Ömer Hayyam

Seviyeyi düşürmemek ve bölünmelere yol açabilecek siyasi, dini, spor/futbol konularının konuşulmaması kaydıyla, her türlü konunun konuşulabileceği serbest forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

Kullanıcı avatarı
serk@n
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 509
Kayıt: Pzr Haz 13, 2004 20:42 pm
Konum: izmir

Ömer Hayyam

Mesajgönderen serk@n » Cum May 26, 2006 13:36 pm

ÖMER HAYYAM

Resim

HAYYAM (Ebul Feth Ömer bin Ibrahim; Ömer Hayyam da denir), iranli Sair ve bilgin (Nisapur 1044.ay.y 1123/1136). Hayati, gençlik yillari kesinlikle bilinmiyor. Elde bulunan eserlerinden, hayatiyla ilgili olaylari anlatan bazi kitaplardan, felsefe, matematik ve astronomi konularinda çalistigi, bu alanlarda düzenli bir ögrenim gördügü anlasilmaktadir. Hayyam ("Çadirci") takma adini, atalarinin çadircilik yapmalari yüzünden aldigi söylenir. Ömer Hayyam, zamaninda daha çok bilgin olarak ün kazandi. Iran'in, Selçuklular yönetiminde oldugu bir zamanda yetisen Hayyam, Horasan ülkesindeki büyük Sehirleri, Belh, Buhara ve Merv gibi bilim merkezlerini gezdi, birara Bagdat'a da gitti. Zamaninin hükümdarlarindan, özellikle selçuklu sultani Meliksah ve Karahanlilardan Semsülmülk'ten büyük yakinlik gördü. Saraylarinda, meclislerinde bulundu. Residüddin'in "Cami-üt-Tevarih" adli eserinde anlattigina göre Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ile okul arkadaslariydilar.

meliksah (selçuklu sultanı)

Resim

hasan sabbah(Hasan Sabbah, tarihte ve günümüzde eş i benzeri olmayan bir Alevi önderidir. Hasan Sabbah, kurduğu örgüt ile yıllarca zalimlerin, saltanat sahiplerinin korkulu rüyası olmuştur)

Resim

Gerek Hayyam'in zamaninda, gerek sonarki çaglarda yazilan kaynaklarda çaginin bütün bilgilerini edindigi, o alanlarda derin tartismalara girdigi, fikih, ilahiyat, kiraat, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi okuttugu yazilidir. Ebu'l Hasan Ali El-Beyhaki onun çok bilgili bir kimse oldugunu, fakat müderrislik hayatinin pek basarili olmadigini bildirir. Ayrica Zemahseri ile uzun boylu tartismalara giristigini, onun derslerine bile devam ettigini, Zemahseri'yi, bilgi bakimindan begendigini yazar.

Resim


Hayyam'in fizik, metafizik, matematik, astronomi ve siir konularinda degisik eserleri vardir. Bunlar arasinda Ibni sina'nin Temcid (Yücelme) adli eserinin yorum ve tercümesi de yer alir. Zamaninda, bir bilgin olarak ün kazanan Ömer Hayyam'in edebiyat tarihindeki yerini saglayan, sonraki yüzyilarda da dogu islam dünyasinin en büyük Sairlerinden biri olarak anilmasina yolaçan Rubaiyat'idir (Dörtlükler). Ömer Hayyam, iran ve dogu edebiyatinda rubai türünün kurucusu sayilir. Sonralari aralarina baskalarinin eserleri de karsian bu rubailer iki yüz kadardir. Hayyam, oldukça kolay anlasilan, yumusak, akici, açik ve seçik bir dil kullanir. siirlerinde gerçekçidir. Yasadiklari, gördüklerini, çevresinden, zamanin gidisinden aldigi izlenimleri yapmaciga kapilmaksizin, oldugu gibi dile getirir. Ona göre, gerçek olan yasanandir, dünyanin ötesinde ikinci bir dünya yoktur. Insan, yasadikça gerçektir, gerçek ise yasanandir. En sasmaz ölçü akil ve sagduyudur. insan bir akil varligidir. Gerçege ancak akil yolu ile ulasilabilir. Onun siirinde zamanin haksizliklari, softaliklari, akil almaz saçmaliklari ince, alayli, igneleyici bir dille yerilir. Dörtlüklerinin konusu ask, sarap, dünya, insan hayati, yasama sevinci, içinde bulundugumuz geçici dünyanin tadini çikarma gibi insanla yogun bir baglanti içinde bulunan gerçek eylem ve davranislardir. Siirlerinde isledigi konulara, çokluk felsefe açisindan bakar. Ask, sevinç, hayatin tadini çikarma, Hayyam'a göre vaz geçilmez insan duygularidir, insan hayatinin ana dokusu bunlarla örülüdür. Bazi dörtlüklerinde filozofça derin bir sezgi, açik ve seçik bir insan severlik duygusu, gösteristen, asiriliktan uzak bir yasama anlayisi görülür. Hayyam kendisinden sonra gelen pek çok sairi etkilemis, rubai alaninda tek örnek olarak benimsenmistir. Bati ülkelerinde adina bir çok dernek kurulmus, rubaileri bütün bati dillerine, bu arada birçok defa Türkçeye Rubaiyat-i Hayyam, Hayyam'in Rubaileri, Ömer Hayyam ve Rubaileri, Dörtlükler adi altinda tercüme edilmistir...

İnsan bastığı toprağı hor görmemeli:
Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.
Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?
Ya bir Şah kafasıdır, ya bir vezir eli..


Dünyayı süslediler, bir şey kalmadan.
Bu süslere inanma, akıl olmadan.
Giden de çok dünyadan, gelen de ama;
Sen payını al ondan, seni almadan...
Resim


serk@n adlı üyemiz, forum düzenini bozmaya yönelik davranışlarından dolayı 1 hafta mesaj yazamama cezası almıştır.

Bitiş tarihi:

Kullanıcı avatarı
serk@n
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 509
Kayıt: Pzr Haz 13, 2004 20:42 pm
Konum: izmir

Mesajgönderen serk@n » Cum May 26, 2006 13:38 pm

Eserlerinden Örnekler :


Sen sofusun, hep dinden dem vurursun;
Bana da sapik, dinsiz der durursun.
Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?

Için temiz olmadiksan sonra
Haci hoca olmussun, kaç para!
Hirka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanri kanar mi bunlara?

Var mi dünyada günah islemeyen söyle:
Yasanir mi hiç günah islemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanri, ne farkin kalir benden, söyle.

Felek ne cömert ne asagilik insanlara!
Han hamam, dolap degirmen, hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok:
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Bilgenin yüreginde her dilek,
Anka kusu gibi gizli gerek.
Damla nasil inci olur denizde:
Sedefler içinde gizlenerek.

Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacagimi da yazmissin önceden.
Demek günah isleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?

Insan bastigi topragi hor görmemeli:
Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.
duvara koydugun kerpiç yok mu, kerpiç?
Ya bir Sah kafasidir, ya bir vezir eli!

Hak er geç cimrilerin hakkindan gelir;
Cehennem atesleri onlar içindir.
Ne der, dili inciler saçan Muhammet:
Cömert gavur cimri müslümandan yegdir.

Ovada her kizil lalenin teni
Bir padisahin kaniyla beslendi.
Yerden biten su mor menekse yok mu?
Bir güzelin yanagindaki bendi.

Mal mülk düskünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düser, canlar?ndan bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftir, yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.

Gül verme istersen, diken yeter bize.
Isik da vermezsen, ates yeter bize.
Hirka, tekke, post most olasa da olur,
Kilise çanlari bile yeter bize.

Ben ne camiye yararim, ne hayvana!
Bir baska hamur benimki, baska maya.
Yoksul gavur, çirkin Moderatör Tarafından Düzeltilmiştir. gibiyim:
Ne din umrumda, ne cennet, ne dünya! Cennette huriler varmis, kara gözlü;
içkinin de ordaymis en güzeli.
Desene biz çoktan cennetlik olmusuz:
Bak, bir yanda sarap, bir yanda sevgili.


Su testi de benim gibi biriydi;
O da bir güzele vurgun, dertliydi.
Kim bilir, belki boynundaki kulp da
Bir sevgilinin bem beyaz eliydi.

Inciyi isteyen dalgiç olacak;
Vari yogu dosta verip dalacak.
Cani avucunda, nefesi gögsünde:
Ayagi bas olacak, basi ayak

Girme su alçaklarin hizmetine:
Konma sinek gibi pislik üstüne.
Iki günde bir somun ye, ne olur!
Yüreginin kanini iç de boyun egme.

Bir tas bulamazsin ki Dogu ovalarinda
Küfretmesin bana da, benim zamanima da
Yüz adim yürü bak, bir dertli insan görürsün:
Bunalmis, otura kalmis yolun kenarinda.

Günes atti göge sabah kemendini:
Aydinlik padisahi atina bindi.
Için! için! diye bagirdi dört yana
Canim sabah Sarabinin müezzini.

Bu kadeh bir bedendir, cana gebe!
Bir yasemindir, erguvana gebe!
Hayir; yanlis; ne odur sarap ne bu:
Bir sudur, bir su ki yangina gebe!

Gökte bir öküz varmis, adi Pervin;
Bir öküz de altindaymis yerin.
Sen asil iki öküz arasinda
Tepismesine bak su eseklerin!

Ey özünün sirlarina akil ermeyen;
Suçumuza, duamiza önem vermeyen;
Günahtan sarhostum, ama dilekten ayik;
Umudumu rahmetine baglamisim ben

Büyükse de isyanim, kötülüklerim,
Yüce Tanri' dan umut kesmis degilim;
Bugün sarhos ve harap ölsem de yarin
Rahmete kavusur elbet kemiklerim.

Tanrim bir geçim kapisi açiver bana;
Kimseye minnetsiz yasamak yeter bana;
Sarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasin gelen dertten basima.

Kimi dinde imanda buldu yolu
Kimi akil, bilim yolunu tuttu.
Derken ses geldi karanliklardan:
Gafiller! Doru yol ne odur, ne bu!

Bir damla sarap ver Çin senin olsun;
Bir yudumu bütün dinlerden üstün.
Söyle, ne var dünyada saraptan hos?
O aciya tatlilar feda olsun.

Dünya üç bes bilgisizin elinde;
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme; esek esegi begenir:
Hayir var sana kötü demelerinde.

Bir elde kadeh, bir elde Kuran;
Bir helaldir isimiz, bir haram.
Su yarim yamalak dünyada
Ne tam kafiriz, ne tam müslüman!

Ferman sende, ama güzel yasamak bizde:
Senden ayigiz bu sarhos halimizde.
Sen insan kani içersin, biz üzüm kani:
Insaf be sultanim, kötülük hangimizde?

Yasamanin sirlarini bileydin
Ölümün sirlarini da çözerdin;
Bugün aklin var, bir sey bildigin yok:
Yarin, akilsiz, neyi bileceksin?

Rahmetin var, günah islemekten korkmam;
Azigim senden, yolda çaresiz kalmam;
Mahserde lutfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazilmis olsun, aldirmam.

Derde gama yatkin yüregime aci;
Bu tutsak cana, garip gönlüme aci;
Bagisla meyhaneye giden ayagimi,
Kizil kadehi tutan elime aci.


Akil bu kadehi övdükçe över;
Alnindan sevgiyle öptükçe öper;
Zaman Usta' ysa bu canim nesneyi
Hem yapar hem kirip bin parça eder.

Yasamanin sirlarini bileydin
Ölümün sirlarini da çözerdin;
Bugün aklin var, bir sey bildigin yok:
Yarin, akilsiz, neyi bileceksin?

Ey zaman, bilmez misin ettigin kötülükleri?
Sana düser azaplarin, tövbelerin beteri.
Alçaklari besler, yoksullari ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsin, ya da esegin biri.

Yel eser, umutlar savrulur gider;
Sensiz, bensiz kalir baglar bahçeler;
Altin gümüs nen varsa harcamaya bak!
Ölür gidersin, düsmanin gelir yer.

Dünyada akla deger veren yok madam,
Akli az olanin parasi çok madem,
Getir su sarabi, alsin aklimizi:
Belki böyle begenir bizi el alem!

Adam olduysan hesap ver kendine:
Getirdigin ne? Götürecegin ne?
Sarap içersem ölürüm diyorsun:
Içsen de öleceksin, içmesen de! Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
Ne namaz kilmaya, ne dua etmeye.
Eskiden bir kilimi asirmistim camiden:
O eskidi gittim yenisini yürütmeye. Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklaci Felek usta, kuklalar da biz.
Oyuna çikiyoruz birer, ikiser ikiser;
Bitti mi oyun, sandiktayiz hepimiz.






Ramazan ayi bu yil da geldi yine;
Vurdu bukagiyi aklin bilegine;
Tanrim bu halka bir gaflet ver de bari
Ramazani Sevval sansinlar bu sene.

Bizim sarap içmemiz ne keyfimizden,
Ne dine, edebe aykiri gitmemizden;
Bir an geçmek istiyoruz kendimizden:
içip içip sarhos olmamiz bu yüzden.

Orucumu yiyorsam ramazanda
Mübarek aydan habersizim sanma:
Çileden gece oluyor da gündüzüm
Sahura kalkiyorum gün ortasinda.

Bir testici gördüm, çamur içindeydi:
Ayagi çarkinda, elinde bir testi;
Testinin basinda bir yoksulun ayagi
Kulpunda bir padisahin kellesi.

Bilir misin, yüceler yücesi Tanri,
Sarap ne zaman çosturur içenleri?
Pazar, pazartesi, sali, çarsamba, persembe,
bir de cuma, cumartesi günleri.

Bu zamanda az dostun oldun, daha iyi.
Herkesle uzaktan hos bes edip geçmeli.
Can gözünü açinca görüyor ki insan
En büyük düsmaniymis en çok güvendigi.

Kim görmüs o cenneti, cehennemi?
Kim gitmis de getirmi? haberini?
Kimselerin bilmedigi bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya deger mi?

Kendimden geçtikçe gelirim kendime,
Alçalirim çiktikça yüksek yerlere.
En garibi, içmeden sarhosum da ben,
Ayilirim her kadehi devirdikçe.




Ben içerim, ama sarhosluk etmem:
Kadehten baska seye el uzatmam.
saraba taparmisim, evet, taparim:
Ama senin gibi kendime tapmam


Dünya padisahin, kayserin, hakanin olsun;
Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun;
Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rizvan' in:
Sevgili bizim olsun, cani canimiz olsun.

Dünyaya geldiler, cosup tastilar;
Güldüler, eglendiler, anlastilar;
Bir kadehte siziverdiler bir gün
Ölüm uykusunda kucaklastilar.

Biliyorum varligin, yoklugun dis yüzünü;
Yükselmenin de alçalmanin da içyüzünü;
Ne çikar öte yanini da bilsem felegin:
Bezmisim bilgiden, atmisim her türlüsünü

Yilan gibi tasa girsen de, Saki,
Sizar ecelin suyu bulur seni;
Bu dünya toprak, Saki, türkü söyle;
bu soluk bir yel, sarap ver, Saki.

Ben biyiklari süpürge etmisim meyhanede:
Hayirmis, sermis birakmisim ikisini de.
iki dünyayi karpuz gibi önüme koysalar
Ne birine metelik veririm, ne ötekine.

Her gün biri çikar, baslar ben, ben demege,
Altinlari gümüsleriyle övünmege.
Tam isleri diledigi düzene girer:
Ecel çikiverir pusudan: Benim ben, diye.






Padisah ol, yokluk halkasina gir de;
Yikan, kirin pasin kalmasin gönülde.
Meyhaneye ermege gelince biri
Kendini bil de ne yaparsan yap de.

Ey dogru yolun yolcusu, çaresiz kalma;
Çikma kendinden disari, serseri olma;
Kendi içine sefer et erenler gibi:
Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.

Bilgisizliimi sundum durdum aleme;
Bir yoksulluk karanligi çöktü gönlüme;
Utandim günahimdam, müslümanligimdan:
Bundan böyle zünnar takacagim belime.

Elimde olsa dünyayi küçümserdim;
iyisine de kötüsüne de yuf çekerdim;
Daha dogrusu bu asagilikk yere
Ne gelirdim, ne yasardim, ne ölürdüm.

Toprak olup gitmislere sorarsan
Ha gavur olmussun ha müslüman.
Kimler bu dünyada elenmemisse
Ötekinde yalniz onlar pisman Yapma diyorsun; yapmamak elimde mi?
Sen al demisin; nasil çekerim elimi?
Hem yap hem yapma demek seninki bana
insaf: Kadeh devrilir de dolu kalir mi?

Seyh fahiseye demi? ki: - Utanmaz kadin;
Her gün sarhossun, onun bunun kucagindasin.
Dogru, demis fahise, ben öyleyim; ya sen?
Sen bakalim su göründügün adam misin?
Resim





serk@n adlı üyemiz, forum düzenini bozmaya yönelik davranışlarından dolayı 1 hafta mesaj yazamama cezası almıştır.



Bitiş tarihi:

Kullanıcı avatarı
dexar
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 313
Kayıt: Çrş Şub 01, 2006 09:58 am
Konum: Bu Dünya Bizim Memleket

Mesajgönderen dexar » Cum May 26, 2006 15:49 pm

Eline sağlık. Üşenmeyip araştırdığın için çok teşekkür ederim. Büyük düşünürlerimizi şairlerimizi unutmamalıyız... Biz onların torunlarıyız
_-:: KaLPLeR BeRaBeR ::-_

Elbet bir gün bu gerçekleşecek
--->Barış Manço Müzesi<---

Kullanıcı avatarı
serk@n
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 509
Kayıt: Pzr Haz 13, 2004 20:42 pm
Konum: izmir

Mesajgönderen serk@n » Cum May 26, 2006 22:33 pm

neden üşeneyimki bende tekrarlamış oluyorum kendim içinde yapıyorum yani.. ben teşekkür ederim..
Resim





serk@n adlı üyemiz, forum düzenini bozmaya yönelik davranışlarından dolayı 1 hafta mesaj yazamama cezası almıştır.



Bitiş tarihi:

Kullanıcı avatarı
sinem
Profesyonel
Profesyonel
Mesajlar: 412
Kayıt: Cum Kas 04, 2005 14:44 pm
Konum: istanbul

Mesajgönderen sinem » Prş Haz 01, 2006 18:29 pm

sağolasın...çok güzel rubailer bunlar...

Dünya üç bes bilgisizin elinde;
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme; esek esegi begenir:
Hayir var sana kötü demelerinde.
bayramınız mübarek olsunn