FATİH ve İSTANBUL
Moderatörler: barışhayranı, Mod
FATİH ve İSTANBUL
İstanbul'un fethinin adım adım hikâyesi
İstanbul, iki derya arasına kurulmuş, her sengi Acem mülküne değer efsane
bir şehir. 324 yılında Büyük Konstantin tarafından kurulduğunda Roma
İmparatorluğu'nun başkentiydi. 1453 yılına gelindiğinde ise Bizans'ın elinde kalan son topraklar buradan ibaretti.
11 asır boyunca pek çok sefer düzenlendi İstanbul üstüne. Ama kimse onun
araları kırmızı tuğlalı taş duvarlarını aşamadı. Sonunda feth-i mübîn', 21
yaşında bir Osmanoğluna nasip oldu. Ya ben Bizansı alırım ya Bizans
beni. diyen Fatih Sultan Mehmed, kendi icadı toplarla sadece İstanbul
surlarında değil, idarecileri o tarihe kadar yıkılamaz sanılan yüksek duvarlı
şatoların arkasına gizlenmiş Ortaçağın; karanlık bedeninde de gedikler
açıyordu. İstanbul, çeşitli milletler tarafından birçok defalar kuşatılmıştı.
Hazreti Peygamber'in (sas) "İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi
yapacak hükümdâr ne güzel hükümdâr ve onun askerleri ne güzel
askerlerdir." müjdesinden etkilenen Müslümanlar da Hz. Osman (ra)
devrinden itibaren şehri çeşitli kereler muhasara ettiler. Fakat bu müjde 21
yaşındaki Fatih Sultan Mehmed'e nasip oldu. Efsane haline gelen surların
aşılması için o döneme kadar görülmemiş teknikler ve silahlar kullanılmıştı.
Bu, yeni bir çağın başlangıcı demekti.
TÜRK VE BİZANS GÜÇ DENGESİ
Bizans ordusunda 5 bini paralı olmak üzere 9 bin asker vardı. Buna karşılık
Osmanlı ordusu için değişik kaynaklarda 100 bin ile 500 bin arasında farklı
rakamlar veriliyor. Bizans ordusunda küçük çaplı topların yanı sıra mancınık,
ok, tüfek, mızrak, sapan, arpalet ve espiyale denen zırh delici silahlar ve
suda bile sönmeyen Grek ateşi mevcuttu. Türklerde ise dönemin en modern
silahları kullanılıyordu. Çeşitli büyüklüklerde 300 adet top ve Fatihin icadı
olan havan topları ve hareketli kuleler vardı.
İSTANBUL SURLARI
İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en
büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. O dönemde başka hiçbir yerde bu
kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Uzunluk bakımından
erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul
surlarının yanına yaklaşamıyordu. Karada 6.492 m., Marmara ve Haliç
kıyılarında 820 m. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. En
önde Bizansın mobil kuvvetleri savunur, arkasında 7 m. genişlik ve
derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Bunların arkasında mızraklı
askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. Savunma mazgalları geçildiği
takdirde 5-7 m. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. Osmanlı ordusu orta
surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. En arkada ise 12-13 m. yükseklikte
asıl surlar bulunurdu. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının
sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi.
1- RUMELİ HİSARI
İnşasına 1452de başlanan hisar dört ay içerisinde tamamlandı. Boğazın en
dar yerinde ve Anadolu Hisarının karşısındadır. 30 metre yüksekliğinde 3
kulesi vardır.
2- DONANMA
Fatih'in Gelibolu'da 400 gemi hazırlattığı ve içlerine kürekçilerle 20 bin kadar
asker koyduğu kaydedilir.
3- BÜYÜK TOPLAR
Yapımı 3 ay süren Şahi adlı topun çevresi 2,5 metre, güllelerin ağırlığı 600
kilo idi. Elli çift öküzle çekilir, dengesinin sağlanması için iki tarafında 200
kişi bulunurdu. Gülleleri 1200 metreye kadar fırlatabiliyordu.
FATİH ve FETİH KRONOLOJİSİ
30 Mart 1432- II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) doğdu.
1434- Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii yaptırıldı.
1444- II. Murat tahttan çekildi, II. Mehmed tahta çıktı ve Varna zaferi
kazanıldı.
1445- II. Mehmed tahttan çekildi ve II. Murad ikinci defa tahta çıktı.
1447- Edirne'de II. Murad tarafından Üç Şerefeli Camii yaptırıldı.
1448- II. Kosova Zaferi kazanıldı.1451 II. Murad öldü ve II. Mehmed ikinci
defa tahta geçti.
18 Şubat 1451- Babası Sultan İkinci Murad Han'ın ölümü üzerine Fatih
Sultan Mehmet Han, ikinci defa Osmanlı tahtına oturdu.
5 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet'in donanması İstanbul sularına girdi.
17 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet, İstanbul adalarını fethetti.
29 Mayıs 1453- İstanbul, Osmanlılar tarafından fethedildi. Sultan İkinci
Mehmet, 'Fatih' unvanını aldı.
1459- Ayasofya, camiye çevrildi.
1460- Mora ele geçirildi.
1461- Trabzon Rum İmparatorluğu sona erdi.
1461- Candaroğulları Osmanlı'ya katıldı.
1463- Osmanlı-Venedik Savaşı başladı.
1466- II. Mehmed, Arnavut seferine çıktı.
1468- Karamanoğulları, Osmanlı Devleti'ne katıldı.
1468- II. Mehmed tarafından İstanbul'da Topkapı Sarayı tesis edildi.
1470- İstanbul'da Fatih Külliyesi inşaa edildi.
1470- Eğriboz alındı.
1471- Fatih Külliyesi açıldı.
1472- Topkapı Sarayı inşa edildi.
1473- Osmanlı Akkoyunlu mücadelesi sonucu Otlukbeli Savaşı kazanıldı.
1475- Kırım Osmanlı tabiiyetine girdi.
1476- Boğdan Seferi zaferle sonuçlandı.
1478- Fatih tarafından ilk altın para bastırıldı.
1479- Osmanlı-Venedik barışıyla beraber Fatih, Venedikliler'e Trabzon ve
Kefe'de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidname verdi.
1480- Otranto'ya çıkıldı ve başarısız Rodos kuşatması gerçekleşti.
1480- Kadıaskerlik Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrıldı.
1481- II. Mehmed vefat etti ve II. Bayezid tahta çıktı.
İstanbul, iki derya arasına kurulmuş, her sengi Acem mülküne değer efsane
bir şehir. 324 yılında Büyük Konstantin tarafından kurulduğunda Roma
İmparatorluğu'nun başkentiydi. 1453 yılına gelindiğinde ise Bizans'ın elinde kalan son topraklar buradan ibaretti.
11 asır boyunca pek çok sefer düzenlendi İstanbul üstüne. Ama kimse onun
araları kırmızı tuğlalı taş duvarlarını aşamadı. Sonunda feth-i mübîn', 21
yaşında bir Osmanoğluna nasip oldu. Ya ben Bizansı alırım ya Bizans
beni. diyen Fatih Sultan Mehmed, kendi icadı toplarla sadece İstanbul
surlarında değil, idarecileri o tarihe kadar yıkılamaz sanılan yüksek duvarlı
şatoların arkasına gizlenmiş Ortaçağın; karanlık bedeninde de gedikler
açıyordu. İstanbul, çeşitli milletler tarafından birçok defalar kuşatılmıştı.
Hazreti Peygamber'in (sas) "İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi
yapacak hükümdâr ne güzel hükümdâr ve onun askerleri ne güzel
askerlerdir." müjdesinden etkilenen Müslümanlar da Hz. Osman (ra)
devrinden itibaren şehri çeşitli kereler muhasara ettiler. Fakat bu müjde 21
yaşındaki Fatih Sultan Mehmed'e nasip oldu. Efsane haline gelen surların
aşılması için o döneme kadar görülmemiş teknikler ve silahlar kullanılmıştı.
Bu, yeni bir çağın başlangıcı demekti.
TÜRK VE BİZANS GÜÇ DENGESİ
Bizans ordusunda 5 bini paralı olmak üzere 9 bin asker vardı. Buna karşılık
Osmanlı ordusu için değişik kaynaklarda 100 bin ile 500 bin arasında farklı
rakamlar veriliyor. Bizans ordusunda küçük çaplı topların yanı sıra mancınık,
ok, tüfek, mızrak, sapan, arpalet ve espiyale denen zırh delici silahlar ve
suda bile sönmeyen Grek ateşi mevcuttu. Türklerde ise dönemin en modern
silahları kullanılıyordu. Çeşitli büyüklüklerde 300 adet top ve Fatihin icadı
olan havan topları ve hareketli kuleler vardı.
İSTANBUL SURLARI
İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en
büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. O dönemde başka hiçbir yerde bu
kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Uzunluk bakımından
erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul
surlarının yanına yaklaşamıyordu. Karada 6.492 m., Marmara ve Haliç
kıyılarında 820 m. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. En
önde Bizansın mobil kuvvetleri savunur, arkasında 7 m. genişlik ve
derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Bunların arkasında mızraklı
askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. Savunma mazgalları geçildiği
takdirde 5-7 m. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. Osmanlı ordusu orta
surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. En arkada ise 12-13 m. yükseklikte
asıl surlar bulunurdu. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının
sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi.
1- RUMELİ HİSARI
İnşasına 1452de başlanan hisar dört ay içerisinde tamamlandı. Boğazın en
dar yerinde ve Anadolu Hisarının karşısındadır. 30 metre yüksekliğinde 3
kulesi vardır.
2- DONANMA
Fatih'in Gelibolu'da 400 gemi hazırlattığı ve içlerine kürekçilerle 20 bin kadar
asker koyduğu kaydedilir.
3- BÜYÜK TOPLAR
Yapımı 3 ay süren Şahi adlı topun çevresi 2,5 metre, güllelerin ağırlığı 600
kilo idi. Elli çift öküzle çekilir, dengesinin sağlanması için iki tarafında 200
kişi bulunurdu. Gülleleri 1200 metreye kadar fırlatabiliyordu.
FATİH ve FETİH KRONOLOJİSİ
30 Mart 1432- II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) doğdu.
1434- Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii yaptırıldı.
1444- II. Murat tahttan çekildi, II. Mehmed tahta çıktı ve Varna zaferi
kazanıldı.
1445- II. Mehmed tahttan çekildi ve II. Murad ikinci defa tahta çıktı.
1447- Edirne'de II. Murad tarafından Üç Şerefeli Camii yaptırıldı.
1448- II. Kosova Zaferi kazanıldı.1451 II. Murad öldü ve II. Mehmed ikinci
defa tahta geçti.
18 Şubat 1451- Babası Sultan İkinci Murad Han'ın ölümü üzerine Fatih
Sultan Mehmet Han, ikinci defa Osmanlı tahtına oturdu.
5 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet'in donanması İstanbul sularına girdi.
17 Nisan 1453- Fatih Sultan Mehmet, İstanbul adalarını fethetti.
29 Mayıs 1453- İstanbul, Osmanlılar tarafından fethedildi. Sultan İkinci
Mehmet, 'Fatih' unvanını aldı.
1459- Ayasofya, camiye çevrildi.
1460- Mora ele geçirildi.
1461- Trabzon Rum İmparatorluğu sona erdi.
1461- Candaroğulları Osmanlı'ya katıldı.
1463- Osmanlı-Venedik Savaşı başladı.
1466- II. Mehmed, Arnavut seferine çıktı.
1468- Karamanoğulları, Osmanlı Devleti'ne katıldı.
1468- II. Mehmed tarafından İstanbul'da Topkapı Sarayı tesis edildi.
1470- İstanbul'da Fatih Külliyesi inşaa edildi.
1470- Eğriboz alındı.
1471- Fatih Külliyesi açıldı.
1472- Topkapı Sarayı inşa edildi.
1473- Osmanlı Akkoyunlu mücadelesi sonucu Otlukbeli Savaşı kazanıldı.
1475- Kırım Osmanlı tabiiyetine girdi.
1476- Boğdan Seferi zaferle sonuçlandı.
1478- Fatih tarafından ilk altın para bastırıldı.
1479- Osmanlı-Venedik barışıyla beraber Fatih, Venedikliler'e Trabzon ve
Kefe'de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidname verdi.
1480- Otranto'ya çıkıldı ve başarısız Rodos kuşatması gerçekleşti.
1480- Kadıaskerlik Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrıldı.
1481- II. Mehmed vefat etti ve II. Bayezid tahta çıktı.
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...

Sus ve Dinle!...

- kadir 2023
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1135
- Kayıt: Cmt Haz 18, 2005 19:13 pm
- Konum: 2023ün ılık bir ekim sabahından
- TaVeRnA Of LoVe
- Profesyonel

- Mesajlar: 300
- Kayıt: Prş Mar 23, 2006 22:00 pm
- Konum: LÜLEBURGAZ'IM canım memleketim benim...
Fetih Marşı
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbu'lu fethettiği yaştasın.!
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbu'lu fethettiği yaştasın.!
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...

Sus ve Dinle!...

-
chileklisyrup
- Profesyonel

- Mesajlar: 303
- Kayıt: Sal Oca 17, 2006 21:11 pm
- Konum: MERSİN
- nehir taşçı
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 1883
- Kayıt: Prş Tem 14, 2005 15:18 pm
Fatih Sultan Mehmet Han
Doğum/ölüm tarihi
30.Mart.1432 - 3.Mayıs.1481
Doğum yeri
Edirne
Öldüğü yer
Gebze, Hünkar çayırı
Ölüm sebebi
Nikris - şeker - zehir
Babası
II. Murat
Annesi
Hüma Hatun
Tahta çıktığı tarih (İlk)
1.Aralık.1444
Tahta çıktığında yaşı
12 yaş, 8 ay
Saltanatının sonu
Eylül.1446
Tahttan ayrılma sebebi
Babası lehine terk
Saltanat süresi
1 yıl, 9 ay
Tahta çıktığı tarih (İkinci)
18.Şubat.1451
Tahta çıktığı yaşı
18 yaş, 11 ay
Saltanatının sonu
3.Mayıs.1481
Tahttan ayrılma sebebi
Ölüm
Saltanat süresi
30 yıl, 3 ay
Türbesi
İstanbul Fatih Camii mihrabı önündeki türbe
Mahlas ve lakapları
Avni, Ebülfeth, Fatih, Gazi Hünkâr
Valilikleri
Amasya, Manisa
[Alıntı : Vikipedi]
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...

Sus ve Dinle!...

Re: FATİH ve İSTANBUL
Yakupca yazdı:
FATİH ve FETİH KRONOLOJİSİ
......
......
29 Mayıs 1453 - İstanbul, Osmanlılar tarafından fethedildi.
Sultan İkinci Mehmet, 'Fatih' unvanını aldı.
......
......
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...

Sus ve Dinle!...

[Alıntı] "TÜRK tarihi ve Türk kültürü gibi asla anlamadığı, anlamak da istemediği
meselelerde ahkam keserek şöhret sahibi olan bir ayyaş, bu kez de Fatih Sultan
Mehmet'in Hıristiyan olduğunu yazacak kadar sapıttı!
Türk tarihini, papazların öğretmenlik yaptığı misyoner mekteplerinde öğrenen(!)
bir dangalak da hiçbir mesnede istinat etmeden Fatih'in annesinin Rum asıllı
olduğunu yazmıştı.
Eminim ki, Babinger'in 'beşer tarihinde başka herhangi bir şahsın kendisi ile mukayese
edilmesi müşküldür, günümüze kadar gelen bütün imparatorların en büyüğüdür' dediği
Fatih Hazretleri, şayet İstanbul'u fethetmiş olmasaydı bu türlü iftiralara maruz kalmazdı.
Çünkü Hıristiyan dünyası, Batı Roma'dan sonra Doğu Roma imparatorluğu'nun da Türkler
tarafından çökertilmesini bir türlü hazmedememiştir.
Dolayısıyla, Fatih'e ve bütün Türk büyüklerine yapılan saldırıların Hıristiyanlar'a yaltaklanmak
gibi gizli bir maksadı ve şuur altına yerleşmiş psikolojik bir sebebi vardır!
Fatih Hazretleri'nin mübarek annesinin Türklüğü ile ilgili belgeleri Divan'ın arşivlerinden
bulabilirsiniz.
Bugün size, rahmetli dostum, büyük şair Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun, yine bu büyük
Türk hükümdarına yapılan alçakça bir saldırıdan sonra muhtelif ayyaş ve dangalakları
hicveden bir şiirini sunuyorum.
Gerekirse, Fatih meselesine tekrar döneriz." [NECDET SEVİNÇ - Tercüman( H.O.)]
Fatih Sultan Mehmet ile
Çağdaş(!) Bir Hesaplaşma !
Her delikanlının senin yaşında
Kavak yelleri eserken başında
Ta bilmem nereden şu kadar yolu
Gelip almak var mıydı İstanbul'u?
**
Bunca zahmet, bunca
şehit, bunca kan
Neden yaptın sen bunu
Sultan Mehmet Han
Hatanı silmedi hala asırlar
Hele işlediğin öbür kusurlar
**
Ayasofya'yı camiye çevirdin
Bilmiş ol ki büyük bir çam
devirdin
Minareler diktin dört bir yanına
Kubbedeki haçın kıydın canına.
**
Korkudan sustular güzelim çanlar
Sultanım, irtica değil mi bunlar?
Balkan'da gürledin, çıktın Mora'da
Ne işiniz vardı beyim orada?
**
Yaptığın bu yanlış işler yüzünden
Bütün Avrupa'nın düştük gözünden
Bulgar'ın elini sıkamaz olduk
Yunan'ın yüzüne bakamaz olduk
**
Neyse ki çağımız füze çağıdır
Ayasofya'nın da müze çağıdır
Şol dört minareyi dört dikili taş
Gibi sensiz kılıp, eyledik çağdaş
**
Eğer uğramazsak kem bir nazara
Belki korlar bizi ortak pazara
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
____________________________________________________
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsd ... ewsID=1548
meselelerde ahkam keserek şöhret sahibi olan bir ayyaş, bu kez de Fatih Sultan
Mehmet'in Hıristiyan olduğunu yazacak kadar sapıttı!
Türk tarihini, papazların öğretmenlik yaptığı misyoner mekteplerinde öğrenen(!)
bir dangalak da hiçbir mesnede istinat etmeden Fatih'in annesinin Rum asıllı
olduğunu yazmıştı.
Eminim ki, Babinger'in 'beşer tarihinde başka herhangi bir şahsın kendisi ile mukayese
edilmesi müşküldür, günümüze kadar gelen bütün imparatorların en büyüğüdür' dediği
Fatih Hazretleri, şayet İstanbul'u fethetmiş olmasaydı bu türlü iftiralara maruz kalmazdı.
Çünkü Hıristiyan dünyası, Batı Roma'dan sonra Doğu Roma imparatorluğu'nun da Türkler
tarafından çökertilmesini bir türlü hazmedememiştir.
Dolayısıyla, Fatih'e ve bütün Türk büyüklerine yapılan saldırıların Hıristiyanlar'a yaltaklanmak
gibi gizli bir maksadı ve şuur altına yerleşmiş psikolojik bir sebebi vardır!
Fatih Hazretleri'nin mübarek annesinin Türklüğü ile ilgili belgeleri Divan'ın arşivlerinden
bulabilirsiniz.
Bugün size, rahmetli dostum, büyük şair Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun, yine bu büyük
Türk hükümdarına yapılan alçakça bir saldırıdan sonra muhtelif ayyaş ve dangalakları
hicveden bir şiirini sunuyorum.
Gerekirse, Fatih meselesine tekrar döneriz." [NECDET SEVİNÇ - Tercüman( H.O.)]
Fatih Sultan Mehmet ile
Çağdaş(!) Bir Hesaplaşma !
Her delikanlının senin yaşında
Kavak yelleri eserken başında
Ta bilmem nereden şu kadar yolu
Gelip almak var mıydı İstanbul'u?
**
Bunca zahmet, bunca
şehit, bunca kan
Neden yaptın sen bunu
Sultan Mehmet Han
Hatanı silmedi hala asırlar
Hele işlediğin öbür kusurlar
**
Ayasofya'yı camiye çevirdin
Bilmiş ol ki büyük bir çam
devirdin
Minareler diktin dört bir yanına
Kubbedeki haçın kıydın canına.
**
Korkudan sustular güzelim çanlar
Sultanım, irtica değil mi bunlar?
Balkan'da gürledin, çıktın Mora'da
Ne işiniz vardı beyim orada?
**
Yaptığın bu yanlış işler yüzünden
Bütün Avrupa'nın düştük gözünden
Bulgar'ın elini sıkamaz olduk
Yunan'ın yüzüne bakamaz olduk
**
Neyse ki çağımız füze çağıdır
Ayasofya'nın da müze çağıdır
Şol dört minareyi dört dikili taş
Gibi sensiz kılıp, eyledik çağdaş
**
Eğer uğramazsak kem bir nazara
Belki korlar bizi ortak pazara
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
____________________________________________________
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsd ... ewsID=1548
En son KarAVAtaN tarafından Prş Haz 01, 2006 13:37 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
KENDİ İSTEĞİ ÜZERİNE İHRAÇ EDİLEN ÜYE
- emre yilmaz
- Demirbaş Üye

- Mesajlar: 538
- Kayıt: Çrş Haz 08, 2005 22:30 pm
- Konum: Erzurum
- İletişim:
tarih yapanlara Sevgi ve Rahmet diliyorum..
dünyanın en bilindik tarihi nedir sizce? bence 1453.. bazen yabancılarla chat yapıyoruz.. nerdeyse sorduğum herkez biliyor 1453 nasıl kazınmış bu dünya tarihine....
serk@n adlı üyemiz, forum düzenini bozmaya yönelik davranışlarından dolayı 1 hafta mesaj yazamama cezası almıştır.
Bitiş tarihi:
Teşekkürler serk@n...
Beş yıl kadar önce bir köşe yazısında okumuştum (yazarı hatırlamıyorum,
sanırım 'Türkiye' gazetesindeydi)... Yaptığı yurtdışı (batı) seyahatlerinde,
hıristiyan aleminin 13 sayısını abartılı bir şekilde lanetlediğini farketmiş ve
buna değiniyordu. "Apartımanlarda, otellerde 13 numaralı oda yok, hatta
13 nolu kat ve asansördeki kumanda panelinde 13 nolu buton yok...
Yani '13' toplumsal alanlardan neredeyse men edilmiş durumda" diyor yazar,
"13'ten bu kadar nefret etmenin, onu bu kadar uğursuz görmenin tek bir
nedeni geliyor aklıma; 1 + 4 + 5 + 3 = 13 !" diye bitiriyordu...
Fazla mı paranoyak olduk, bilmem
Beş yıl kadar önce bir köşe yazısında okumuştum (yazarı hatırlamıyorum,
sanırım 'Türkiye' gazetesindeydi)... Yaptığı yurtdışı (batı) seyahatlerinde,
hıristiyan aleminin 13 sayısını abartılı bir şekilde lanetlediğini farketmiş ve
buna değiniyordu. "Apartımanlarda, otellerde 13 numaralı oda yok, hatta
13 nolu kat ve asansördeki kumanda panelinde 13 nolu buton yok...
Yani '13' toplumsal alanlardan neredeyse men edilmiş durumda" diyor yazar,
"13'ten bu kadar nefret etmenin, onu bu kadar uğursuz görmenin tek bir
nedeni geliyor aklıma; 1 + 4 + 5 + 3 = 13 !" diye bitiriyordu...
Fazla mı paranoyak olduk, bilmem
En son Yakupca tarafından Prş Haz 01, 2006 12:56 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...

Sus ve Dinle!...

kendilerini çağdaş olarak gorenler, nedense inançları hemen çoku veriyor hemen batıl(hurafelere) ne kadar çok ilgi gosteriyorlar..
dediğin gibi yakupca 13 sayısının uğursuz olduğuna inanıyorlar.. Eğer 13 cuma'ya Denk geliyorsa artık kafayı yetiklerinden olmadık şeyler yapıyorlar..
geçen gun NTV'de bir istasilik yapmışlar bu hurafeye inanan avrupalı sayısı oldukça yuksek
dediğin gibi yakupca 13 sayısının uğursuz olduğuna inanıyorlar.. Eğer 13 cuma'ya Denk geliyorsa artık kafayı yetiklerinden olmadık şeyler yapıyorlar..
geçen gun NTV'de bir istasilik yapmışlar bu hurafeye inanan avrupalı sayısı oldukça yuksek

serk@n adlı üyemiz, forum düzenini bozmaya yönelik davranışlarından dolayı 1 hafta mesaj yazamama cezası almıştır.
Bitiş tarihi:
Bizim Bülent Ersoy'larımız da bu ithal zihniyet sayesinde 13'ü duyunca,
aman aman feryadı basıyorlar ;
"aa uğursuz efenim, benim yanımda anmayınız lütfen" gibi...
Benim de sevdiğim sayı 7'dir ( dinimizde özel bir yeri olduğunu düşünüyorum)
ve beş yıldan beri uğurlu sayım ! da 13'tür
aman aman feryadı basıyorlar ;
"aa uğursuz efenim, benim yanımda anmayınız lütfen" gibi...
Benim de sevdiğim sayı 7'dir ( dinimizde özel bir yeri olduğunu düşünüyorum)
ve beş yıldan beri uğurlu sayım ! da 13'tür
İlle de Barış !!! O'nun kadar bize bizi anlatan olmadı hiç !
Sus ve Dinle!...

Sus ve Dinle!...

Yakupca yazdı:
Benim de sevdiğim sayı 7'dir ( dinimizde özel bir yeri olduğunu düşünüyorum)
ve beş yıldan beri uğurlu sayım ! da 13'tür
sayılar arasında oyle seçim yapmam ama 8 sayısına aşırı ilgim var neden mi sekizi devirince ∞(sonsuz) oluyor ya bu sonsuz Limit problemlerini bile sevdirdi x

serk@n adlı üyemiz, forum düzenini bozmaya yönelik davranışlarından dolayı 1 hafta mesaj yazamama cezası almıştır.
Bitiş tarihi:
- jonturk_emre
- İHRAÇ EDİLMİŞTİR
- Mesajlar: 1467
- Kayıt: Cum Mar 23, 2007 22:50 pm
- Konum: İstanbul
- rapin_kizi__
- Rekortmen Üye

- Mesajlar: 2100
- Kayıt: Pzr Oca 07, 2007 23:44 pm
- Konum: kendi ütopyasından..
- İletişim:
