ORTADOĞU ve DÜNYA !
Moderatörler: barışhayranı, Mod
ORTADOĞU ve DÜNYA !
Dünyanın geleceğini öldürüyorlar
DÜNYA ajanslarından ve internet yoluyla değişik kaynaklardan gazete merkezlerine düşen Lübnan fotoğraflarından pek azını görebiliyorsunuz.
Belki de daha iyi oluyor böylesi.
Çünkü öyle görüntüler var ki, pek az insan tahammül edebilir öyle bir manzaraya.
Her yürek dayanamaz o tür vahşet tablosuna.
Çocuk, kadın, yaşlı insanlar...
Kimi yanarak can vermiş, kimi parçalanarak, kimi ise siyah boya sürülmüş gibi duruyor, gözleri açık, ama cansız!.
*
İSRAİL'İN Lübnan'a yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı, ne yazık ki her geçen gün yükseliyor. 19 günde kara ve hava saldırıları sonucu 750 kişinin öldüğü belirtiliyor.
İşte dün, bütün dünya, saldırıların en kanlısı, en vicdansızı, en insafsızına şahit oluyor.
Kana susamışlar ordusu, Kana'yı vuruyor.
Yine ajansların verdiği rakamlara göre, 37'si çocuk 65 sivil, İsrail'in hava saldırısı sonucu hayatını kaybediyor.
Bebek yaşta çocuklar, babalarının, annelerinin kucağında, çarnaçar çığlıklar eşliğinde son nefeslerini veriyor.
İnsanlık bu akıl almaz vahşeti, maalesef sadece seyretmekle yetiniyor.
*
FRANSA'NIN Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunduğu ve 'acil ateşkes ilanı' isteyen tasarısı sonuç getirebilir mi, pek umutlu değiliz.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Kana bombardımanını kınaması ve ''derhal ateşkes sağlanması'' çağrısında bulunması da durumu değiştirmeye yetmeyecektir.
Çünkü senaryonun aktörleri, oyunu sonuna kadar oynamaya kararlı görünüyorlar.
Zalimin ve zulmün koruyuculuğunu üstlenen ABD, son katliama rağmen, ateşkeste ayak sürmeye devam ediyor. Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Kana'da sivil kayıplar olmasının çok üzücü olduğunu belirtiyor, ''Ateşkes zamanı geldi'' diyor, ama ekliyor:
'Ancak bu, acil ateşkes olarak algılanmamalı.'
Ya nedir?
Ne zamana kadar çocuk, kadın, yaşlılar ölmeli?
Bunun cevabını da İsrail Başbakanı Ehud Olmert veriyor. Olmert, İsrail'de bulunan ABD Dışişleri Bakanı'na, iki haftaya daha ihtiyaçları olduğunu söylüyor.
İki hafta daha siviller ölecek yani.
Bu sözlerin anlamı, iki hafta daha çocuklar ölecek, Birleşmiş Milletler ve dünya kamuoyu seyredecek demektir.
Ve pişkinlik tarihine geçecek bir mazeret... Yine İsrail'den...
İsrail Ordu Sözcüsü Yüzbaşı Jacob Dallal, 37'si çocuk 65 sivilin öldüğü Kana katliamından sorumlu olmadıklarını ileri sürüyor:
''Biz, kasabanın savaş alanı olduğunu ve sivillerin terk etmesi yönünde birkaç gün önceden uyarıda bulunmuştuk.'
Yani...
Ölenler suçlu!
*
AVRUPA Komisyonu ile İngiltere'den gelen 'korkunç bir olay' şeklindeki açıklamalar, ne çare ki 'cılız' kalıyor.
Çünkü 'korkunç olay'ın icracılarına söz geçirebilecek konumları yok tepki sahiplerinin.
Dostlar alışverişte görsün misali, 'tüh tüh, hay aksi' der geçerler. Tepkileri daha ileri gidemez.
Korkunç saldırının gerçekleştiği döneme bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
Saldırı, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın İsrail'de bulunduğu sırada, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'le akşam yemeğinde bir araya geldiği saatlerden hemen sonra icra ediliyor.
Kana'ya en kanlı saldırının yapılması talimatını birlikte vermişçesine bir durum var ortada.
Dalga geçer, alay eder gibi...
Dün de, Rice'ın Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora ile yapmayı planladığı görüşme vardı.
Saldırıdan hemen sonraya bir görüşme konmuş.
Dedim ya, dalga geçer, alay eder gibi...
Neyse ki Sinyora, bu kadarını görebiliyor, görüşmeyi tek taraflı olarak iptal ediyor.
''Ön koşulsuz ve acilen ateşkes sağlanması'' çağrısında bulunuyor, ''İsrailli savaş suçluları kınanmadan ve ateşkes sağlanmadan, hiçbir görüşme yapmayacağım'' restini çekiyor.
Lübnan Devlet Başkanı Emil Lahud, biraz ürkek de olsa, herkesin bildiği şu tesbiti seslendiriyor:
'Kana katliamında ABD'nin de sorumluluğu bulunuyor.'
Artık olanlardan insanlık sorumlu, bütün insanlık...
----------------------------------------------------------------------------
NOKTA... Ölen sadece çocuklar değil. İnsanlığın geleceği katlediliyor.
' Aydın Candabakoğlu - 31.07.2006 '
DÜNYA ajanslarından ve internet yoluyla değişik kaynaklardan gazete merkezlerine düşen Lübnan fotoğraflarından pek azını görebiliyorsunuz.
Belki de daha iyi oluyor böylesi.
Çünkü öyle görüntüler var ki, pek az insan tahammül edebilir öyle bir manzaraya.
Her yürek dayanamaz o tür vahşet tablosuna.
Çocuk, kadın, yaşlı insanlar...
Kimi yanarak can vermiş, kimi parçalanarak, kimi ise siyah boya sürülmüş gibi duruyor, gözleri açık, ama cansız!.
*
İSRAİL'İN Lübnan'a yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı, ne yazık ki her geçen gün yükseliyor. 19 günde kara ve hava saldırıları sonucu 750 kişinin öldüğü belirtiliyor.
İşte dün, bütün dünya, saldırıların en kanlısı, en vicdansızı, en insafsızına şahit oluyor.
Kana susamışlar ordusu, Kana'yı vuruyor.
Yine ajansların verdiği rakamlara göre, 37'si çocuk 65 sivil, İsrail'in hava saldırısı sonucu hayatını kaybediyor.
Bebek yaşta çocuklar, babalarının, annelerinin kucağında, çarnaçar çığlıklar eşliğinde son nefeslerini veriyor.
İnsanlık bu akıl almaz vahşeti, maalesef sadece seyretmekle yetiniyor.
*
FRANSA'NIN Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunduğu ve 'acil ateşkes ilanı' isteyen tasarısı sonuç getirebilir mi, pek umutlu değiliz.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Kana bombardımanını kınaması ve ''derhal ateşkes sağlanması'' çağrısında bulunması da durumu değiştirmeye yetmeyecektir.
Çünkü senaryonun aktörleri, oyunu sonuna kadar oynamaya kararlı görünüyorlar.
Zalimin ve zulmün koruyuculuğunu üstlenen ABD, son katliama rağmen, ateşkeste ayak sürmeye devam ediyor. Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Kana'da sivil kayıplar olmasının çok üzücü olduğunu belirtiyor, ''Ateşkes zamanı geldi'' diyor, ama ekliyor:
'Ancak bu, acil ateşkes olarak algılanmamalı.'
Ya nedir?
Ne zamana kadar çocuk, kadın, yaşlılar ölmeli?
Bunun cevabını da İsrail Başbakanı Ehud Olmert veriyor. Olmert, İsrail'de bulunan ABD Dışişleri Bakanı'na, iki haftaya daha ihtiyaçları olduğunu söylüyor.
İki hafta daha siviller ölecek yani.
Bu sözlerin anlamı, iki hafta daha çocuklar ölecek, Birleşmiş Milletler ve dünya kamuoyu seyredecek demektir.
Ve pişkinlik tarihine geçecek bir mazeret... Yine İsrail'den...
İsrail Ordu Sözcüsü Yüzbaşı Jacob Dallal, 37'si çocuk 65 sivilin öldüğü Kana katliamından sorumlu olmadıklarını ileri sürüyor:
''Biz, kasabanın savaş alanı olduğunu ve sivillerin terk etmesi yönünde birkaç gün önceden uyarıda bulunmuştuk.'
Yani...
Ölenler suçlu!
*
AVRUPA Komisyonu ile İngiltere'den gelen 'korkunç bir olay' şeklindeki açıklamalar, ne çare ki 'cılız' kalıyor.
Çünkü 'korkunç olay'ın icracılarına söz geçirebilecek konumları yok tepki sahiplerinin.
Dostlar alışverişte görsün misali, 'tüh tüh, hay aksi' der geçerler. Tepkileri daha ileri gidemez.
Korkunç saldırının gerçekleştiği döneme bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
Saldırı, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın İsrail'de bulunduğu sırada, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'le akşam yemeğinde bir araya geldiği saatlerden hemen sonra icra ediliyor.
Kana'ya en kanlı saldırının yapılması talimatını birlikte vermişçesine bir durum var ortada.
Dalga geçer, alay eder gibi...
Dün de, Rice'ın Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora ile yapmayı planladığı görüşme vardı.
Saldırıdan hemen sonraya bir görüşme konmuş.
Dedim ya, dalga geçer, alay eder gibi...
Neyse ki Sinyora, bu kadarını görebiliyor, görüşmeyi tek taraflı olarak iptal ediyor.
''Ön koşulsuz ve acilen ateşkes sağlanması'' çağrısında bulunuyor, ''İsrailli savaş suçluları kınanmadan ve ateşkes sağlanmadan, hiçbir görüşme yapmayacağım'' restini çekiyor.
Lübnan Devlet Başkanı Emil Lahud, biraz ürkek de olsa, herkesin bildiği şu tesbiti seslendiriyor:
'Kana katliamında ABD'nin de sorumluluğu bulunuyor.'
Artık olanlardan insanlık sorumlu, bütün insanlık...
----------------------------------------------------------------------------
NOKTA... Ölen sadece çocuklar değil. İnsanlığın geleceği katlediliyor.
' Aydın Candabakoğlu - 31.07.2006 '
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...

Sus ve Dinle!...

- silahsız kuvvet
- Profesyonel

- Mesajlar: 313
- Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
- Konum: Selçuk'un yüreğinden
Ortadoğu Yeniden Şekilleniyor(!) ve Dünya Seyrediyor
http://www.fromisraeltolebanon.info/
Buradaki resimler çok daha iç parçalayıcı, tıklamadan önce
bakmak istediğinizden emin olun...
http://www.fromisraeltolebanon.info/index2.php
http://www.fromisraeltolebanon.info/
Buradaki resimler çok daha iç parçalayıcı, tıklamadan önce
bakmak istediğinizden emin olun...
http://www.fromisraeltolebanon.info/index2.php
- silahsız kuvvet
- Profesyonel

- Mesajlar: 313
- Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
- Konum: Selçuk'un yüreğinden
- gurbetcimanço
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1020
- Kayıt: Sal May 16, 2006 00:20 am
- Konum: Dudullu :)
silahsız kuvvet yazdı:.......Buradaki resimler çok daha iç parçalayıcı, tıklamadan önce
bakmak istediğinizden emin olun...
http://www.fromisraeltolebanon.info/index2.php
düşünerek girin içler acısı bi durum
insanın yüreği parçalanıyo
Allah Belanı Versin Amerika Ve Onun Köpeği İsrail......
Uzuuuun bi süre yokum.....
(2009 ÖSS ye kadar)
(2009 ÖSS ye kadar)
- Zafer Uyanık
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 904
- Kayıt: Pzt May 30, 2005 21:53 pm
- Konum: İzmir
LÜBNAN ve FİLİSTİNDEKİ KATLİAMLARI KESİNLE KINIYORUM! ANCAK UNUTMAYALIM ARKADAŞLAR; BİRZAMANLAR MÜSLÜMAN KARDEŞLERMİZ DEDİĞİMİZ İNSANLAR İNGİLTERE ve ABD DESTEĞİ İLE OSMANLIYI ARKADAN VURMUŞLARDI. ŞİMDİ CEZASINI ÇEKİYOLAR GİBİ GELİYOR BANA! YORUM SİZİN...
YAŞAM DENEN UYKUDAN,UYANMASINI BİLEN YAR OLA!!!
Zafer Uyanık yazdı:LÜBNAN ve FİLİSTİNDEKİ KATLİAMLARI KESİNLE KINIYORUM! ANCAK UNUTMAYALIM ARKADAŞLAR; BİRZAMANLAR MÜSLÜMAN KARDEŞLERMİZ DEDİĞİMİZ İNSANLAR İNGİLTERE ve ABD DESTEĞİ İLE OSMANLIYI ARKADAN VURMUŞLARDI. ŞİMDİ CEZASINI ÇEKİYOLAR GİBİ GELİYOR BANA! YORUM SİZİN...
Ne olursa olsun kimse bunu haketmiyor.
Dünyadan bir YILDIZ geçti: BARIŞ MANÇO
vesile_87 yazdı:Zafer Uyanık yazdı:LÜBNAN ve FİLİSTİNDEKİ KATLİAMLARI KESİNLE KINIYORUM! ANCAK UNUTMAYALIM ARKADAŞLAR; BİRZAMANLAR MÜSLÜMAN KARDEŞLERMİZ DEDİĞİMİZ İNSANLAR İNGİLTERE ve ABD DESTEĞİ İLE OSMANLIYI ARKADAN VURMUŞLARDI. ŞİMDİ CEZASINI ÇEKİYOLAR GİBİ GELİYOR BANA! YORUM SİZİN...
Ne olursa olsun kimse bunu haketmiyor.
haklısın...ozamanlar herkes eşiit herkesin elinde aynı silahlar vardı...şimdikilerin elindi bir silah var duvarın arakasını gösteriyorr....
- Zafer Uyanık
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 904
- Kayıt: Pzt May 30, 2005 21:53 pm
- Konum: İzmir
vesile_87 yazdı:Zafer Uyanık yazdı:LÜBNAN ve FİLİSTİNDEKİ KATLİAMLARI KESİNLE KINIYORUM! ANCAK UNUTMAYALIM ARKADAŞLAR; BİRZAMANLAR MÜSLÜMAN KARDEŞLERMİZ DEDİĞİMİZ İNSANLAR İNGİLTERE ve ABD DESTEĞİ İLE OSMANLIYI ARKADAN VURMUŞLARDI. ŞİMDİ CEZASINI ÇEKİYOLAR GİBİ GELİYOR BANA! YORUM SİZİN...
Ne olursa olsun kimse bunu haketmiyor.
BENCEDE HAKETMİYOR VESİLE KARDEŞİM. AMA ŞUNU UNUTMA YAPILAN HER YANLIŞ BİRGÜN GERİ DÖNER!!! BUNU DA NE YAZIKKİ MASUMLAR ÖDER!!! ÜZGÜNÜM
YAŞAM DENEN UYKUDAN,UYANMASINI BİLEN YAR OLA!!!
- Zafer Uyanık
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 904
- Kayıt: Pzt May 30, 2005 21:53 pm
- Konum: İzmir
BAKIN ARKADAŞLAR ŞİMDİ TV. Yİ İZLİYORUM. SUUDİ KRAL ABDULLAH TÜRKİYE'YE GELMİŞ. ONCA PARA, PUL, İHTİŞAMLA. ÖZEL 2 KATLI UÇAĞIYLA.AŞÇILARIYLA, YEMEK TAKIMLARIYLA GELMİŞ. SWİSS OTELDE 123 KİŞİLİK KRAL DAİRELERİ HAZIRLATMIŞ. GECELİĞİNE 60 BİN DOLAR VERCEKMİŞ. VE ŞİMDİ SİZE SORUYORUM!!! NERDE MÜSLÜMAN KARDEŞLİĞİ, NERDE İSLAM BİRLİĞİ? LÜBNAN'DA SİVİLLER ÖLÜRKEN KRAL ABDULLAH GÜLÜMSEYEBİLİYOR VE MİLYONLARCA DOLARI LÜKS İHTİYAÇLARINA DÖKEBİLİYOR. BİRÇOK AÇ MÜSLÜMAN ÜLKESİNDE VEYA FİLİSTİNDE SEFALETTEYKEN. DAHA BİŞEY DEMİYORUM. BU İKİ YÜZLÜLÜKTEN BAŞKA BİŞEY DEĞİLMİDİR! YORUM SİZİN!
YAŞAM DENEN UYKUDAN,UYANMASINI BİLEN YAR OLA!!!
- gurbetcimanço
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1020
- Kayıt: Sal May 16, 2006 00:20 am
- Konum: Dudullu :)
- silahsız kuvvet
- Profesyonel

- Mesajlar: 313
- Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
- Konum: Selçuk'un yüreğinden
Zafer Uyanık ve gurbetçimanço arkadaşlarım hakkınız var
ama bu boyuttan da bakmak gerek...
------------------
Gazi olsa silaha sarılırdı [Alıntıdır]
TÜRKİYE'NİN başına tebelleş olanların çoğu, emperyalizmle işbirliği halinde hareket edilmesi lazım geldiğine inandırıldıkları için, etrafımızdaki coğrafyayı yeniden şekillendirmekte olanlara fırsat ve hatta cesaret vermişlerdir.
Halbuki emperyalizmin, kendi coğrafyamız demek olan etrafımızdaki coğrafyayı yeniden şekillendirmesine fırsat vermek, Türkiye'nin kuşatılmasına göz yummak demektir!
Bu kuşatmayı emperyalizmle el ele vererek kaldıramazsınız. Emperyalistlerin stratejik ortağı olmakla övünerek de kaldıramazsınız.
Eğer bir huruç hareketinde bulunmak ihtiyacı duyuyorsanız, Gazi'yi rehber almak gibi bir mecburiyetiniz var demektir.
Hint Müslümanları'na; "İkinci Dünya Savaşı'nın yaklaşmakta olduğuna, İngilizler'in Hindistan'a kuvvet sevk edemeyeceğine, dolayısıyla kısmi hürriyet için değil, istiklal-i tam için mücadele edilmesi gerektiğine" dair haberler yollayan Atatürk, Fransızlar'ı Hatay'dan söküp atmak için savaşı bile göze alan adamdır!
Fransa'yı Lübnan ve Suriye'den kovmak isteyen de O'dur!
Eğer Hasan Rıza Soyak'ın, Atatürk'ten Hatıralar isimli kitabının 2. cildini açarsanız 607. sayfada Gazi'nin şu sözleriyle
karşılaşırsınız.
Bu Hasan Rıza Soyak, Paşa'nın Katib-i Umumisi'dir, yani Genel Sekreteri.
Bakın Gazi ne demiş:
"... Ben bugünkü Fransız idarecilerinin Suriye ve Lübnan'a öyle kolay kolay istiklal vereceklerinden emin değilim, zaten uygulamayı birtakım yersiz bahanelerle üç sene sonraya ertelemeleri buna kanıt sayılabilir. Binaenaleyh biz hareketimizin kapsamına onları da alarak, kısa yoldan Suriye ve Lübnan'a özledikleri tam bağımsızlığı sağlayabiliriz.
Suriyeliler'in ordusu yoktur, fakat bizim ordumuz kafi. söz veriyorum icabederse girerim ve sonra yine çıkarım, temenni ederim ki; buna mecbur olmayalım."
Atatürk'ün İslam ülkelerinin istiklali konusunda nasıl hassas olduğuna dair bir belge daha sunmak istiyorum.
Dikkatinize sunacağım beyanat 27 Temmuz 1937 tarihli Bombay Chronic Gazetesi'nde "Filistin'e el sürülemez! Kemal Paşa, Avrupa'ya ihtar ediyor. Türkler mukaddes topraklarda yabancı hakimiyetine tahammül etmeyeceklerdir" başlığıyla yayınlanmış. Dahiliye Vekaleti Matbuat Umum Müdürlüğü'nün 20 Ağustos 1937 tarih ve 5476/7/1/K sayı numarası ve Dahiliye Vekili Şükrü Kaya imzasıyla Başvekalet yüksek makamına gönderilen tercüme metninin baş tarafında şöyle bir ifade var:
"Türkçe Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, Kemal Atatürk'ün Türkiye Millet Meclisi'nde irad etmiş olduğu bir nutuktan bahsediyor. Aşağıdaki satırlar bu nutkun Filistin'e taalluk eden kısmından alınmıştır."
Bu, kayıttan, Bombay Chronic Gazetesi'nin, Gazi'nin nutkunu Hakimiyet-i Milliye'den iktibas ettiği anlaşılıyor. Metin şöyle:
"(...) İslamiyet'in mukaddes yerlerinin Museviler'in ve Hıristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. (...) Hazret-i Peygamber'in son arzusunu yani mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız."(x)
Atatürk, etrafımızdaki coğrafyayı kastederek "Buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz" diyor.
Bizimkiler Türkiye'nin bile emperyalizmin oyun sahası olmasına baş eğdiler!
Gazi Paşa yaşıyor olsaydı derhal silaha sarılırdı. Bunlar, ancak telefona sarılabilmiştir!
--------------------------------------------------------------------------------
(x) Beyanatın tam metni 18 Mayıs 2005 tarihli Divan'da yayınlanmıştır.
Necdet Sevinç " Divan " - Tercüman
ama bu boyuttan da bakmak gerek...
------------------
Gazi olsa silaha sarılırdı [Alıntıdır]
TÜRKİYE'NİN başına tebelleş olanların çoğu, emperyalizmle işbirliği halinde hareket edilmesi lazım geldiğine inandırıldıkları için, etrafımızdaki coğrafyayı yeniden şekillendirmekte olanlara fırsat ve hatta cesaret vermişlerdir.
Halbuki emperyalizmin, kendi coğrafyamız demek olan etrafımızdaki coğrafyayı yeniden şekillendirmesine fırsat vermek, Türkiye'nin kuşatılmasına göz yummak demektir!
Bu kuşatmayı emperyalizmle el ele vererek kaldıramazsınız. Emperyalistlerin stratejik ortağı olmakla övünerek de kaldıramazsınız.
Eğer bir huruç hareketinde bulunmak ihtiyacı duyuyorsanız, Gazi'yi rehber almak gibi bir mecburiyetiniz var demektir.
Hint Müslümanları'na; "İkinci Dünya Savaşı'nın yaklaşmakta olduğuna, İngilizler'in Hindistan'a kuvvet sevk edemeyeceğine, dolayısıyla kısmi hürriyet için değil, istiklal-i tam için mücadele edilmesi gerektiğine" dair haberler yollayan Atatürk, Fransızlar'ı Hatay'dan söküp atmak için savaşı bile göze alan adamdır!
Fransa'yı Lübnan ve Suriye'den kovmak isteyen de O'dur!
Eğer Hasan Rıza Soyak'ın, Atatürk'ten Hatıralar isimli kitabının 2. cildini açarsanız 607. sayfada Gazi'nin şu sözleriyle
karşılaşırsınız.
Bu Hasan Rıza Soyak, Paşa'nın Katib-i Umumisi'dir, yani Genel Sekreteri.
Bakın Gazi ne demiş:
"... Ben bugünkü Fransız idarecilerinin Suriye ve Lübnan'a öyle kolay kolay istiklal vereceklerinden emin değilim, zaten uygulamayı birtakım yersiz bahanelerle üç sene sonraya ertelemeleri buna kanıt sayılabilir. Binaenaleyh biz hareketimizin kapsamına onları da alarak, kısa yoldan Suriye ve Lübnan'a özledikleri tam bağımsızlığı sağlayabiliriz.
Suriyeliler'in ordusu yoktur, fakat bizim ordumuz kafi. söz veriyorum icabederse girerim ve sonra yine çıkarım, temenni ederim ki; buna mecbur olmayalım."
Atatürk'ün İslam ülkelerinin istiklali konusunda nasıl hassas olduğuna dair bir belge daha sunmak istiyorum.
Dikkatinize sunacağım beyanat 27 Temmuz 1937 tarihli Bombay Chronic Gazetesi'nde "Filistin'e el sürülemez! Kemal Paşa, Avrupa'ya ihtar ediyor. Türkler mukaddes topraklarda yabancı hakimiyetine tahammül etmeyeceklerdir" başlığıyla yayınlanmış. Dahiliye Vekaleti Matbuat Umum Müdürlüğü'nün 20 Ağustos 1937 tarih ve 5476/7/1/K sayı numarası ve Dahiliye Vekili Şükrü Kaya imzasıyla Başvekalet yüksek makamına gönderilen tercüme metninin baş tarafında şöyle bir ifade var:
"Türkçe Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, Kemal Atatürk'ün Türkiye Millet Meclisi'nde irad etmiş olduğu bir nutuktan bahsediyor. Aşağıdaki satırlar bu nutkun Filistin'e taalluk eden kısmından alınmıştır."
Bu, kayıttan, Bombay Chronic Gazetesi'nin, Gazi'nin nutkunu Hakimiyet-i Milliye'den iktibas ettiği anlaşılıyor. Metin şöyle:
"(...) İslamiyet'in mukaddes yerlerinin Museviler'in ve Hıristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. (...) Hazret-i Peygamber'in son arzusunu yani mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız."(x)
Atatürk, etrafımızdaki coğrafyayı kastederek "Buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz" diyor.
Bizimkiler Türkiye'nin bile emperyalizmin oyun sahası olmasına baş eğdiler!
Gazi Paşa yaşıyor olsaydı derhal silaha sarılırdı. Bunlar, ancak telefona sarılabilmiştir!
--------------------------------------------------------------------------------
(x) Beyanatın tam metni 18 Mayıs 2005 tarihli Divan'da yayınlanmıştır.
Necdet Sevinç " Divan " - Tercüman