LALE-BARIŞ MANÇO
Yarım kalan sevda
Beş yıl önce kaybettiğimiz Barış Manço, 1977'de nişanlandığı Lale Çağlar'la 18 Temmuz 1978 tarihinde evlendi. Daha sonra iki de çocukları oldu. Mutluydular. Lale Manço 'Onunla geçen yıllarım rüya gibiydi' diyor şimdi...
Barış Manço, 1943 yılında Ocak ayının ilk günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası İsmail Hakkı, annesi Rikkat Hanım, ağabeysi Savaş ve kız kardeşi İnci ile mutlu bir çocukluk yaşadı. Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu. Müzik hayatına lise sıralarında kurduğu Barış Manço ve Harmonileri adlı amatör toplulukla başladı (1960). 20 Eylül 1963'te otostop yaparak Paris'e gitti. Paris'ten Belçika'ya geçti ve orada Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi. Orada desen ve grafik eğitimi gördü. Aynı yıllarda, bir yandan okudu, diğer yandan tabelacılık, garsonluk, gece bekçiliği yaparak geçimini sağladı. Akademiyi 1979'da birincilikle bitirdi. Ancak, hayatının en güzel dönemi de akademide başladı.
'Akademide okurken Lale Çağlar'la tanıştım. Zaten onu tanır tanımaz da kanım kaynadı. Biz Lale ile bir elmanın iki yarısı gibiyiz. Ben onu, o beni çok iyi tanır ve ne zaman nasıl tepki vereceğimizi de çok iyi bilir.'
Lale Manço, bugün o dönemi hatırladıkça gözleri doluyor.
'Barış çok özel birisiydi. Kimseye pek benzemeyen, orijinal birisiydi. Sanatçı olmasının getirdiği ruh hali ise inanılmazdı. Onunla geçen yıllarım adeta bir rüya gibiydi. Göz açıp kapatıncaya dek yaşandı bitti.'
1977'de Lale Çağlar'la nişanlandı Barış Manço. Aynı yıl 'Nick The Choopper' adlı şarkısıyla yurt içi ve dışında büyük başarı sağladı. 18 Temmuz 1978'de ise Lale Çağlar'la evlendi. Lale Manço, onu anlatmaya devam ediyor:
'Hem ideal bir eşti, hem de büyük bir sanatçı. 1979'da 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa'yla yeni bir çıkış yaptı. Ardından 'İşte Hendek İşte Deve' ve 'Hey Koca Topçu' geldi. Ona sorarsanız, sanattaki başarısının gücünü evden aldığını söylerdi. Biz birbirimize daima açık olduk ve birbirimizden hiçbir şeyi gizlemedik asla.'
Barış Manço'nun 19 Mayıs 1981'de Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984'te ise Batıkan Zorbey adında iki oğlu dünyaya geldi.
'Çocukların dünyaya gelmesinden sonra gördüm ki Barış aynı zamanda ideal bir baba da. Başarılarını hep benimle, çocuklarla paylaştı. 1970'li yıllarda çocuk ve aileye yönelik eğitici ve eğlendirici bir dünya belgeseli fikrini planlamıştı ama o tarihlerde bunu TRT'ye kabul ettirememişti. Çünkü o tarihlerde devlet televizyonuna dışardan program üretmek pek mümkün değildi. On beş yıl sonra bu konuya onay çıkınca '7'den 77'ye' adı verilen program ekrana gelmeye başladı. 'Barış Çelebi ile Dünya Turu' programında ise Kutuplar'dan Ekvator'a kadar her yeri dolaştı.'
Barış Manço gerçekleştiremediği hedefini ise şöyle açıklamıştı:
'Budizmi yerinde araştırmak istiyorum. Tayland ve Vietnam'da araştırmalar yapıp, bunları ekrana taşıyacağım. Barış Çelebi'nin dünya belgeselini yaparken Budizmi de gözler önüne sermek istiyorum. Budizm bir din değil, felsefedir.'
Bir de saçları vardı Barış Manço'nun, uzun saçları. Bir gün sevdiği bir dostu 'Artık bıkmadın mı şu uzun saçlardan birader, kes de rahat edelim' dedi. O da şu cevabı verdi gülümseyerek:
'Saçlarıma daha da aklar düşecek ve bir gün gelip Allah bu saçları geri alacak. Önemli olan bu geri alış sırasında hakkını vermiş olmam. Gelecekle ilgili hayallerim bunun hakkını vermek için yapacağım mücadeleyle süslü. Beni benim değil, benden sonra insanların anlatması önemli.'
............. . . ... YILLAR ÖNCE.......................
http://216.239.59.104/search?q=cache:xd ... =clnk&cd=1
