Diplomatlar ve sanatçılar
LİEGE- Geçen hafta Türkiye dış basında "Barış'ı coplayan ülke" olarak tanıtılırken, Barış Manço Belçika'da, Türkçe'de Barış’ın "savaş" anlamına gelmediğini kanıtlıyordu...
Tanıdığım diplomatların çoğu aynı zamanda iyi sanatçılardır. Kimisi ressam, kimisi müzisyen olabilecek kadar yeteneklidir.
Onları neşeli bir akşam yemeğinin ardından bir barda arkadaşlarına piyano çalarken ya da görevli oldukları ülkelerde yaptıkları portrelerden oluşan tablolarını sergilerken görebilirsiniz.
Ancak sabah olup da lacivertler giyildi mi, bambaşka birer insan olurlar. Sanki gece barışa kadeh kaldıran, özgürlük şarkıları söyleyen onlar değildir. En acımasız diplomatik kararlara imza atıp, büyük bir inançla en sert çıkışları yapabilirler.
Bu çelişki hep şaşırtmıştır beni...
Diplomatlıklarının o gizli sanatçı ruhlarını bu kadar kolay gölgeleyebilmesini hep yadırgamışımdır.
Oysa tanıdığım sanatçıların çoğu, aynı zamanda çok iyi diplomattırlar. Onlar gündüzleri bir komşu ülkede stadyum konseri verip, gece o ülkeyi kendi ülkeleriyle savaşa sürükleyecek açıklamalar yapmazlar.
Romanları barıştan yanaysa, mülakatları da barıştan yanadır.
Ruhlarının derinliklerinde sakladıkları yetenekleri, üzerine giyindikleri misyonla çelişmez. O yüzden çok daha inandırıcı ve içtendirler.
İnsan bazen "Keşke" diyor, "bir süre için sanatçılarla diplomatlar görev değiş tokuşu yapsalar."
Sanat belki bir süre bocalardı, ama eminim diplomasi altın dönemini yaşardı.
Ve herhalde dünya daha barışçıl bir gezegen olurdu.
* * *
Barış Manço geçen hafta Belçika'nın Liege kentinde şehrin onursal hemşehriliği ile birlikte Prensliğin Altın Perron ödülünü alırken, bunları düşündüm.
Manço, Liege Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'ni birincilikle bitirmişti. Belçikalılar "kendi yetiştirdikleri" bu öğrencinin, daha sonra dünyanın birçok ülkesinde bunca sevilen bir sanatçı olmasını ödüllendirmek istemişlerdi. 1992'de sanat ve kültüre katkılarından ötürü Belçika Kralı'ndan şövalyelik unvanını alan Manço bu kez de önceki yıl Gilbert Becaud ile Charles Aznavour'a lâyık görülen Altın Perron ödülünü alıyordu.
Törende olup, bu gururu paylaşmalıydınız.
İstanbul'da diplomatlar "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" yazılı tabelaların altında "sulh'" için Türkiye'ye gelen barış yanlılarının coplanmasını izaha çalışırken, Barış Manço diplomatların milyar dökseler çizemeyecekleri bir Türkiye portresi çiziyordu Belçika'da...
200 şarkı ile bezenen 40 yıllık meslek deneyimi ve Kutuplardan Ekvatora kadar uzanan bir coğrafyada dünyayı ayaklarımızın altına seren onca güzel belgeselle uluslararası standartta bir başarıya imza atmanın keyfini yaşıyordu.
Kardak krizi patladığında Teodorakis'le yazışarak bir barış köprüsü kurmaya çalışan Zülfü Livaneli, Kıbrıs'ta ipler gerildiğinde Yunanlı meslektaşıyla ortak konser vererek tansiyonu düşüren Burak Kut'tan sonra sanat büyükelçilerinin duayeni Barış Manço da "Müsadenizle çocuklar" diyerek devreye girdi ve ödül töreninde "Barış şarkıları" söyleyerek Türkiye'nin, Barış Haftası'nda çizdiği "barışı coplayan ülke" görüntüsünün yanına bir başka Barış görüntüsü koydu.
Geçen hafta Ankara'da elçilikler, gözaltına alınan mensuplarını polisin elinden kurtarmaya çalışırken, Liege'de Barış Manço, Belçikalılar'a "Domates... Biber... Patlıcan"ı söyletiyordu.
Geçen hafta Belçika'da olsaydınız, eminim siz de göğsünüzü gere gere "Ben Barış'ın ülkesindenim." derdiniz
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=262
barışı kopyalayan ülke
Moderatörler: barışhayranı, Mod
- turanthefirst
- Üst Düzey Üye

- Mesajlar: 190
- Kayıt: Pzr Eki 09, 2005 14:01 pm
- Konum: Sıra Sıra Dağlardan, Erişilmez Yaylalardan, Kuş Uçmaz Kervan Geçmez, Bilinmez binbir Yoldan


