MANÇO,NUN FARKLI BİR BİYOĞRAFİSİ VE RÖPORTAJLARI

Barış Manço ile ilgili medyada çıkan haberleri paylaşabileceğiniz, Barış Abi'mizin ve eserlerinin yeni nesile ne şekilde aktarıldığını tartışabileceğiniz medya forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

Kullanıcı avatarı
lokmanço
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 452
Kayıt: Pzr Haz 18, 2006 19:55 pm
Konum: internet cafe'den

MANÇO,NUN FARKLI BİR BİYOĞRAFİSİ VE RÖPORTAJLARI

Mesajgönderen lokmanço » Çrş May 02, 2007 00:14 am

Türkiye'de o zamanlar yabancı şarkıların müziklerinin üzerine sözler yazılmakta olup oldukça tepki çeken bir sürü uygulama vardı. İşte bu aranjman karşıtı bir akımla (ister Anadolu pop deyin ister Anadolu rock) çesitli grupları doğurdu. Tabi bizi ilgilendiren "Kaygısızlar" adlı Barış Manço, Fuat Güner, Mahzar Alanson tarafından kurulan "Kaygısızlar" adlı gruptur.
Barış Manço'nun müzik piyasasındaki temelleri bu grupla olmuştur. Hızla zirveye doğru ilerliyordur. Bu dönemin en önemli olayı tam bir sanat eseri olan Dağlar Dağlar 'dır. 1970 Mart'ında çıkan Dağlar Dağlar 45'liği , ilk 6 ayında 700 binden fazla sattı. Altın Plak aldığı Dağlar Dağlar 45'liği Barış'ın hayatının dönüm noktası olmuştu.Bu onun 10. albümüdür ve şarkıyı Keban'dan İstanbul'a doğru minübüsle gelişi sırasında dağların görüntüsünden etkilenerek yazmıştır. Çok ilginçtir Barış Manço bu eseri piyasaya çıkarırken zorlanmıştır,iki ayrı dağlar dağlar versiyonu olan yapıtta müzik şirketi bu durumu halkı kandırmak gibi görse de Barış için bu durum sadece bir doğu batı sentezidir. Bir tarafta modern müzik diğer tarafta darbukalarla bezenmiş doğu motifleri , tabi ki eser sonunda piyasaya çıkar.. Aynı yıllarda görüntüsü değişmekte, müziği ve kıyafetleri ile yeni bir tarzı kendine uygulamaktaydı.Bir tezatı da burada yaşıyoruz sanırım toplumumuzda uzun saçlı insanlara karşı bir tepki varken o hiç yadırganmamıştır hatta bu haliyle sevilmiştir.Kendisi bu durumu özetle öze dönmek olarak yorumlar.Türk kültürüne ve türklüğümüze sahip çıkışının basit de olsa bir örneği sanırım.Saçlarını ona kimse kestiremezdi ama ordumuz buna da müsaade etmedi…1971 yılında Polatlı'da Topçu Asteğmen olarak askerliğe başlar.Başlar başlamasına ama saçları kesilmiştir ,başlangıçta üniversite diploması da kabul edilmez.(belki şimdi olsa hemen bir paralı askerlik çıkarıp işi hallederlerdi di mi?) Askerliğin son ayları ise sağlam dostluklar ve askeriyede bir dizi konserlerle zevkli hale gelir.
Kaygısızlar'la olan dönemin ardından Barış kısa bir süre için Moğollar'a katılır. Vokal ihtiyacı olan Moğollar , Barış'la birlikte güzel bir görüntü oluşturular. Fakat daha sonra Moğollar yurtdışı hayallerini gerçekleştirmek için Paris'e gider ve bu dönemde son bulur.Daha sonra Barış ölene kadar birlikte çalıştığı "Kurtalan Ekspres"i kurar.Bu gruba verilen isim bile onun ne kadar büyük bir Türkiye sevdalısı olduğunu bize gösterir. Adını İstanbul'dan Güneydoğuya giden trenden alan Kurtalan Ekspres'in ilk kadrosunda bir hayli ünlü isimler vardır. Bugünkü MFÖ'nün basçısı Özkan Uğur Moğollar grubundan Murat Ses ve Engin Yörükoğlu , Celal Güven bu isimlerden bir kaçıdır. İlerleyen zamanlarda birkaç sanatçı değişir ve sonunda sürekli birlikte olan bir grup oluşur. Kurtalan Ekspres Barış Manço ile birlikte bir çok ilki gerçekleştirip bir çok dev adım atarlar.
2 Aralık 1973'te Genç Osman (Ey Koca Topçu ) ' a klip çeker. Bu onun ilk klibidir.
Askerlikten sonra bir ara yine Belçika günleri araya girdi.Avrupanın en büyük stüdyolarında ilk long playini yaptı.Belçika da 1 numara bile oldu ancak zamanın dünya starlarıyla bu kulvarda dünya piyasasına atılan ilk türk olarak yarışamadı.yinede dev adımlar attı yurdışında İngilizce olarak bir albüm hazırlayıp Anadolu kültürü ile yoğurmuş ve hiç de küçümsenmeyecek bir başarı elde etmiştir ülkemizde de birkaç yıl önce piyasaya çıkan albümde nenni bebek(lonely man ismiyle) ve uzun ince bir yoldayım(tell me old man ismiyle) isimli türküleri İngilizce sözlerle yorumladı.(bir dünya starı gözüyle bakılan Tarkan acaba kimin kültürünü tanıtacak çok merak ediyorum umarım barış manço yu örnek alır)
Barış Manço, sıradışı kıyafetleri, takıları, kendine özgü el hareketleri ve değişik klipleri ile özgünlüğünü de gözler önüne sermekteydi.
Belçika'da bulunduğu yıllarda Maria Claude adında fotomodel bir genç kızla tanışır ve 6 yıl beraber yaşarlar. 1970 yılında nikah masasına otururlar. Bu evliliğin ömrü kısa sürer ve çift evliliklerinin altıncı ayında ayrılırlar. Kısa bir süre sonra karşısına çok seveceği Lale hanım çıkar. Lale hanım ablasındadır ve evdeki telefon çalışmayınca üst kat komşularına giderek "telefon edebilir miyim?" der. Cevap ise tam Barış'lık: "Benimle evlenirsen telefon edebilirsin." Lale de "neden olmasın!" der ve telefonla görüşmesini yaptıktan sonra, ücretini ödemek için cüzdanına el atar. O anda Barış da "ne gereği var, nasıl olsa evleneceğiz" der.

Ve de aynen öyle olur. 18 Temmuz 1978 yılında, bir anda parlayan bu aşk nikah masasında (Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde) resmileşir. 19 Mayıs 1981'de Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984'de de Batıkan Zorbey aileye dahil olur.Evliliklerinde mutlu bir birliktelik yaşayan çift bu uyumu iş hayatında da gösterir. Barış Manço'nun kliplerinde ve televizyon programlarında Lale Manço'yu yapımcı ve bazende yönetmen olarak görebiliriz.
Barış Manço 'nun Türk kültürünü tanıtmak için üstlendiği misyon olmasaydı beklide onu yaşarken unutacak eserleri günümüzün kıytırık popçuları gibi üç beş gün sonra dinlenmez hale gelecekti ama o çalışmalarını yaparken koskoca bir milleti temsil ettiğini hiç unutmadı. 1995'de verdiği Japonya konserlerinde binlerce Japon'un ellerinde Türk bayraklarıyla onu gözlerini kırpmadan coşkuyla izlemeleri , Kongo'daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde "Domates Biber Patlıcan" ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri , Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağlar'ı Arapça söylemesi ve programın sonunda Mısırlıların sokaklara dökülmesiyle program defalarca tekrarlanması , eserlerinin İngilizce , Fransızca , Arapça Yunanca, Bulgarca, , Farsça, Japonca, İbranice, , ve Flemenkçeye çevrilmesi müziğin evrenselliğini ve Türk insanının neleri yapabileceğini mükemmel bir şekilde göstermiştir.
Kendiside yabancı ülkelerdeki çalışları için "Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CD'lerimi alıyor. Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Türkiye'de bunun onda biri yapılmadı. Belçika'da ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği Onur Ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçika'nın en büyük gazetesi birinci sayfasının yarısını bize ayırdı. Türkiye'de 40 yıllık sanat hayatımda ilk sayfaya çıkamadım" diyerek bu bilge insana gereği kadar önem verilmemesine yakınır gibiydi.
Fransız basını ile yaptığı röportajda :
"Benim sanatsal yaşamım 1958 senesinde, 15 yaşındayken başladı. Galatasaray Lises'inde 3. yılımdı. İlk önceleri Türk halkı için söylerken Türkiye'ye yakın avrupa ülkeleri Almanya, Belçika, Hollanda'da da söyledim . Son yıllarda da Japon halkına. 1990,1991'de önemli konserler verdim Japonya'da. 1995'de 17 şehri kapsayan Japonya turnesine çıktım. Yaklaşık 45 gün sürdü. 3 CD gerçekleştirdim, 4.sü de hazırlanıyor. 1999'da Hindistan ve Çin'e turneye gidilecek (maalesef bunu gerçekleştiremedi). Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Tataristan da turne programımıza dahil. 40 yıl boyunca, milyonlarca insana şarkılarımla dokundum.

17 dil bildiğiniz söyleniyor, bu doğru mu?
Hayır, abartmamak gerek.İngilizce, fransızca'yı anadilim seviyesinde biliyorum. Biraz japonca biliyorum. Bu dili de oradaki kariyerimle paralel olarak öğrendim. Yani Japonca'yı öğrenmek zorundaydım. Almanca, arapça, farsça, ispanyolca, italyanca da konuşabilirim. Okuyabilir ve çok iyi anlayabilirim. Konuşmak başka bir şey ama okumak daha kolay. Mesela, ispanyolca bir gazeteyi fransızca gibi okuyabilir ve anlayabilirim.

Büyük bir proje üzerinde çalışıyorsunuz. Osmanlı Devleti'nin 700. yılı ile ilgili bir belgesel hazırlıyorsunuz değil mi?
Bu konuda yeterince belgeye sahip olduğumu düşünüyorum. Haftalık televizyon programlarını bu projeye yoğunlaşmak için bıraktım. Bu 700. yıl benim için çok büyük bir fırsat. Bu belgeselde sadece imparatorluğun 700 yılından değil Türklerin 2000 yıllık hikayesinden de bahsedeceğim. Ekibimle Moğolistan'a sonra da Orta Asya'ya çekimler için gittik. ( Bu belgeseli hazırlamaya da ömrü yetmemiştir)

Fransa'da Jean-Paul Roux, "Deux mille ans de l'Histoire Turque" (2000 yıllık Türk Tarihi) adlı bir kitap yayınladı. 2000 yıl tanımından bizler biraz rahatsız olduk.
Bana göre bu tanım doğru. Önyargılı bakmamak, kanıtlara yönelmek gerekir. Çin arşivlerinde, Türklerin yüzyılın başından beri varolduğunu görürsünüz. Antikite biraz mat çünkü bana göre Ergenekon, Sümer, Hitit ve diğer orta Asya coğrafyasında var olan mitolojilerle biraz karışmış gibi. Ben biraz biraz bizim hikayemizi anlatmayı deneyeceğim. Zaten, arap arşivlerinde de 900'ler civarında Türkleri görebiliyoruz.

Sizin özel stiliniz, saçlarınız ve yüzükleriniz de hayli ilgi çekti.


Ah, bu sadece dış görünüşle ilgili. Saçlar, yüzükler, bunlar birer görüntü. Bu bir Coca-Cola şişesi gibi. Onu farklı bir şişeye koyun aynı tadı alamazsınız. Bu bir birliktelik. Bu benim yazdığım şarkıların sözlerinde de var. İki kol düğmesinin hikayesi vardır. Bu tür elementleri neredeyse her şarkımda görebilirsiniz. "
İnsanımız yurt dışında yapılan bu çalışmaları görmezden gelebilir fakat ülkemizde yaptığı "Adam Olacak Çocuk" en geniş kitleye ulaşan öğretici programdı . Türk insanının beynini yıkayarak kültürünü çökertmek için kanı , dehşeti ve ahlaksız programları saatlerce gözler önüne sunan bazı medya patronlarına televizyonculuk öyle değil böyle yapılır diyordu sanki.
Ekim 1988'de TRT'de yayınlanan 7'den 77'ye, Dönence, 4x21 Dolu Dizgin programları ile dünyayı defalarca turlar. Barış ve Ekibi bu program içi 10 yıl içinde Ekvatordan kutuplara , 5 kıtada 100'den fazla yöreye , ülkeye gider.yaklaşık 600 bin km (ekvatorun çevresi 40076 km yani yaklaşık 15 kez dünyanın çevresini dolaşmış diyebiliriz)
Siyasete atılmayı da düşünen Barış Manço sağlık sorunları yüzünden bundan vazgeçmiştir .(iyi ki de öyle yapmış , iyi insan siyasette harcanır)
Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.
31.0cak 1999 günü 01.25'de Barış Manço vefat etti. Halil İbrahim Sofrası , Ahmet Beyin Ceketi ,Dört Kapı,Benden Öte Benden Ziyade gibi tasavvufi eserlerin sahibi olan bir insan sanırım ölümü de bir başlangıç olarak görmektedir.Onun ne demek istediğini anlayan insanlar için olun yaşayıp yaşamaması fark etmeycektir. Ölümsüz eserleri , yaptığı hizmetlerle ismi saygı ve rahmetle anılacaktır.

COBAN YILDIZI

Mesajgönderen COBAN YILDIZI » Pzr May 06, 2007 00:44 am

Tesekkurler..

Kullanıcı avatarı
satellite
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 354
Kayıt: Sal Oca 04, 2005 14:42 pm
Konum: fark yaparmı???

Mesajgönderen satellite » Pzr May 06, 2007 16:28 pm

çok güzel bi yazı ellerine sağlık kardeş....
Gamzedeyim deva bulmam...

Kullanıcı avatarı
efemanco
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 3776
Kayıt: Çrş Haz 29, 2005 17:43 pm
Konum: DÖNENCENİN DÖNECEĞİ YERDEN(TÜRKİYEDEN)

Mesajgönderen efemanco » Pzr May 06, 2007 17:08 pm

ELLERİNE YÜREĞİNE SAĞLIK....
BİR GÜN GELECEK DÖNENCE BİLİYORUM...

Kullanıcı avatarı
baris_onsel
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 1936
Kayıt: Cum Ara 23, 2005 14:36 pm
Konum: Adana

Mesajgönderen baris_onsel » Pzr May 06, 2007 18:03 pm

yazı çok güzel kardeş...sağol paylaştığın için :alkis: :alkis:

Kullanıcı avatarı
Zafer Uyanık
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 904
Kayıt: Pzt May 30, 2005 21:53 pm
Konum: İzmir

Mesajgönderen Zafer Uyanık » Çrş May 23, 2007 20:12 pm

saol lokman!
YAŞAM DENEN UYKUDAN,UYANMASINI BİLEN YAR OLA!!!

ogulcan

Mesajgönderen ogulcan » Çrş May 23, 2007 20:44 pm

Hemen çıktısını aldım sağol

Kullanıcı avatarı
mgogebakan
Üst Düzey Üye
Üst Düzey Üye
Mesajlar: 108
Kayıt: Prş Ağu 31, 2006 19:15 pm
Konum: İstaNbul

Mesajgönderen mgogebakan » Cum May 25, 2007 23:10 pm

eyvallah..
Barış Manço

drfth
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 383
Kayıt: Pzr Eki 08, 2006 06:33 am

Mesajgönderen drfth » Prş Haz 21, 2007 02:58 am

keşke nereden alıntı yaptığını da yazsaydın kardeşim.
her ne kadar alıntı yapılan site şu an aktif olmasada ve bilgi ve içerik olarak kendini yeterli görmediğinden kullanıcılarını www.barismancomix.com a yönlendirsede ismini yazabilirdin.
yine de insan kendi yazdıklarını böyle ansızın karşısında görünce şaşırıp hoşuna gidiyor.
şunu da belirtmek istiyorum yazdıklarımın bazılarında bilgi olarak kesin deliller yoktur ve bazılarıda tartışılıyordur. hatta şunu da söyleyim bunları yazdığım tarih 2001 yılıydı ve yazılanların pek çoğu farklı kaynaklardan derlenerek yazılmıştır. yani orjinal olarak benim bilgi birikimim değildir uzun zaman geçtiği için ve websitem aktif olmadığı içinde şu an alıntı yapılan kaynakları belirtemiyorum.ama benzetmeler parantez içi cümleler ve temennilerin hepsi benim elimden çıkmıştır ve düzenlenme bana aittir. her ne kadar şu an için eksik ve yanlış bazı bilgiler bulunsa da 2001 yılı için iyi bir çalışma sanırım. barışla kalın....

Kullanıcı avatarı
rapin_kizi__
Rekortmen Üye
Rekortmen Üye
Mesajlar: 2100
Kayıt: Pzr Oca 07, 2007 23:44 pm
Konum: kendi ütopyasından..
İletişim:

Mesajgönderen rapin_kizi__ » Prş Haz 21, 2007 17:51 pm

satellite yazdı:çok güzel bi yazı ellerine sağlık kardeş....


katılıyorum tasocum
KöR OlmUŞ bEyİnLErDE aĞ yapMıŞ ÖrüMCEğİM

Kullanıcı avatarı
manco halil
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 316
Kayıt: Pzr Haz 11, 2006 15:09 pm
Konum: BARIŞ"IN VE SEVGİNİN BOLCA OLDUĞU YERDEN..

sd

Mesajgönderen manco halil » Prş Haz 21, 2007 21:41 pm

doğru söze kım ne dıye bılırkı .. barış babamız senınde dedın gıbı ölümü bıle baslangıctır ..yanı yasamı boyunca bır hazıne yaptı sımdıde o hazıneyı bızlere bıraktı .ama bızlerde bu hazıneyı malasef hor görüyoruz türk halkı olarak ..çünkiş o bır evlıyaydı. mmodern evlıya celebı..sevgı ve barış la kalın..
halil

COBAN YILDIZI

Mesajgönderen COBAN YILDIZI » Cmt Haz 23, 2007 06:17 am

drfth yazdı:keşke nereden alıntı yaptığını da yazsaydın kardeşim.
her ne kadar alıntı yapılan site şu an aktif olmasada ve bilgi ve içerik olarak kendini yeterli görmediğinden kullanıcılarını www.barismancomix.com a yönlendirsede ismini yazabilirdin.
yine de insan kendi yazdıklarını böyle ansızın karşısında görünce şaşırıp hoşuna gidiyor.
şunu da belirtmek istiyorum yazdıklarımın bazılarında bilgi olarak kesin deliller yoktur ve bazılarıda tartışılıyordur. hatta şunu da söyleyim bunları yazdığım tarih 2001 yılıydı ve yazılanların pek çoğu farklı kaynaklardan derlenerek yazılmıştır. yani orjinal olarak benim bilgi birikimim değildir uzun zaman geçtiği için ve websitem aktif olmadığı içinde şu an alıntı yapılan kaynakları belirtemiyorum.ama benzetmeler parantez içi cümleler ve temennilerin hepsi benim elimden çıkmıştır ve düzenlenme bana aittir. her ne kadar şu an için eksik ve yanlış bazı bilgiler bulunsa da 2001 yılı için iyi bir çalışma sanırım. barışla kalın....


Fatih senin Baris Manco icin actigin web siten vardi demek :?: Hic bahsetmemistin..Cok mutevazisin :)

drfth
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 383
Kayıt: Pzr Eki 08, 2006 06:33 am

Mesajgönderen drfth » Cmt Haz 23, 2007 21:48 pm

:) çoban yıldızı barışmancomix varken bahsetmeye gerek duymadım zaten şu anda da aktif değiller. yine de sağol :)

Kullanıcı avatarı
fairground
Forum Duayeni
Forum Duayeni
Mesajlar: 571
Kayıt: Pzr Oca 04, 2004 00:58 am
Konum: istanbul

Mesajgönderen fairground » Pzr Haz 24, 2007 00:43 am

drfth yazdı:keşke nereden alıntı yaptığını da yazsaydın kardeşim.
her ne kadar alıntı yapılan site şu an aktif olmasada ve bilgi ve içerik olarak kendini yeterli görmediğinden kullanıcılarını www.barismancomix.com a yönlendirsede ismini yazabilirdin.
yine de insan kendi yazdıklarını böyle ansızın karşısında görünce şaşırıp hoşuna gidiyor.
şunu da belirtmek istiyorum yazdıklarımın bazılarında bilgi olarak kesin deliller yoktur ve bazılarıda tartışılıyordur. hatta şunu da söyleyim bunları yazdığım tarih 2001 yılıydı ve yazılanların pek çoğu farklı kaynaklardan derlenerek yazılmıştır. yani orjinal olarak benim bilgi birikimim değildir uzun zaman geçtiği için ve websitem aktif olmadığı içinde şu an alıntı yapılan kaynakları belirtemiyorum.ama benzetmeler parantez içi cümleler ve temennilerin hepsi benim elimden çıkmıştır ve düzenlenme bana aittir. her ne kadar şu an için eksik ve yanlış bazı bilgiler bulunsa da 2001 yılı için iyi bir çalışma sanırım. barışla kalın....


alıntılara dikkat etmek önemlidir diyoruz. işte buyrun en açık örneği. yazana da hatırlatana da teşekkürler.
Tanrı Türkiye'yi, yönetenlerinden korusun!

Kullanıcı avatarı
lokmanço
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 452
Kayıt: Pzr Haz 18, 2006 19:55 pm
Konum: internet cafe'den

Mesajgönderen lokmanço » Pzr Haz 24, 2007 15:32 pm

drfth yazdı:keşke nereden alıntı yaptığını da yazsaydın kardeşim.
her ne kadar alıntı yapılan site şu an aktif olmasada ve bilgi ve içerik olarak kendini yeterli görmediğinden kullanıcılarını www.barismancomix.com a yönlendirsede ismini yazabilirdin.
yine de insan kendi yazdıklarını böyle ansızın karşısında görünce şaşırıp hoşuna gidiyor.
şunu da belirtmek istiyorum yazdıklarımın bazılarında bilgi olarak kesin deliller yoktur ve bazılarıda tartışılıyordur. hatta şunu da söyleyim bunları yazdığım tarih 2001 yılıydı ve yazılanların pek çoğu farklı kaynaklardan derlenerek yazılmıştır. yani orjinal olarak benim bilgi birikimim değildir uzun zaman geçtiği için ve websitem aktif olmadığı içinde şu an alıntı yapılan kaynakları belirtemiyorum.ama benzetmeler parantez içi cümleler ve temennilerin hepsi benim elimden çıkmıştır ve düzenlenme bana aittir. her ne kadar şu an için eksik ve yanlış bazı bilgiler bulunsa da 2001 yılı için iyi bir çalışma sanırım. barışla kalın....
ben saatelerce yeni şeyler arıyorum ve sadece internet cafe ortamında...
bu yazıyıda duygu korosu sitesinden alıntı yaptım ve yazının altında kime it olduğu yazmıyordu.araştırabilirsiniz

drfth
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 383
Kayıt: Pzr Eki 08, 2006 06:33 am

Mesajgönderen drfth » Pzt Haz 25, 2007 03:58 am

değerli kardeşim lokmanco bu konu ile ilgili tartışmak gibi bir niyetim yok seninle ama şunu bilki yazı bana ait ve kimin nerede nasıl kullandığı da artık umurumda değil. sadece okunsun yeter. duygukorosunun web sitesine de benzer bir açıklama yaptım ama dönen olmadı ki böyle bir beklenti içinde de değilim. sen alıntı yaptın ve ismimi yazmadın diye herhangi bir kırgınlığım yok , olamaz da, kendini suclu hissetmene de gerek yok alıntı yaptığın yerde ismimi belirtmemiş zaten üstelik bu forumu uzun zamadır takip ediyorum ve kimin faydalı işler yapıp yapmadığını da takip edebiliyorum. senin şu ana kadar yaptıkların ve iyi niyetin zaten ortada.sadece senden dileğim şudur oradan aldım altında imza yoktu falan gibi acıklamalara girme yazı benim sadece bunu belirtmek istemiştim ve dediğim gibi ben altında ismimin olup olmadığını fazla önemsemiyorum. bu tartışmanında açtığın konuyu gölgelemesini istemiyorum barışla kalın...
dr.fatih

drfth
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 383
Kayıt: Pzr Eki 08, 2006 06:33 am

Mesajgönderen drfth » Pzt Haz 25, 2007 04:08 am

yazının tamamını yazmak da artık şart oldu :
Yazan: Fatih Türkmen

Barış Manço'nun Anahtar adlı eserinde de andığı Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesinden sonra kökleri, Konya'nın önde gelen ailelerinden olan Mançozade adlı büyük bir aile de Rumeli'ye göçer.Selanik'e yerleşirler ve buradaki yaşamları 1.Dünya Savaşı'na kadar sürer. İstanbul'a yerleşen Mehmet Abdi Bey burada Nimet Hanım(Gülpembe'nin kahramanı) ile evlenir.Ailenin soyadı da artık " Manço "olmuştur.
Nimet Hanım ile Abdi Bey'in oğlu İsmail Hakkı Bey , Rikkat Hanım ile evlenir. Bu aile ikinci çocuklarının mutluluğunu 2 Ocak 1943 yılında doğan Mehmet Barış Manço ile yaşarlar.Savaş sonrası zorlu günler Barış Manço'nun Eski Bir Fincan adlı şarkısında da bahsettiği ekmek karnesine 15 ekmek mührüyle yazılır.onun diğer 3 kardeşi Oktay Manço, Savaş Manço ve İnci Manço'dur. Savaşın zorluğunu yaşayan aile yeni doğan oğullarına Barış ismini verirken zorlanmazlar.
Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Rikkat Hanımla İsmail Hakkı Bey Barış 3 yaşındayken ayrılığı seçerler. Barış Manço artık babasıyla birlikte Kadıköy'de yaşamaya başlar.
Gazi Mustafa Kemal İlkokulu ardından 4. sınıfı Ankara Maarif Koleji'nde, 5.sınıfı da Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda tamamlar daha sonra Galatasaray Lisesi'ne devam etmiştir. Abisi Savaş'ın da Galatasaray Lisesi'nde olması onun için kolaylık olmuştur.Bir lakabıda vardır artık . Abisine ayı denilirmiş Barış da gelince "Büyük Ayı" ve "Küçük Ayı" denilmiş.
10. sınıfdayken babasını kaybeden Barış Manço, Galatasaray Lisesi'nden ayrılarak bir türlü bitiremediği 11.sınıfı Şişli Terakki Lisesi'nde bitirip 1963 yılında mezun olmuştur.
Ailenin de müzikle ilgisi olması onu erken yaşlarda bu dalla ilgilenmesi sağlar daha ortaokul 2. sınıf öğrencisiyken de amatör olarak müzikle uğraşmaya başlamıştır. 14 yaşındayken kurduğu Kafadarlar adlı grubuyla o yıllarda genelde ingilizce parçalar seslendirirdi , bugünün ünlü ekonomistlerinden Asaf Savaş Akad 'da grubun saksofoncusuydu.. İkinci grubunun adı ise Haramiler'dir. Haramiler'le birlikte dönemin popüler müziklerini yorumladı. İlk defa sahneye bir yakınının düğününde çıkar ve İngilizce şarkılar söyler.ilk resmi konseride 1959 Nisan'ında Galatasaray Lisesi konferans salonunda oldu.
Babasının ölümünden sonra maddi olarak zorlu günler geçiren ve parasız kalan Barış yinede ideallerinin peşinden koşar. Liseyi bitirince 20 Eylül 1963 yılında önce Paris'e oradan da 1963'te, otostop yaparak Belçika'ya ağabeyi Savaş Manço 'nun yanına gider. Barış resme ve müziğe ilgilidir ve oldukça yeteneklidir. Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim, grafik ve iç mimari okur.1969'da diplomasına kavuşur.Lisede çok başarılı olmayan, hatta müzik ve coğrafyadan ikmale kalan Barış Manço, bu okuldan çok iyi derece ile, okul birincisi olarak mezun olmuştur. Dünyayı dolaşan dünya çapında tanınan bir sanatçı için tuhaf bir durum olsa da ezberci ve baskıcı eğitimin hükmettiği ülkemiz için sıradan bir durum olsa gerek.Brüksel'de kimi zaman Türk isçilerine tercümanlık, bazen garsonluk yaparak veya Türkiye'den getirttikleri filmleri orada yaşamakta olan Türk isçilerine izlettirerek para kazanır iki kardeş . Belçika'ya gittiğinde müzikten uzaklaşmadı. "Les Mistigris" adlı grubu kurarak müzik çalışmalarına devam etti. Amerikalı, Belçikalı, İtalyan, Kuzey Afrikalı, İngiliz müzisyenlerden oluşan bu grup ile İki yıl çalışan Manço 2 tane de 45'lik çıkarır. Ayrıca Paris'in ünlü bir yeri olan Olympia 'da bir de konser verirler. Orada Barış Manço - Nick The Chopper albümünü çıkarır. Barış'ın amacı grubuyla birlikte Türkiye'ye dönüş yapmaktır. Fakat Türkiye'ye yalnız olarak döner.
Türkiye'de o zamanlar yabancı şarkıların müziklerinin üzerine sözler yazılmakta olup oldukça tepki çeken bir sürü uygulama vardı. İşte bu aranjman karşıtı bir akımla (ister Anadolu pop deyin ister Anadolu rock) çesitli grupları doğurdu. Tabi bizi ilgilendiren "Kaygısızlar" adlı Barış Manço, Fuat Güner, Mahzar Alanson tarafından kurulan "Kaygısızlar" adlı gruptur.
Barış Manço'nun müzik piyasasındaki temelleri bu grupla olmuştur. Hızla zirveye doğru ilerliyordur. Bu dönemin en önemli olayı tam bir sanat eseri olan Dağlar Dağlar 'dır. 1970 Mart'ında çıkan Dağlar Dağlar 45'liği , ilk 6 ayında 700 binden fazla sattı. Altın Plak aldığı Dağlar Dağlar 45'liği Barış'ın hayatının dönüm noktası olmuştu.Bu onun 10. albümüdür ve şarkıyı Keban'dan İstanbul'a doğru minübüsle gelişi sırasında dağların görüntüsünden etkilenerek yazmıştır. Çok ilginçtir Barış Manço bu eseri piyasaya çıkarırken zorlanmıştır,iki ayrı dağlar dağlar versiyonu olan yapıtta müzik şirketi bu durumu halkı kandırmak gibi görse de Barış için bu durum sadece bir doğu batı sentezidir. Bir tarafta modern müzik diğer tarafta darbukalarla bezenmiş doğu motifleri , tabi ki eser sonunda piyasaya çıkar.. Aynı yıllarda görüntüsü değişmekte, müziği ve kıyafetleri ile yeni bir tarzı kendine uygulamaktaydı.Bir tezatı da burada yaşıyoruz sanırım toplumumuzda uzun saçlı insanlara karşı bir tepki varken o hiç yadırganmamıştır hatta bu haliyle sevilmiştir.Kendisi bu durumu özetle öze dönmek olarak yorumlar.Türk kültürüne ve türklüğümüze sahip çıkışının basit de olsa bir örneği sanırım.Saçlarını ona kimse kestiremezdi ama ordumuz buna da müsaade etmedi…1971 yılında Polatlı'da Topçu Asteğmen olarak askerliğe başlar.Başlar başlamasına ama saçları kesilmiştir ,başlangıçta üniversite diploması da kabul edilmez.(belki şimdi olsa hemen bir paralı askerlik çıkarıp işi hallederlerdi di mi?) Askerliğin son ayları ise sağlam dostluklar ve askeriyede bir dizi konserlerle zevkli hale gelir.
Kaygısızlar'la olan dönemin ardından Barış kısa bir süre için Moğollar'a katılır. Vokal ihtiyacı olan Moğollar , Barış'la birlikte güzel bir görüntü oluşturular. Fakat daha sonra Moğollar yurtdışı hayallerini gerçekleştirmek için Paris'e gider ve bu dönemde son bulur.Daha sonra Barış ölene kadar birlikte çalıştığı "Kurtalan Ekspres"i kurar.Bu gruba verilen isim bile onun ne kadar büyük bir Türkiye sevdalısı olduğunu bize gösterir. Adını İstanbul'dan Güneydoğuya giden trenden alan Kurtalan Ekspres'in ilk kadrosunda bir hayli ünlü isimler vardır. Bugünkü MFÖ'nün basçısı Özkan Uğur Moğollar grubundan Murat Ses ve Engin Yörükoğlu , Celal Güven bu isimlerden bir kaçıdır. İlerleyen zamanlarda birkaç sanatçı değişir ve sonunda sürekli birlikte olan bir grup oluşur. Kurtalan Ekspres Barış Manço ile birlikte bir çok ilki gerçekleştirip bir çok dev adım atarlar.
2 Aralık 1973'te Genç Osman (Ey Koca Topçu ) ' a klip çeker. Bu onun ilk klibidir.
Askerlikten sonra bir ara yine Belçika günleri araya girdi.Avrupanın en büyük stüdyolarında ilk long playini yaptı.Belçika da 1 numara bile oldu ancak zamanın dünya starlarıyla bu kulvarda dünya piyasasına atılan ilk türk olarak yarışamadı.yinede dev adımlar attı yurdışında İngilizce olarak bir albüm hazırlayıp Anadolu kültürü ile yoğurmuş ve hiç de küçümsenmeyecek bir başarı elde etmiştir ülkemizde de birkaç yıl önce piyasaya çıkan albümde nenni bebek(lonely man ismiyle) ve uzun ince bir yoldayım(tell me old man ismiyle) isimli türküleri İngilizce sözlerle yorumladı.(bir dünya starı gözüyle bakılan Tarkan acaba kimin kültürünü tanıtacak çok merak ediyorum umarım barış manço yu örnek alır)
Barış Manço, sıradışı kıyafetleri, takıları, kendine özgü el hareketleri ve değişik klipleri ile özgünlüğünü de gözler önüne sermekteydi.
Belçika'da bulunduğu yıllarda Maria Claude adında fotomodel bir genç kızla tanışır ve 6 yıl beraber yaşarlar. 1970 yılında nikah masasına otururlar. Bu evliliğin ömrü kısa sürer ve çift evliliklerinin altıncı ayında ayrılırlar. Kısa bir süre sonra karşısına çok seveceği Lale hanım çıkar. Lale hanım ablasındadır ve evdeki telefon çalışmayınca üst kat komşularına giderek "telefon edebilir miyim?" der. Cevap ise tam Barış'lık: "Benimle evlenirsen telefon edebilirsin." Lale de "neden olmasın!" der ve telefonla görüşmesini yaptıktan sonra, ücretini ödemek için cüzdanına el atar. O anda Barış da "ne gereği var, nasıl olsa evleneceğiz" der.

Ve de aynen öyle olur. 18 Temmuz 1978 yılında, bir anda parlayan bu aşk nikah masasında (Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde) resmileşir. 19 Mayıs 1981'de Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984'de de Batıkan Zorbey aileye dahil olur.Evliliklerinde mutlu bir birliktelik yaşayan çift bu uyumu iş hayatında da gösterir. Barış Manço'nun kliplerinde ve televizyon programlarında Lale Manço'yu yapımcı ve bazende yönetmen olarak görebiliriz.
Barış Manço 'nun Türk kültürünü tanıtmak için üstlendiği misyon olmasaydı beklide onu yaşarken unutacak eserleri günümüzün kıytırık popçuları gibi üç beş gün sonra dinlenmez hale gelecekti ama o çalışmalarını yaparken koskoca bir milleti temsil ettiğini hiç unutmadı. 1995'de verdiği Japonya konserlerinde binlerce Japon'un ellerinde Türk bayraklarıyla onu gözlerini kırpmadan coşkuyla izlemeleri , Kongo'daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde "Domates Biber Patlıcan" ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri , Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağlar'ı Arapça söylemesi ve programın sonunda Mısırlıların sokaklara dökülmesiyle program defalarca tekrarlanması , eserlerinin İngilizce , Fransızca , Arapça Yunanca, Bulgarca, , Farsça, Japonca, İbranice, , ve Flemenkçeye çevrilmesi müziğin evrenselliğini ve Türk insanının neleri yapabileceğini mükemmel bir şekilde göstermiştir.
Kendiside yabancı ülkelerdeki çalışları için "Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CD'lerimi alıyor. Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Türkiye'de bunun onda biri yapılmadı. Belçika'da ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği Onur Ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçika'nın en büyük gazetesi birinci sayfasının yarısını bize ayırdı. Türkiye'de 40 yıllık sanat hayatımda ilk sayfaya çıkamadım" diyerek bu bilge insana gereği kadar önem verilmemesine yakınır gibiydi.
Fransız basını ile yaptığı röportajda :
"Benim sanatsal yaşamım 1958 senesinde, 15 yaşındayken başladı. Galatasaray Lises'inde 3. yılımdı. İlk önceleri Türk halkı için söylerken Türkiye'ye yakın avrupa ülkeleri Almanya, Belçika, Hollanda'da da söyledim . Son yıllarda da Japon halkına. 1990,1991'de önemli konserler verdim Japonya'da. 1995'de 17 şehri kapsayan Japonya turnesine çıktım. Yaklaşık 45 gün sürdü. 3 CD gerçekleştirdim, 4.sü de hazırlanıyor. 1999'da Hindistan ve Çin'e turneye gidilecek (maalesef bunu gerçekleştiremedi). Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Tataristan da turne programımıza dahil. 40 yıl boyunca, milyonlarca insana şarkılarımla dokundum.

17 dil bildiğiniz söyleniyor, bu doğru mu?
Hayır, abartmamak gerek.İngilizce, fransızca'yı anadilim seviyesinde biliyorum. Biraz japonca biliyorum. Bu dili de oradaki kariyerimle paralel olarak öğrendim. Yani Japonca'yı öğrenmek zorundaydım. Almanca, arapça, farsça, ispanyolca, italyanca da konuşabilirim. Okuyabilir ve çok iyi anlayabilirim. Konuşmak başka bir şey ama okumak daha kolay. Mesela, ispanyolca bir gazeteyi fransızca gibi okuyabilir ve anlayabilirim.

Büyük bir proje üzerinde çalışıyorsunuz. Osmanlı Devleti'nin 700. yılı ile ilgili bir belgesel hazırlıyorsunuz değil mi?
Bu konuda yeterince belgeye sahip olduğumu düşünüyorum. Haftalık televizyon programlarını bu projeye yoğunlaşmak için bıraktım. Bu 700. yıl benim için çok büyük bir fırsat. Bu belgeselde sadece imparatorluğun 700 yılından değil Türklerin 2000 yıllık hikayesinden de bahsedeceğim. Ekibimle Moğolistan'a sonra da Orta Asya'ya çekimler için gittik. ( Bu belgeseli hazırlamaya da ömrü yetmemiştir)

Fransa'da Jean-Paul Roux, "Deux mille ans de l'Histoire Turque" (2000 yıllık Türk Tarihi) adlı bir kitap yayınladı. 2000 yıl tanımından bizler biraz rahatsız olduk.
Bana göre bu tanım doğru. Önyargılı bakmamak, kanıtlara yönelmek gerekir. Çin arşivlerinde, Türklerin yüzyılın başından beri varolduğunu görürsünüz. Antikite biraz mat çünkü bana göre Ergenekon, Sümer, Hitit ve diğer orta Asya coğrafyasında var olan mitolojilerle biraz karışmış gibi. Ben biraz biraz bizim hikayemizi anlatmayı deneyeceğim. Zaten, arap arşivlerinde de 900'ler civarında Türkleri görebiliyoruz.

Sizin özel stiliniz, saçlarınız ve yüzükleriniz de hayli ilgi çekti.


Ah, bu sadece dış görünüşle ilgili. Saçlar, yüzükler, bunlar birer görüntü. Bu bir Coca-Cola şişesi gibi. Onu farklı bir şişeye koyun aynı tadı alamazsınız. Bu bir birliktelik. Bu benim yazdığım şarkıların sözlerinde de var. İki kol düğmesinin hikayesi vardır. Bu tür elementleri neredeyse her şarkımda görebilirsiniz. "
İnsanımız yurt dışında yapılan bu çalışmaları görmezden gelebilir fakat ülkemizde yaptığı "Adam Olacak Çocuk" en geniş kitleye ulaşan öğretici programdı . Türk insanının beynini yıkayarak kültürünü çökertmek için kanı , dehşeti ve ahlaksız programları saatlerce gözler önüne sunan bazı medya patronlarına televizyonculuk öyle değil böyle yapılır diyordu sanki.
Ekim 1988'de TRT'de yayınlanan 7'den 77'ye, Dönence, 4x21 Dolu Dizgin programları ile dünyayı defalarca turlar. Barış ve Ekibi bu program içi 10 yıl içinde Ekvatordan kutuplara , 5 kıtada 100'den fazla yöreye , ülkeye gider.yaklaşık 600 bin km (ekvatorun çevresi 40076 km yani yaklaşık 15 kez dünyanın çevresini dolaşmış diyebiliriz)
Siyasete atılmayı da düşünen Barış Manço sağlık sorunları yüzünden bundan vazgeçmiştir .(iyi ki de öyle yapmış , iyi insan siyasette harcanır)
Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.
31.0cak 1999 günü 01.25'de Barış Manço vefat etti. Halil İbrahim Sofrası , Ahmet Beyin Ceketi ,Dört Kapı,Benden Öte Benden Ziyade gibi tasavvufi eserlerin sahibi olan bir insan sanırım ölümü de bir başlangıç olarak görmektedir.Onun ne demek istediğini anlayan insanlar için olun yaşayıp yaşamaması fark etmeycektir. Ölümsüz eserleri , yaptığı hizmetlerle ismi saygı ve rahmetle anılacaktır.