BARIŞ'ı ÇOK ÖZLÜYORUM

Seviyeyi düşürmemek ve bölünmelere yol açabilecek siyasi, dini, spor/futbol konularının konuşulmaması kaydıyla, her türlü konunun konuşulabileceği serbest forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

Kullanıcı avatarı
nrd
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 642
Kayıt: Cum May 05, 2006 15:06 pm
Konum: BİR BAHAR AKŞAMIndan

BARIŞ'ı ÇOK ÖZLÜYORUM

Mesajgönderen nrd » Cum Ağu 31, 2007 14:27 pm

Barış'ı çok özlüyorum!..

İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından, bayraklarla donatılan konsolosluk binalarının yanından geçen Rikkat Hanım, ellerinden tuttuğu iki oğluyla birlikte, Cihangir'deki evlerinden Taksim Parkı'na doğru yürümektedir. İki çocuğu da savaş yıllarında doğmuştur Rikkat Hanımın. Bu yüzden, eşi İsmail Hakkı Beyle ilkine Savaş, ikincisine Barış adını koyarlar. Büyük oğlu Savaş bayrakları göstererek sorar: "Bugün bayram mı anne?"" Hayır" der, Rikkat Hanım: "Barış Günü"Bu yanıt üzerine Savaş kardeşine döner: "Sana oyuncaklarımı vereyim adını bana ver"Barış kabul etmez ağabeyinin teklifini ve o gün, iki kardeş ilk kez kavga ederler!.. Savaş yıllarının getirdiği yoksulluk yüzünü güldürmez Barış'ın. Öğrenciliği de çocukluğu gibi pek parlak geçmez. İkmale kaldığı fizik, kimya, matematik gibi fen dersleri yaz tatillerini zehir eder. Orta okul son sınıfta kaldığı dersler arasında müzik de vardır!... Soyadına takılır arkadaşları: "Manço". Fatih tarafından Anadolu'dan sürülen Karamanoğulları'ndan Balkanlar'a yerleşenlere yöre halkı "Manço" diye seslenir. Belki de yüzyıllar süren bu özlemdir, Barış Manço'nun şarkılarının buram buram Anadolu kokmasının nedeni. Bir Anadolu ozanıdır Barış Manço. Orkestrasına "Kurtalan Ekspres" adını koyar. Siirt'in bir ilçesidir Kurtalan ve Güneydoğu'da tren yolunun ulaştığı son istasyondur. Bu konuda, Cemal Süreya'nın yaptığı şu değerlendirme çok önemlidir:"Barış Manço'nun resim sanatındaki karşılığı Bedri Rahmi Eyüboğlu'dur. Onun gibi çorap deseni tutkunu. Ama yine onun gibi oradan mutlaka bir şeyler çıkarmasını bilir. Bütün bunlar bir arınma da getirmiştir Barış Manço'ya. Zaman zaman, daha doğrusu büyük bir geniş zaman içinde, bir minyatür saflığı da kazanabiliyor. Dünyada olanı biteni izleyen bir sanatçı. Kopyacı değil. Rahatça yaratıcı diyebileceğimiz bir uyarlama gücü var. En uzak ülkedeki hafif müzik ya da pop girişimini yüzyıllar öncesinin Anadolu duyarlığıyla iç içe geçirip bugün için hazırlanmasını biliyor. Fırsatçılığını da o naif, o minyatürleşebilir tavrıyla bağışlatıyor." Ölümünden kısa bir süre önce katıldığı bir televizyon programında şunları söylemiştir Barış Manço:" Türkü çok büyük bir coğrafyada söylenir. Herkes doğru bildiği kadar okur. Her isteyen, her istediği gibi türkü söyler. İçinden nasıl geliyorsa öyle okur. Güney Anadolu türküsü ile Balkan türküsü aynı değildir. Bir tek türkü yoktur. Gönlümden ne geçiyor, dilimden ne geliyorsa öyle okurum. Bu yasaklanamaz. Yasaklamak yasaktır!.." Barış Manço, geçmişi tanımayanın, bugünü anlamayanın yarını kuramayacağına inanır. Antika eser tutkunluğu da içinde yaşadığı yüzyıla uyum sağlayamayışının dışa vurumudur. Bu yüzden, bir müzeyi andıran evindeki çalışma odasında televizyona, müzik setine ve videoya yer yoktur. Nikahına faytonla giden tek sanatçı da o değil midir? Bunu reklam olsun diye değil, içinden geldiği için yapar. Ne de olsa o, yaşamının her anıyla kalıpları kıran bir sanatçıdır. "Lampaya püf de" şarkısının TRT denetim kurulu tarafından yayınlanmasına izin verilmeyişiyle de yasaklardan payına düşeni almıştır. Kurul erotik bulur söz konusu şarkıyı. Bunun üzerine aynı şarkı sözleri kaldırılarak bir kez daha kurula sunulur. Sonuç değişmez!.. Şarkı yine erotiktir. "Nasıl olur, sözleri yok ettik?" diye çıkışan Barış Manço'ya ağzının payı verilir: "Gitarist şarkıyı erotik çalıyor!.." Barış Manço'nun 1 Şubat 1999 tarihinde ölmesi son derece anlamlıdır. Çünkü, o gün "Ülkücü" Mehmet Ali Ağca'nın gazeteci Abdi İpekçi'yi öldürüşünün 20. YıldönümüdürŞu rastlantıya bakın ki, Abdi İpekçi adına konulan bir "Barış" ödülü vardır!7'den 77'ye herkesin sevgisini kazanmış nadir sanatçılardan biri olan Barış Manço'yu, bir gün bu ülkede "Kitap Kurtları Vadisi" filminin çekilmesi umuduyla bir şarkısındaki sözüyle analım:"Silahla mertlik olmaz Osman!.."

SUNAY AKIN
Resim

Kullanıcı avatarı
EDDA_esra
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 927
Kayıt: Pzr Ara 03, 2006 13:39 pm
Konum: MANÇO DİYARINDAN

Mesajgönderen EDDA_esra » Pzr Eyl 02, 2007 18:01 pm

!!! PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER... !!!
BİZ NASIL UNUTURUZ SENİ " CAN BEDENDEN ÇIKMAYINCA"

Kullanıcı avatarı
rapin_kizi__
Rekortmen Üye
Rekortmen Üye
Mesajlar: 2100
Kayıt: Pzr Oca 07, 2007 23:44 pm
Konum: kendi ütopyasından..
İletişim:

Mesajgönderen rapin_kizi__ » Pzr Eyl 02, 2007 18:03 pm

muhtesem bır yazı tskelr bızımle paylastıgın ıcın
KöR OlmUŞ bEyİnLErDE aĞ yapMıŞ ÖrüMCEğİM

Kullanıcı avatarı
cetin445
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 348
Kayıt: Çrş Kas 03, 2004 19:59 pm
Konum: ankara

Mesajgönderen cetin445 » Pzr Eyl 02, 2007 18:05 pm

çok beğendim ya... çok teşekkürler...
ÇeTiN!!!

Kullanıcı avatarı
hatice zuhal pala
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 415
Kayıt: Pzr Haz 10, 2007 14:41 pm

Mesajgönderen hatice zuhal pala » Pzr Eyl 02, 2007 19:55 pm

çok güzel bir yazı paylaşım için teşekkürler...

Kullanıcı avatarı
Cengizhan
Üst Düzey Üye
Üst Düzey Üye
Mesajlar: 123
Kayıt: Sal Oca 31, 2006 18:23 pm
Konum: İstanbul
İletişim:

Mesajgönderen Cengizhan » Pzt Eyl 03, 2007 14:41 pm

Teşekkürler paylaşım için...
Sunay Akın'ın yazı ve şiirlerini çok beğeniyrum ben zaten..
Ayaz vur vuracaksan hiç utanmadan
Ey talih sende dön döneceksen
Çabuk son yetim yıldız dal derinlere
Kıyamet sende kop kopacaksan