim cocukluk askim...

4.
uderzo ve morris gibi çizerlerin yetişdiği belçika kraliyet güzel sanatlar akademi'sinden birincilikle mezun olmuştur.

5.
öldüğü günün ertesine kadar tek başıma sevdiğimi sandığım, hatta abartıp tek hayranı olduğunu düşündüğüm sanatçı. birden ne kadar kalabalık olduğumu-zu farkettim, hepimiz seviyor ve seve seve dinliyorduk. barış manço hakkında ilk söylenen idiia ülkücü olduğudur, ki bunu kendisi 29 ekim 1996 - sanırım- ankara konserinde mhp bayrağı açanları azarlayarak reddetmiştir.
milliyetçi olduğu, türkiyeyi sevdiği doğrudur. hiç bir zaman da bunu inkar etmemiştir. özellikle yurt dışında yaptığı programlardan sonra daha da bir bağlanmıştır memleketine.
ama bahsi geçen konserde de belirttiği gibi "hepimiz türk olmakla gurur duyuyor milletimizi ve vatanımızı seviyoruz, bunlar kimsenin tekelinde değildir." akabinde "lütfen indirin o bayrağı " diyerek ucuz propagandaya mahal vermemiştir.
siyasal görüşü şarkılarındaki muhteşem dokuyu sıfırlayamaz, olsa olsa bazı önyargılı insanların dinlemesini engelleyebilir, -ki bu önyargılı insanlar sırf bu fikirleri yüzünden bir sürü şarkıcıdan ve şarkıdan bihaber yaşarlar-.

ama sağolsun, iyi ki var, hala bana güç verebiliyor bir şarkısıyla, hala günümün iyi geçmesini sağlayabiliyor. ergenliköncesi ve ergenlik dönemini sadece onları dinleyerek geçirdiğim ve neredeyse şarkıların sırasına kadar ezberlediğim, dinleye dinleye eskittiğim kasetleriyle, bazen içimde bir teli sızlatan şarkı sözleriyle, ve bütün özgünlüğü ve içtenliğiyle hala kalbimizde ve inşallah da hiç eksilmeyecek.

sonsuzluğunun altıncı yılındayız, biz hala yerimizdeyiz, acaba sen neredesin?

6.
küçükken en hayran olduğum insandı, ki hala da yeri bi başkadır. eskiden arabada kendisinden başka kimsenin albümlerini dinletmez ve istisnasız bütün şarkılarını ezbere bilirdim. adam olacak çocuka çıkıpta onun şarkılarından birinin sözlerini hatırlayamayanlara çok fena sinirlenirdim. ayıptı bi kere; adamın programına çıkıyosun ama şarkısını bilmiyosun, demek ki barış manço dinlemiyosun, ne biçim insansın! diye kendi kendime sinirlenirdim. en büyük hayalim adam olacak çocuka katılmaktı. barış amca "hangi şarkıyı söyliyceksin?" diye sorduğunda "ben sizin bütün şarkılarınızı biliyorum, hangisini isterseniz onu söyliim" diycektim. böylece barış amca anliycaktı benim kendisini ne kadar çok sevdiğimi, hem çok sevinicek hem de beni takdir edicekti. bi kere de öne oturucam ben diye tutturduğum halde zorla arka koltuğa oturtulduğum bir zamanda, istanbul trafiğinde beklerken görmüştüm onu. arkamızdaki arabadaydı. ben hemen arka camdan el sallamaya başlamıştım, o da bana gülümseyip el sallamıştı, o kadar mutlu olmuştum ki aylarca konuştuğum herkese "barış manço bana el salladı biliyo musuuuun!!" diye hava atmıştım. bir daha da hiç ön koltuğa oturmaya çalışmamıştım çünkü "ya barış amca beni ön koltukta görseydi, kesin kızardı!!" diye çok korkmuştum.
şimdi yeğenim de barış manço yu çok seviyormuş, öğrenince pek sevindim. unutulup gitmesinden korkuyodum ama yeni nesil de bir şekilde onunla büyüycek galiba. bu da bööle bi anıydı..

7.
türkiye'de değil de ingiltere'de doğmuş olsaydı, adı bugün pink floyd'la birlikte anılacak olan bir kişi, çok büyük bir müzisyen.

bugünün türk rockçıları kendilerine bir idol edineceklerse, barış manço onlara yeter, artar bile.


fairground kardeşim,kelimesi kelimesine harika bir yazı...ellerine,emeğine sağlık.ne de iyi ettin paylaşmakla...saol..! :)

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Pzr Kas 12, 2006 03:17 am

bunlar ekşi sözlük yazarlarından yapılan alıntılardır. ben içlerinden bazılarını aldım. eğer siteye girerseniz bazı yorumlar sizleri üzecek ve kızdıracak içeriktedir. onlara özellikle yer vermedim.
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
baris_onsel
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 1936
Kayıt: Cum Ara 23, 2005 14:36 pm
Konum: Adana

Mesajgönderen baris_onsel » Pzr Kas 12, 2006 03:18 am

fairground yazdı:Ahmet güvenç

1. iyi müzisyenliği kadar alçakgönüllü, bas gitara sayesinde başladığım (bkz: dönence) üstad. bar programında verdikleri arada yanına gidip konuştuğunuzda oturup sizle sohbet edecek kadar kibar ve sıcak insan.

2. turkiye'de bass gitar diye bi$ey oldugunu butun turk halkina gosteren insan*. gulpembe en bilidigidir, fakat eski albumler incelendiginde, "bass gitar harbi boyle kullanilir" dedirten insan. soz gelimi, alla beni pulla beni'nin giri$inde yaptigi bi-iki notaya basmaktir, fakat insana $arkinin groove'unu hissettirir. $arkinin ilerleyen kisimlarindaysa caldigi $ey tamamen bi a$mi$liktir (hizli calmanin a$mi$lik oldugunu zannedenler kesinlikle yanilmaktadirlar*). boyle bi insani detone, ritm bilmez cocuklarin arkasinda ritm tuttugunu gorebilmekse ayri bi a$mi$liktir ki bu da ne kadar mukemmel bi insan oldugunu gosterir.
elindeki fender precision'in kendisine ne kadar yaki$tigini bunlari du$ununce daha bi iyi tasdik ettigim insandir ayrica kendileri. acilen bi kurtalan ekspres albumu alip dinlenile..


bu yazıyı ben Kanal D'de (sanırım geçen seneydi) spikerle yaptığı bir röportajdan hatırlıyorum.Hatta Ahmet Güvenç Barış Manço'nun Fransızcasının ne kadar iyi oldugundan bahsediyordu...hatalı isem düzeltin

Kullanıcı avatarı
baris_onsel
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 1936
Kayıt: Cum Ara 23, 2005 14:36 pm
Konum: Adana

Mesajgönderen baris_onsel » Pzr Kas 12, 2006 03:19 am

fairground yazdı:bunlar ekşi sözlük yazarlarından yapılan alıntılardır. ben içlerinden bazılarını aldım. eğer siteye girerseniz bazı yorumlar sizleri üzecek ve kızdıracak içeriktedir. onlara özellikle yer vermedim.

anladım yarın bakacam inş..saol

Kullanıcı avatarı
silahsız kuvvet
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 313
Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
Konum: Selçuk'un yüreğinden

Mesajgönderen silahsız kuvvet » Pzr Kas 12, 2006 20:57 pm

çok güzel yazılar var, aynı zamanda ilk kez okuduğum bilgiler de..
elinize sağlık, sağolun..

Kullanıcı avatarı
turkerr
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 652
Kayıt: Prş Tem 13, 2006 16:01 pm
Konum: ANKARA

Mesajgönderen turkerr » Pzt Kas 13, 2006 01:31 am

tesekkürler verdigin bilgiler için bence bu ülkede barısa hakaret edebilecek insan yok müzik eleştirmeni olarak müzikten anlamazlarsa saçma sapan sözler söylerler ama onlarıda ciddiye almamak lazım
KAYGISIZDA OLSA TÜRKER DERTLİDİR

Kullanıcı avatarı
odtulu23
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 229
Kayıt: Cum May 19, 2006 15:56 pm
Konum: O.D.T.Ü.

Mesajgönderen odtulu23 » Pzt Kas 13, 2006 15:42 pm

hepsıde cok guzel mesela:
donence bass gıtar eslesmesı
mancoljı hakkında yazılanlar...v.s.
tesekur ederız paylastıgın için...
Dün yıne yapayanlız
Dolaştım yollarda
Yagmurlarla ıslanan
Bomboş sokaklarda
Gözlerimde yaş,kalbimde sızı
Unutmadım SENİ
Unutamadım unutamadım ne olur anla beni

Kullanıcı avatarı
Yakupca
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 933
Kayıt: Cum Oca 06, 2006 14:37 pm
Konum: TR Sakarya

Mesajgönderen Yakupca » Pzt Kas 13, 2006 19:55 pm

Ekşi sözlükten, tatlı yorumlar :)

Teşekkürler fairground, ellerine sağlık... ve tabii orada bu güzel yorumları yapanların da, herkesin bir yerlerde Barış için savaşması gurur verici...
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...
Resim

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Cum Oca 19, 2007 19:02 pm

nihat genç’in barış manço öldükten sonra sert bir şeyler yazdığını duymuştum, ama okuyamamıştım. geçtiğimiz günlerde kadıköy’de bir kitapçıda eski lemanların arasında buldum o yazıyı. başlığı: karaüzüm. leman’ın 20 şubat 1999 tarihli 380. sayısından. göze çarpanlar şunlar: (tümünü boş bir vakitte yazarım artık)


barış manço’nun ardından ağlamadım, üzülmedim, iyi-köt bir etki bırakmadı, bede. su hortumu gibi gözyaşı dökenleri, beyinleri yıkanmış zavallı insanlar olarak gördüm.
...
80’li yılların banu alkan’ı da nazan şoray değil miydi, ifadesi imkansız … * bir zeka sahibi, mafya işadamlarının … * başımıza sanatçı kim yaptı. en güzel parçasını vererek barış manço.

pop rüzgarları esip, coşkulu genç çocuklar onun şöhretini sollayınca, tüm popçuları toplayıp, tüzlerine baka baka onlarla sinsice dalga geçti, o klipte bulunan genç popçular, barış ağbi bizimle dalga geçti diye ağladılar, duyan olmadı. coşku dolu bir insan böyle cins dolu bir kalleşlik yapabilir mi?

şarkıcılığının yanı sıra tv’lerde eften püften, zeka, düşünce gerektirmeyen onbinlerce programı, basit maliyet, basit beyin gücüyle otuz yıl kim yaptı? eserine güvenen bir insan, ikinci, üçüncü tür çalışmalara kendisini bu kadar kaptırır mı?

kültürel zevksizliğini çocuklarına isim koyarken açığa vurmuş. biri doğukan, biri batıkan.

cenazesinin ardından hanımı onu hangi arabayla uğurladı: mafya filmlerinde olduğu gibi rolls royce’la…

barış manço’nun sesi güzel değildi, vasat bir sesle otuz yıl zirvede nasıl kaldı, bunu ancak demirel gibi siyasilerin de dayandığı bu ülkenin kötüler ve zorbalar ve uğursuzlar tarafından işgaliyle açıklamamız gerekirken, “o her zaman büyüktü” gibi sahtekarca konuşuyoruz.

eli kalem tutan herkes tansu çiller’den nefret ettiğini söylediği günlerde, dyp kadıköy’den başkan adaylığını koydu. gerçek bir sanatçının siyasi beklentisi ne olabilir..

barış manço, bir kez, o kadar itilmiş, yasaklanmış, dövülmüş, yazardan, sanatçıdan bahsetti mi? hayır. bu yüzden bizim de barış manço’yu yazmak aklımızın ucundan geçmedi. onu yazmamız için ölmüş olması gerekirdi, öyle oldu.



Not:
Yukardaki mavi fontlu yazının tümü ekşi sözlükten alıntıdır. Nihat Genç'i çok severim ama....
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
silahsız kuvvet
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 313
Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
Konum: Selçuk'un yüreğinden

Mesajgönderen silahsız kuvvet » Cum Oca 19, 2007 20:42 pm

eğer bu kaynak doğruysa....

Nihat Genç'i biraz da, sivri dilini doğru yerlerde kullandığı için severim ama o sivri dilin böyle canımı yakacağını hiç düşünmemiştim.. doğruysa yazık.. çok yazık !!. :(
yanlış kişiyi, haddini aşan bir biçimde eleştirmiş !

bizi doğru değerlerde ve bir arada tutan KİM !
tarihimize ve geleceğimize müziği ile -kimsenin kafasını karıştırmadan- sahip çıkan KİM !
2023, vur ha vur, dönence... ve daha bir çok şey için de mi bir şey yazamadı Barış'ın sağlığında !

Barış Manço birliğe önem verdiği için kimsenin safında durmadı, bölmedi, tahrik etmedi, kendi safına geçip birleştirmeyi seçti..

birilerinin safında takılı kalıp, kendini sadece onlara mı maletseydi !..
bence Barış Manço, kendini en doğru şekilde ve en doğru yerlere maletmeyi başardı..

N. Genç'in kafası karışık ! tutarsızlıkla itham ettiği Barış Manço, O'ndan çok daha tutarlı, kendisi de bunun farkındadır son zamanlarda !..

hele "kalleşlik" gibi ifadelere hiç değinmek istemiyorum !!

inanmak istemediğim için, diyebildiğim tek şey; doğruysa yazık !!!

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Cum Oca 19, 2007 21:30 pm

hep söylerim.
manço'yu "katip arzuhalim.." türküsünün sonunda söylediği sözlerle değerlendirmek lazım.
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
silahsız kuvvet
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 313
Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
Konum: Selçuk'un yüreğinden

Mesajgönderen silahsız kuvvet » Cum Oca 19, 2007 21:58 pm

yıl 1535, Pir Sultan Abdal bunu böyle söylemiş
Söylemiş ya, bunun bir de evveli var
Katip al kalemi bir de benden yaz
Boy Boy gelmişler şu dağların ötesinden
Burası bize otağ olsun, yurt olsun demişler
Boy Boy yerleşmiş, Boy Boy büyümüşler
Her sabah gündoğusundan iki mızrak boyu yükselen güneş
Bir gün kendini göstermeyince
Kara Kara bulutlar dolaşmış bu cennet vatanın üzerinde
Küçük büyüğü saymaz olmuş
Kardeş kardeşe küsmüş
En acisi bacılarımızın yüzüne bakamaz olmuşuz..
1535, 1635, 1735, 1835, 1935
35 de benden koyun kardeşlerim
1970 e geldik
Bir uğursuzluk çöreklenmiş ki başımıza sürüp gitmekte..
Oysa deli gönül neler ister
Barış bir yavrusu olsun ister
adını bile hazırladı
oğlansa ozan kız ısa ceylan
Ceylan buz gibi pınarların aktığı zümrüt ovalarda taştan taşa seksin
Ozan Ardahan'dan Kırkpınar'a dolaşsın
Anlatsın Karacaoglan'ı, Pir Sultan Abdal'ı, Köroğlu'nu
Davullar yine vurulsun
Güneş yine iki mızrak boyu yükselsin gündoğusundan
Bitsin artık bu küskünük kardeşlerim
Uzatalım ellerimizi
yarın tarih önünde hesap verirken
yavrularımız bizi kınamasınlar

---------------------------

haklısın üstad...

Kullanıcı avatarı
baris_onsel
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 1936
Kayıt: Cum Ara 23, 2005 14:36 pm
Konum: Adana

Mesajgönderen baris_onsel » Pzt Oca 22, 2007 18:50 pm

silahsız kuvvet yazdı:yıl 1535, Pir Sultan Abdal bunu böyle söylemiş
Söylemiş ya, bunun bir de evveli var
Katip al kalemi bir de benden yaz
Boy Boy gelmişler şu dağların ötesinden
Burası bize otağ olsun, yurt olsun demişler
Boy Boy yerleşmiş, Boy Boy büyümüşler
Her sabah gündoğusundan iki mızrak boyu yükselen güneş
Bir gün kendini göstermeyince
Kara Kara bulutlar dolaşmış bu cennet vatanın üzerinde
Küçük büyüğü saymaz olmuş
Kardeş kardeşe küsmüş
En acisi bacılarımızın yüzüne bakamaz olmuşuz..
1535, 1635, 1735, 1835, 1935
35 de benden koyun kardeşlerim
1970 e geldik
Bir uğursuzluk çöreklenmiş ki başımıza sürüp gitmekte..
Oysa deli gönül neler ister
Barış bir yavrusu olsun ister
adını bile hazırladı
oğlansa ozan kız ısa ceylan
Ceylan buz gibi pınarların aktığı zümrüt ovalarda taştan taşa seksin
Ozan Ardahan'dan Kırkpınar'a dolaşsın
Anlatsın Karacaoglan'ı, Pir Sultan Abdal'ı, Köroğlu'nu
Davullar yine vurulsun
Güneş yine iki mızrak boyu yükselsin gündoğusundan
Bitsin artık bu küskünük kardeşlerim
Uzatalım ellerimizi
yarın tarih önünde hesap verirken
yavrularımız bizi kınamasınlar

---------------------------

haklısın üstad...

çok güzel ya...okurken bir de oğullarını düşündümde... :(

drfth
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 383
Kayıt: Pzr Eki 08, 2006 06:33 am

Mesajgönderen drfth » Cmt Mar 10, 2007 01:21 am

nihat genç aslında başarılı ve kültürlü bir yazardır. barış manço ile ilgili yazdıklarıda barış manço yu ne kadar iyi takip ettiğini gösteriyor. ançak bu forumdaki kişilerin hepsi evet bu yaptıkları bizce mükemmel ve ülkeyi aydınlığa götürecek tarzda işler diyebilirken nihat genç bunları bayağı görmüş ve kendince yanlış bulmuştur.
oğullarına verdiği isimler bence ustalıkla seçilmiş ve güzel isimlerdir.bunun eleştirisi kimseye düşmez aslında.
nihat gence göre yıllarca bu ülke onu sevmekle hata yapmış ve beyni yıkanmışsa barış abimize dünya niye kapılarını açtı ?
ki o dünya artık sadece bize ihanet edenleri arasına almak isterken , müslüman türk kimliği ile bizi dünyanın dört bi tarafında temsil ettiği sırada türkiye nin adını dünyanın dört bir tarafında söyletip bayrağımızı sallandırırken , barış manco bu insanlarında mı beyinlerini yıkamıştı?
belki de hayatında en sevdiği arabaları onu son yolculuğuna uğurlarken garajda kapalı mı kalacaktı bunu araba sevdalısı herkes anlayabilir.
yaptığı programların yerine anlaşılması güç zaman zaman marjinal fikirleri ile gündeme gelen yazarların tartışma programları mı yayınlansaydı?
çocukların beyinlerini doğruyu güzeli yapmakla yıkadıysa , onlara doğruyu yanlışı ayırt ettirmek için müzikal çalışmalarından zaman ayırdıysa BARIŞ ABİ mizden ALLAH razı olsun.
ülkeye faydalı olmak için siyasete bile girmeyi düşünüpte iç yüzünü görüp vazgeçen BARIŞ ABİ mizden ALLAH razı olsun.
sanat dünyasında herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışırken o genç ve gelecek vadeden sanatçıları bir araya toplayıp örnek bir davranış sergilediği için BARIŞ ABİ mizden ALLAH razı olsun.
sayın nihat genç sizinde ülkemiz için faydalı düşünceler üretmek gibi bir misyonunuz var ve bunun yerine bu ülkenin sevdalısı bir insanı ölümünden yıllar sonra yaptıkları büyük işlere rağmen sırf sizin anlayış tarzınıza uymadığı için eleştirirseniz ardınızdan ALLAH razı olsun diyecek insan bulamazsınız.
bahsettiğiniz kişi banu alkan vs. değil. bir türk büyüğü barış manço . bence titreyin ve kendinize gelin...

Kullanıcı avatarı
ali TİTAN
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 58
Kayıt: Çrş Oca 17, 2007 14:59 pm
Konum: mersin

Mesajgönderen ali TİTAN » Pzr Mar 11, 2007 16:59 pm

HERKES MANÇOLOJİ ALBÜMÜNÜ NİYE KÖTÜ BULUYOR BEN BU ADAMI MANÇOLOJİ ALBÜMÜYLE SEVDİM İLK SESİNİ BURDA DUYDUM BU ALBÜMDEKİ SES BÜYÜLEDİ BENİ

Kullanıcı avatarı
efemanco
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 3776
Kayıt: Çrş Haz 29, 2005 17:43 pm
Konum: DÖNENCENİN DÖNECEĞİ YERDEN(TÜRKİYEDEN)

Mesajgönderen efemanco » Pzt Mar 12, 2007 15:03 pm

neden kötü bu albüm çünkü barış abi hastalığından ötürü gerçek performansını albümdeki şarkılara yansıtamadı...ayrıca parçalarda müzikal kalite zayıf o yüzden kardeş....barış abinin sözüm meclisten dışarı albümünü alırsan ne demek istediğimi daha iyi anlarsın...yada mançolojideki dönenceyi bi dinle bide sözüm meclisten dışarı albümündeki dönenceyi...
BİR GÜN GELECEK DÖNENCE BİLİYORUM...

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Pzt Mar 12, 2007 20:40 pm

ali TİTAN yazdı:HERKES MANÇOLOJİ ALBÜMÜNÜ NİYE KÖTÜ BULUYOR BEN BU ADAMI MANÇOLOJİ ALBÜMÜYLE SEVDİM İLK SESİNİ BURDA DUYDUM BU ALBÜMDEKİ SES BÜYÜLEDİ BENİ


bu bir karşılaştırmadır. eski ve yeni düzenlemelerin karşılaştırması. eskinin yenisinden iyi olması yenisini kötü yapmaz. eskisi daha iyiydi denilebilir.

barış abiyi bu albümle tanıman ve sevmene çok sevindim. demek eski albümleri dinlesen tapacaksın(!) sesine ve müziğine..
ben daha bebek denecek yaşlarda arkadaşım eşşeği mırıldanırmışım. çocukluğum onun kasetlerini peşi sıra teybe koyup teybini yanına yatıp onu dinleyerek geçti. bunu o kadar çok tekrar ederdim ki o dönemki şarkıları beynime kazınmıştır diyebilirim. ve oradaki müzik bana çok tanıdık geliyordu. son 2-3 albümde ise müzikler fabrika çıkışı gibi geliyordu. endüstriyel bir çıktı gibi. suni.ama sözlerdeki anlam daha da derinleşmişti.

açık söylemek gerekirse mançolojinin ve son albümlerin müzikleri beni hayal kırıklığına uğratmıştır.
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!