Mehmet Akif Ersoy ve "hür yaşamak"

Seviyeyi düşürmemek ve bölünmelere yol açabilecek siyasi, dini, spor/futbol konularının konuşulmaması kaydıyla, her türlü konunun konuşulabileceği serbest forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

Kullanıcı avatarı
silahsız kuvvet
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 313
Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
Konum: Selçuk'un yüreğinden

Mehmet Akif Ersoy ve "hür yaşamak"

Mesajgönderen silahsız kuvvet » Pzt Ara 04, 2006 00:16 am

Anadolu coğrafyasında, yaklaşık bin yıl süren bağımsız yaşamımızın altı yüz yıllık dönemini Osmanlı Devleti oluşturmaktadır. Bu dönemin son iki yüzyılında yaşanan yenilgiler, büyük coğrafi daralma, siyasal, ekonomik ve kültürel çalkantıların giderek artmasına neden olmuştur.

Viyana önlerinde 1683 yılında yaşanan yenilgi, 1699 Karlofça Antlaşmasıyla, coğrafi daralma sürecini başlatmıştır. 18 ve 19'uncu yüzyıllarda yaşanan coğrafi daralma sürecinde temel rakip, Çarlık Rusya'sıdır. 1699 Karlofça, 1711 Prut, 1774 Küçük Kaynarca, 1792 Yaş, 1812 Bükreş, 1829 Edirne, 1856 Paris, 1878 Ayestefanos Antlaşmaları, hep Ruslarla yapılan uzun savaşların sonunda imzalanmıştır. Bu savaşların önemli bir bölümü Osmanlı Devleti'nin yenilgisi ve toprak kaybıyla sonuçlanmıştır.

20'inci yüzyıl başlarken, Kurtuluş Savaşı'ndan hemen önceki manzara da bundan farklı değildir. 1911-1918 arasındaki yedi yıla üç savaş sıkıştırılmıştır. 1911 Trablusgarp, 1912 Balkan ve 1914 -1918 yılları arasındaki Birinci Dünya Savaşı.

Bu savaşların bize nelere mal olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz; ama şu kadarını hatırlamakta yarar var: Çanakkale'de cepheye üniversite öğrencileri gönderildiği için bugünkü İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) o sene mezun verememiştir.

Coğrafi daralmayı rakamlarla somutlaştırmaya çalıştığımızda ortaya şöyle bir tablo çıkmaktadır: Yakınçağ'ın başlarında yani 1789 Fransız İhtilali başladığında, Osmanlı Devleti 4 milyon kilometrekare, Birinci Dünya Savaşı başlamadan hemen önce ise 2 milyon kilometrekare'dir. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması imzalandığında ise, Türklere İç Anadolu'da denizlerden ve ticaret yollarından mahrum daracık bir alan yaşamak için bırakılmıştır.

Resim
Kurtuluş Savaşı, bu tablo karşısında Türk milletinin varlığını ve bağımsızlığını koruma savaşıdır. Böyle bir ortamda edebiyat dünyasından yükselen gür bir ses, Mehmet Akif Ersoy: "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım" diyerek milletin coşku ve ümit kaynağı olmuştur.

Mehmet Akif Ersoy, 1873 yıllında İstanbul'da doğmuştur. Baytar mektebini birincilikle bitiren, Arapça, Farsça ve Fransızca bilen Mehmet Akif, 1893'ten 1913'e kadar memurluk yapmıştır. Çöken bir imparatorluk, Birinci Dünya Savaşı, İstiklal Savaşı gibi birçok önemli olayı yaşamış olan Ersoy'un duygu ve düşünceleri de böyle bir ortamda gelişmiştir. Manzumeleri Safahat adlı kitapta toplanmıştır. Safahat şu yedi bölümden meydana gelmiştir: Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hâtıralar, Âsım, Gölgeler.

Millî Mücadele Döneminde Balıkesir'de hutbeler vererek halkı bağımsızlığı için savaşmaya davet eden Mehmet Akif Ersoy, daha sonra İnebolu üzerinden Ankara'ya gelmiş, Konya ve Kastamonu'da da halkı Millî Mücadele konusunda teşvik eden faaliyetlerde bulunmuştur.

Kurtuluş Savaşı sırasında, Büyük Millet Meclisi'ne Burdur Milletvekili olarak giren Akif, 17 Şubat 1921'de İstiklal Marşı'nı yazmıştır. Mehmet Akif, para ödülü olduğu için Millî Marş yarışmasına başlangıçta katılmamıştır. Yarışmaya katılmasını engelleyen bu durum isteği üzerine halledilince, Ersoy yarışmaya eserini göndermiştir. Mehmet Akif Ersoy'un Kahraman Ordumuza ithaf ettiği İstiklal Marşı isimli eseri başarılı bulunarak 12 Mart 1921 günü yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplantısında resmen Millî Marş olarak kabul edilmiştir. Mehmet Akif, ödül için kararlaştırılan beşyüz lirayı, fakir İslam kadın ve çocuklarına iş öğretmek amacıyla kurulmuş olan Dar-ul Mesai adlı kuruluşa bağışlamıştır. Bu büyük bağışı yaparken de cebinde sadece iki lira bulunmaktadır.

Mehmet Akif Ersoy, tüm yazılarında ve şiirlerinde kahramanlık, ümit ve kurtarıcılığı dile getirmiştir. Prof. Dr. M. Orhan Okay, Mehmet Akif Ersoy hakkında şu değerlendirmeyi yapmıştır:

"Mehmed Akif'in bütün Safahat'ında, içinde yaşadığı topluma yabancı kalmadığını, onun dertleriyle nasıl hemdert olduğunu biliyoruz. Fakat hiçbir şiirinde, İstiklâl Marşı'nda olduğu kadar âdetâ mistik bir ruhla milletiyle beraber, milletiyle bir aynîleşme, özdeşleşme içinde olmamıştır. İşte bütün bu olağanüstü şartların birleşmesiyle Mehmed Akif'e göre İstiklâl Marşı, artık kendisinin değil milletin ruhundan çıkmış bir şiir olmuştur, başka bir ifadeyle şiirinde milletini konuşturmuş bir medyum gibiydi. Bunun için onu Safahat'a almamış ve 'o benim değil, milletimindir' demiştir."

1926 yılından sonra kalıcı olarak Mısır'a yerleşen ve yıllarca yalnızlık içinde yaşayan Mehmet Akif, 1936'da yurda dönmüş, beş ay kadar daha yaşadıktan sonra 27 Aralık 1936'da 63 yaşında hayata veda etmiştir. (alıntıdır)

Kullanıcı avatarı
turkerr
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 652
Kayıt: Prş Tem 13, 2006 16:01 pm
Konum: ANKARA

Mesajgönderen turkerr » Pzt Ara 04, 2006 01:47 am

TÜRKÜN BAĞIMSIZLIK SESİNİ TÜM DÜNYAYA DUYURAN BU USTA ŞAİRİMİZİ TEKRAR RAHMETLE ANIYORUM
MEKANI CENNET OLSUN BU MÜBAREKLERİN MANEVİ GÜCÜ ÜZERİMİZDEN EKSİK OLMASIN
EZELDEN BERİ HÜR YASAYAN TÜRKLER BUNDAN SONRADA HÜR YASAYACAKTIR TÜRKE DÜŞMAN OLANIN SONU HEP HAZİN OLMUSTUR
ALLAH BİRLİĞİMİZİ BOZMASIN O KÖTÜ GÜNLER TEKRAR GELMESİN TÜRK MİLLETİ OLARAK BERABERCE YASAMAK NASİP OLUR İNSALLAH
EMPERYALİST GÜÇLERDE BUNU BİLSİN BİZ VARIZ BURDAYIZ
YERYÜZÜNÜN GÖBEĞİNDE
KURULDU KURULTAYLARI
GÜNLERİ SÖNMEL BİLMEDİ
YERE DÜŞMEDİ AYLARI
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
KAYGISIZDA OLSA TÜRKER DERTLİDİR

Kullanıcı avatarı
silahsız kuvvet
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 313
Kayıt: Çrş Haz 14, 2006 01:10 am
Konum: Selçuk'un yüreğinden

Mesajgönderen silahsız kuvvet » Sal Ara 05, 2006 01:10 am

Birlik

Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar,

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

Mehmet Akif Ersoy

------------------------

Birlik Bağı

Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile
Alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile
Kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir
Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir

Varsa şayet söyleyin bir parçık insafınız
Böyle kansızmıydı haşa kahraman eslafınız
Böyle düşmüşmüydü herkes ayrılık sevdasına
Benzeyip şirasesiz bir mushafın eczasına
Hiç görülmüşmüydü olsun kayd ı vahdet tarumar
Böyle olmuşmuydu millet can evinden rahnedar
Böyle açlıktan bogazlarmıydı kardeş kardeşi
Böyle adetmiydi bi perva yemek insan leşi

Irzımızdır çiğnenen evladımızdır doğranan
Hey sıkılmaz ağlamassan bari gülmekten utan

Kurt uzaklardan bakar dalgın görürmüş merkebi
Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi
Lakin aşk olsunki aldırmazda otlarmış eşşek
Sanki tavşanmış gelen yahud kılıksız köstebek
Kar sayarmış bir tutam fazla olsun yutmayı
Hasmı derken çullanırmış yutmadsan son lokmayı

Bir hakikattır bu bildiğin usluba sok
Halimiz merkeple kurdun aynı asla farkı yok
Burnumuzdan tuttu düşman biz boğaz kaynındayız
Bir bakın hala mı hala ihriras ardındayız
Saygısızlık elverir bir parça olsun arlanın
Vakti çoktan geldi hem geçmektedir arlanmanın
Davranın haykırmadan nakus-u izmihlaliniz
Öyle bir buhrana sapmıştırki zira haliniz
Zevke dalmak şöyle dursun vaktiniz yok mateme
Davranın zira gülünç olduk aleme
Bekleşirken gökte yüzbinlerce ervah intikam
Yerde kalmış naşa benzer kavm için durmak haram
Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yokmudur
Yoksa istikbalinizden korkulur pek korkulur

Mehmet Akif Ersoy