Sabah Gazetesi Haberleri (devam)

Seviyeyi düşürmemek ve bölünmelere yol açabilecek siyasi, dini, spor/futbol konularının konuşulmaması kaydıyla, her türlü konunun konuşulabileceği serbest forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

Kullanıcı avatarı
dexar
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 313
Kayıt: Çrş Şub 01, 2006 09:58 am
Konum: Bu Dünya Bizim Memleket

Sabah Gazetesi Haberleri (devam)

Mesajgönderen dexar » Pzt Haz 19, 2006 22:22 pm

Hiç üşenmeden tekrar tekrar okuyun

Hayrullah MAHMUD- Sabah Gazetesi 10.07.2002

Duygu sömürüsü
Yüksel Yalova, Barış Manço'nun evi için kampanya başlatıyormuş. Neden?
Lale Manço eşini ve yuvasını o kadar seviyorsa, niye gerekli önlemleri zamanında almamış! Başkaları ile gönül eğlendireceğine, yarınını düşünseydi! Milletin başka işi yok, Lale Manço zevk-ü sefasına devam edebilsin diye cebinden para verecek! Ne münasebet?!
Yalova, bu işin mihmandarlığına soyunduğuna göre, şu kriz döneminde kimsenin cebine göz dikmesin. Kendi cebinden evin parasını ödesin! Şimdi hakkın rahmetine kavuşmuş Barış Manço'nun üzerinden, kimsenin duygu sömürüsü yapmaya hakkı yok!

Manço'nun bize yaşattığı güzel duyguları kirletmeyin.

Hayrullah MAHMUD- Sabah Gazetesi 18.07.2002

Manço'nun evi müze mi oluyor?!
Yüksel Yalova aradı...
Telefonda "Barış Manço'nun aziz hatırası için bir şeyler yapalım dedik. Sen kalkmış duygu sömürüsü yapmasınlar diyorsun. Bilirsin ki bu tür şeylere pabuç bırakacak adam değilim" diye sitem etti...
"Biliriz Yüksel Bey" dedik ve ardından şunları söyledik:
"Yalnız siz ardından yürüdüğünüz, kampanya açmaya çalıştığınız kadını tanımıyorsunuz. Karanlığa gömülmüş bir hanım o!"
Bu sözlerimin ardından Yalova beni teyid eden şu açıklamayı yaptı; "Parayı Yalova bağışlasın diyorsun. Zengin bir adam değilim. Halk Bankası genel müdürü ile de konuştum. Borç söylenen rakamın çok çok üstünde çıktı. Haklı olarak bir de Lale Manço için bir ayrıcalık yaparsak, ilerde başımız çok ağrır dediler. Onun için Kültür Bakanı ile konuştum. Halk Bankası cüzi bir kira karşılığı evi Kültür Bakanlığı'nın kullanımına verecek. Burası müze olacak. Biletini alan gidip gezebilecek. Ya bu fikri nasıl buldun?"
Yalova'ya bence de en uygun çözüm bu dedim. Yalnız hemen ardından "Bakalım Lale Hanım bu çözümü kabul edecek mi?" diye sordum...
"Kabul edeceğini sanmıyorum. Geçen gün aramış, sekreterime bağışlayacağım parayı yatırmam için bir hesap numarası vermiş. Tabii ki parayı ben oraya yatırmayacağım. Evi Kültür Bakanlığı devraldıktan sonra söz verdiğim rakamı masrafların karşılanması için vereceğim" dedi...
Barış Manço'yu hepimiz seviyoruz... Ama eski eşi biraz daha gönül eğlendirip, gezip tozsun diye kusura bakmasın, görüldüğü gibi kimsenin verecek 5 kuruşu yok!


Hayrullah MAHMUD- Sabah Gazetesi 26.07.2002

Yanlış adres
Öldüğünde arkasında gözü yaşlı milyonlar bıraktı!
Çünkü o içimizden biriydi!
Fakat o sevgiye şimdi gölge düşürmek isteyen biri var!
Malesef ki bu kişi O'nun eski zevcesi...
Lale Manço, "Ben O'nun eski eşi değilim" diyor. Kocası hayattayken başka erkeklerle birlikte olana eski eş denmez de ne denir! Kendisini tanımadığım halde küçük düşürdüğüm gerekçesi ile beni Basın Konseyi'ne şikayet etmiş! Boş lafa gerek yok! Birisini tanımak demek illa ki yüzyüze gelmek demek midir! Abdullah Öcalan ile hayatımda hiç yüzyüze gelmedim ama adamın ciğerini biliyorum.
Lale Manço yazısından sonra okurlardan birçok telefon ve e-mail aldım. "Bu kadına haddini iyi bildirdiniz" diye.
Lale Manço bilmeli ki, bu millet Barış Manço'ya olan vefa borcunu kasetlerini satın alarak, programlarını izleyerek ve geriye bıraktığı hatıralara sahip çıkarak ödedi.
Başka bir bedel ödetmek istiyorsanız, bilin ki Lale Hanım yanlış adrestesiniz!
Tabii ki cevap hakkınızı kullanmak istiyorsanız, bu sütunlar size açık. Abdullah Öcalan'ın bile tıkıldığı İmralı'da bir siyasi parti genel başkanı gibi davrandığı bir ülkede siz cevap hakkınızı kullanmayacaksınız da kim kullanacak. Buyrun! Hodri meydan. Kullanın cevap hakkınızı! Bakalım sizi tanıyor muyum yoksa tanımıyor muyum göreceğiz!
Haydi gönderin cevabınızı bekliyorum!


Hayrullah MAHMUD- Sabah Gazetesi 14.08.2002

Lale Manço'nun halet-i ruhiyesi
Lale Manço beni kendisine iftira atmakla itham ediyor... Basın Konseyi'ne şikayet ediyor, yetmiyor dava açıyor!
Özetle "Ben sütten çıkmış ak kaşığım, bu Hayrullah Mahmud hayatıma girene dek de gayet mutlu ve huzurlu bir yaşamım vardı. Şimdi bu da elimden gitti" demeye getiriyor...
Lale Manço bu teatral satırları tanıdık tanımadık herkese, benim yazıları da fotokopi yapıp postalamış...
Geçenlerde bir dostumu ziyaretimde masasının üzerinde Lale Manço'nun beni hedef alan mektubunu gördüm...
Üzüldüm!..
Kafa aynı kafa dedim...
Herkes aptal bir tek o akıllı...
Millet kriz altında inim inim inlerken, Lale Hanım "Zevk-u sefa" içinde yaşayabilsin diye bir de cebinden ona para gönderecek!
Niye?
Neden?!
Lale Hanım bu sorulara cevap vermiyor?!


Hayrullah MAHMUD- Sabah Gazetesi 15.08.2002

Yerli Dallas değilse, o halde ne?!
Herkesin özel hayatına saygılıyım... O alanı kutsal sayarım... Fakat, Lale Manço, milletin cebindeki para ile hovardalık yapmaya devam etsin diye kampanya açılaksa... O zaman bir gazeteci olarak, şu basit soruları sormak da benim en doğal hakkım...
Neden?
Niye?
Ki...
Lale Manço, bu en basit sorulara dahi cevap vermek yerine, mugalata yapmayı tercih ediyor... Bu arada Lale Hanım kendisiyle herhangi bir tanışıklığımızın olmadığını söylüyor...
Doğru...
Fakat Lale Manço, kendisini yakından tanıyan, adı saklı bir okurumun bu satırlarını okuduğunda, endişesinin ortadan kalkacağına eminim... Çünkü bu satırlarda anlatılanlar, ortaya kandırılan, kullanılan bir Barış Manço fotoğrafı koyuyor...
Barış Manço'nun aziz hatırası zarar görmesin diye kimse bu konuya girmek istemiyordu... Ben de öyle... Fakat, Lale Hanım ısrarlı... O halde, bize de yapacak fazla bir şey kalmıyor..
İşte Lale Hanım ile ilgili iddiaların yer aldığı içeriden birinin yazdığı mektup:
Rahmetli Barış Manço ve onun halk üzerindeki sevgisi gerek karısı ve çocukları, gerekse ağabeyince istismar edilerek, toplum, vicdanı da iğfal edilmek suretiyle kandırılmaktadır. Bir de bunu oya çevirmek isteyen politikacılar da ortaya çıkmaya başlayınca bu satırları sizinle paylaşma ihtiyacını duydum.
Aşağıda size bugüne kadar kimsenin değinmediği bazı bilgiler vereceğim. Bunları araştırdığınızda doğru olduğunu göreceksiniz. Fakat daha sonra da bunları halka açıklayın ki, bu halk bir de Barış Manço murisleri tarafından soyulmasın.
Bunların müze diye bağırmalarının sebebi nedir?

İŞTE GERÇEKLER
İşte size olayın gerçek hikayesi:
Ağabey Savaş Manço 4'üncü evliliğini yapar. Evlendiği Ebru Alkan neden kendinden 35 yaş büyük ve 5 çocuk sahibi biriyle evlenmiştir?
Ebru Alkan kimdir?
Alkan, Etibank Dalyan şubesinde memurdur ve Dnz. Bnb. Tufan Aydın ile evlidir. Müdire de çok ünlü bir kişinin yeğenidir. (Halen Anadolu Bankası Çiftehavuzlar şubesi müdürü Nuran Tantan) Ebru Alkan, Lale Manço'yu daha önce çalıştığı İş Bankası Moda şubesinden tanımaktadır. Lale Manço adı geçen şubeden kredi talebinde bulunur. O günlerde Barış seyahettedir. Bu yüzden Lale de Barış'ın yerine imza atar, krediyi ve dolayısıyla paraları alır. Bu olayı yalnızca Lale, Sulhi, Nuran, Ebru ve Belçika'da bankalara 300 milyar borcu olduğu için İstanbul'a gelen Barış Manço'nun ağabeyi Savaş Manço bilir.
Bu arada Savaş Manço için ayrı bir parantez açalım... 36 yıldır Belçika yaşayan Savaş, Belçika bankalarına ödeyemediği kredilerden dolayı zor durumdadır. Geliri de hacizli olduğundan çalışamaz. Bankaların hacizinden kurtulmak için kendisini sakat gösterip, Belçika devletinden aldığı 600 Euro'luk iş görmezlik ödeneğiyle hayatını idame ettirir. 1995 yılında Barış'a "Karın Lale'nin Sulhi ile ilişkisi var" dediği için şirketten kovulmuştur. 3'üncü karısı tarafından da terk edilince, kürkçü dükkanına geri döner ve bu imza hadisesini Ebru'dan öğrenir. İşte tam bu sırada Barış Manço hakkın rahmetine kavuşur. Savaş ise bu durumdan nasıl yararlanacağını düşünmeye başlar. Yengesi Lale Manço'yu Sulhi ile ilişkilerini bilmek ve sahte imza ile bankadan beraber para aldıklarını ifşa etmekle tehdit eder. Ayrıca Barış'ın ani vefatında çevresindekilere, yengesi ile Sulhi'den şüphelendiğini fısıldar....
Savaş'ın elinde, Barış'ın öldüğü anda üzerinde olan kanlı bir kilot vardır. İddiası da kalp krizinden ölen bir kişinin kilodunun kanlı olmayacağıdır... Peki bankadan alınan paralar ne oldu diye soracaksınız? Bu kredi ile Kanlıca'da Boğaza nazır inşa edilen köşkün parası ödenir. Köşk ipotek edilmediği için Lale tarafından derhal satılır. Para yurt dışına kaçırılır. Taziyeye gelen Sibel Can'la Sulhi burada birden kaynaşırlar. Barış sonrası Lale'deki para kaynağının kuruduğunu gören Sulhi derhal çark eder ve Sibel'le evlenir.
ÖFKELİ YENGE
Bu evliliğe müthiş sinirlenen yengeyi teselli ise Savaş'a düşer. İkili kerhen anlaşırlar. Bankaların alacak takip işinde bir hayli tecrübeli olan Savaş'ın aklına dahiyane bir fikir daha gelir... Evleri müze yapmak! Zira ikili haciz kıskacı içindedir...
Barış'ın Liege'in kenar semtinde metruk bir evi vardır. Tanıtma fonundan buraya para aktarılsa ne güzel olur! Türkiye, Belçika'da ne güzel tanıtılır! Barış'ı anma günleri düzenlenmesi için hemen bir dernek kurulur. Politikacılar da boş durur mu? Devlet bankalarına verilen emirle hacizli eşyalar satın alınarak sergilenmek üzere aileye geri verilir. Savaş, Ebru'ya, Sulhi'nin kendisini öldüreceğini söyler. Beraber olurlarsa hem gerçeği ortaya çıkaracaklar ve hem de para sahibi olacaklardır.
Zavallı Ebru Dnz. Bnb. kocasından boşanıp Savaş'la evlenir. Derhal bir tüp çocuk yaparlar. Zira ayda 300 Euro olarak verilen çocuk parasına dahi şiddetle ihtiyaçları vardır.
Çocuğun erkek olması için adaklar adanır, dualar edilir. Ne yazık ki doğan çocuk kızdır. Amaç çocuğa amcası Barış'ın adını vermektir... Ama ne gam! Savaş 62 yaşında 6'ncı çocuğuna Barış adını verir. Barış yaşıyor diye röportajlar yapar. İnternet'te siteler açar... Müze için bazı saf vatandaşlar Liege'e para ve altın takılar bile gönderirler. İşler iyi gitmektedir. Ama yenge Moda'daki müzeyi Savaş'a kaptırmak istemez. Yeni sevgilisi ile burada beraber yaşamaktadırlar.
Çocukların eğitimi ise ayrı bir skandaldır. Doğukan 20 yaşını geçmiş ama hâlâ liseyi bitirememiştir.
Ama Lale medyaya çocuklarım icra dairelerinde sürünüyorlar diye ağlaşır. Savaş ise Liege'de 900 Euro gelir ile üstelik kira evinde sürünmektedir.
Yengesine cephe alır. Ebru'nun da 6 bankaya 20 milyar kredi kartı borcu vardır. Adresine icralar başlar. Korkudan Türkiye'ye gelemez...
Bu arada Lale, alınan kredilerden yalnız Etibank'a olan borcunu kapatır. Çünkü, Nuran Tantan kendisini sıkıştırmakta ve sahte imza meselesinin amcası tarafından duyulmasından çok korkmaktadır.
İşte Moda'daki köşkün müze yapılmak istenmesinin gerçek nedeni budur.
Amaç, borçları kamu bankalarına ödetip, köşkün girişi ayrı olan alt kattaki odasını müze diye yutturmak, hacizden kurtulan köşkün üst katında ise yan gelip yaşamak; kamu bankalarından çarptıkları halkın parasını, Barış Manço sevgisini kullanarak, yine bu halka ödettirmektir...


Hayrullah MAHMUD- Sabah Gazetesi 16.08.2002

"Barış Manço kahrından öldü"
Barış Manço'nun acılı kardeşi İnci Manço İlbay aradı... Üzgündü... Bizde öyle...
"Barış Manço kahrından öldü. Başına örülen çorabın kurbanı oldu. Hala kardeşimin yasını tutuyorum. Yayınladığınız mektupta yer alan ifadeler doğrudur."
Sonra da bir düzeltme yaptı:
"Savaş ile şimdiki eşi arasında 35 değil, 31 yaş fark var. Savaş, Belçika'da kötü bir yerde oturmuyor. Evet şimdi ciddi ekonomik sıkıntıları var ama geçmişte vergi rekortmeni olmuştu" dedi.
Ardından da dün yayınladığım mektupla ilgili olarak şunları söyledi:
"Lale'ye, 'Sulhi Aksüt ile aranda bir ilişki olduğu söyleniyor, ne diyorsun?' diye sorduğumda bana 'Yok böyle bir şey' dedi. Ben de bu cevabını doğru kabul ettim. Başka ne yapabilirdim ki!"
Bu arada İnci Manço İlbay, sahte imza ile ilgili iddiaları da doğruladı. Bankadan kredi alınırken, Lale Manço'nun kardeşinin yerine sahte imza attığını söyledi.
"Belgenin bir kopyası bende de var" dedi.
İnci Hanım'a Türkiye'ye malolmuş, Barış Manço'nun adının bu şekilde ortalarda dolaşmasının hepimizi üzdüğünü söyledim... Okuyuculardan gelen e-mail, telefon ve faks mesajlarından örnekler okudum. Halktan Lale Hanım'a büyük tepki olduğunu söylediğimde, "O zaman Lale'ye söyleyeyim soyadımızı bıraksın. Manço ailesi köklü bir ailedir. Soyadımızın bu şekilde hırpalanmasına gönlüm razı olmaz. O soyadı Barış hayattayken tertemizdi. Ne olduysa sevgili kardeşim rahmetli olduktan sonra oldu" dedi...
Lale Manço'nun da bir cevabı olacaksa, bu sütun ona da açık!
Etrafa mektup yazıp dağıtmasına gerek yok!
Az bile yazmışsın!
Sulhi Aksüt aradı...
"Yerli Dallas değilse, o halde ne?" başlığına atıf yaparak "Az bile yazmışsın" dedi ve şunları söyledi:
"Yalnız şu hususu düzeltmeliyim, mektupta benimle ilgili iddialar gerçek dışıdır. Ben bu konuyla ilgili 7 tane dava açtım. Sizin yayınladığınız mektubu, savcılık ihbar kabul edip dava açsa da, başıma gelenleri bir de ben anlatıp mahkeme kayıtlarına geçirsem. Rahmetli Barış Manço, hayattayken 'Bana bir şey olursa tek güvendiğim, çocuklarımı emanet edeceğim adam sensin' derdi. Savaş'la kavgalıydılar! Lale'yle ilgili iddiaların hepsi doğru. Paraları yurtdışına kaçırdılar. Zaten Barış rahmetli olduktan iki ay sonra evi, şu an birlikte olduğu beyefendiye devretti."
Lale Manço ile aranızda ilişki olduğu söyleniyor ya buna ne diyorsunuz dediğimdeyse, "Kesinlikle böyle bir şey yok! Yalan" dedi.
Aksüt, Sibel Can'la çok mutlu bir evliliği olduğunu belirtip şunları söyledi; Huzurumuzu bozmak isteyenlerden mahkemede hesap soracağım. Er ya da geç onlar adalet önünde hakettikleri cezayı görecekler!"
Affet ama unutma
Batı'da kiliselerde tekrarlanan değişmez ilkedir; "For give, but never for get!"
Yani, "Affet ama asla unutma!" Bu değişmez kural, Türkiye için de geçerlidir! Hele Öcalan ve onun PKK'sı için bin defa geçerli.

Mod
Moderator
Moderator
Mesajlar: 318
Kayıt: Sal Mar 25, 2003 20:18 pm
İletişim:

Mesajgönderen Mod » Sal Haz 20, 2006 02:08 am

Aynı topik BM Medya Forumu'nda bulunmaktadır.

viewtopic.php?t=2051
BARIŞ MANÇO MIX WEB TEAM