Barış Manço'nun cenazesinde maruz bırakıldığımız Milli (H)isteri'yi hatırlar mısınız?
Biz hakikaten birkaç arkadaş 'Ya, Barış Manço bu kadar mühim miydi yaa?' olmuştuk. Bir anlam, iki anlam verdik diyelim, üçüncüyü verememiştik.
Şimdi bakıyorum da Barış Manço'dan hiçbir eksiği olmayıp, birkaç fazlası da bulunan Cem Karaca için, evet gönülden ağlayanlar, sevenlerinin yüksek katılımıyla bir tören, ama bir Milli Histeri hadisesine -Allah'a
1000 Şükür ki- şahit olamıyoruz.
Farkları düşünmeden (de) edemiyor insan.
1) Televizyonlar yayınlarını kesip 'Cem Karaca öldü! Cem Karaca'yı kaybettik!' diye yığınlarımızı gaza getirmiyorlar. Yapmadılar bunu yani. Sayısıyla, sırasıyla 'bildirdiler.'
Barış Manço vefat ettiğinde, özellikle ennn Ali Kırca zamanlarındaki Ali Kırca'nın müthiş katkıları filan o ölüm kumpanyasına, unutulur gibi değildir.
2) Ne kadar dönerse dönsün (memleketinin halihazırdaki koşullarına döndü netice itibarıyla) Cem Karaca sol, Barış Manço ise sağ cenahın adamıydı. Bu memlekette hâkim ideoloji de SAĞ ideolojidir ve oraya en yakın durmuş olan medyalamacılığıyla, duygu fırtınalamacılığıyla en büyük pompalamalarla uğurlanmaları HAK edecektir.
3) Barış Manço'nun öylesine 1 kitle histerisiyle uğurlanmasının ASIL nedeni Cunta Çocukları'ydı. Zira O, bir şarkıcıdan ziyade, anlaşıldı ki, Cunta Çocukları'nın TRT'lerden filan, nasihat verici Barış Abisi'ydi. Onlara süt içmeyi, arabanın arka koltuğuna oturmayı, ıspanak yemeyi, Arkadaşım Eşek'i söylemeyi öğreten tuhaf ağbilerini; bir anlamda, salya sümük kendi çocukluklarını da, uğurluyorlardı. O tatlı Cunta Günleri'ni.
4) Barış Manço, anlaşılan, fazlasıyla hırslı bir kapitalistti. Hacizli tatil köyleri, devlet bankalarından çarpılmış (ve tabii ki ödenmeyen) krediler, daha sonra icralık olan pianolar, Moda'da köşkler, sahtecilikle bir sonraki eşe karısı tarafından devredilen mülkler -neler neler. Boğazına kadar Özal sonrası ekonomiye batmış bir işşş adamıydı Manço. Belki Cunta Çocukları, onun 'bu' müthiş özelliği ile de özdeşleşebilmişlerdi.
5) TRT'ye, oraya buraya yapılan o primitif çocuk programlarından, anlaşılan acayip paralar götürülmüş; tatil köylerine, Boğaz mülklerine dönüştürme hırsı ve hızı esnasında, ciddi kazalara, belalara bulaşılmıştı. Yani Barış Ağbi'leri onlara ıspanak öğütlemek kadar, Post-Özal Türkiyesi'ne 'örnek' de yedirmekteydi sinsi sinsi. Yaaaaa!
Cem Karaca'yı uğurlama biçimimizin normalliği, bana işte Barış Manço histerisinin ve hâlâ 'Mezarının başında yalnızca 50 kişi vardı' tarzı zırvalıklarla, canlı tutulmaya çalışılan o acayip törenselliğin nedenlerini düşündürmeden edemedi.
PERİHAN MAĞDEN







