biraz da saglik

Seviyeyi düşürmemek ve bölünmelere yol açabilecek siyasi, dini, spor/futbol konularının konuşulmaması kaydıyla, her türlü konunun konuşulabileceği serbest forumumuz.

Moderatörler: barışhayranı, Mod

fokudu
Gelişen Üye
Gelişen Üye
Mesajlar: 35
Kayıt: Prş Mar 30, 2006 02:48 am

biraz da saglik

Mesajgönderen fokudu » Pzt Nis 03, 2006 02:48 am

gmail hesabimda(mail silme aliskanliimolmadiindan 9935 mail ile %95ini doldurmus bulunmaktayim) paylasabilecek seyleri ararken bulbduum bilgilerden



TİROİD

Midye: Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği selenyum minerali tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.

Tiroid vücudun orkestra şefi
Nükleer Tıp ve Tiroid Hastalıkları uzmanlarının görüşleri !!!!

Türkiye'de tiroid sorunu olan milyonlarca insan var. Daha çok kadınlarda görülen ve kalıtımsal olan tiroid problemleri beyinden kalbe, cinsel yaşamdan ruhsal bozukluklara, vücudu baştan aşağı altüst edebiliyor.

Kendi küçük ama vücudumuzda yaratabileceği sorunlar tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük... Sadece 25-30 gram ağırlığında olan tiroid bezleri, az ya da çok çalıştığında ve giderek büyüdüğünde, tehlike çanları çalmaya başlıyor... Vücut mekanizmamız aşırı hızlandığı gibi aynı şekilde yavaşlayabiliyor. 10 kadından 8'inde görülen tiroid hastalığını ve neler yapılması gerektiğini
Tiroid hormonunun kollektif çalışmaması tüm vücut mekanizmasını etkiler. O yüzden tiroid sorunlarının kontrol altına alınması çok önemli

*
Guatr hastası ne demek, hangi organımızla ilgili bu hastalık?
Guatr tiroid bezindeki büyümenin kendisine verilen isimdir. Yani hastalığın adı "guatr hastalığı" değildir, tiroid hastalığıdır. tiroid bezlerinin düzenli çalışıp çalışmaması ya da büyümesi neden olur tiroid hastalıklarına. tiroid bezi de boynumuzun en ön kısmında olan bir organ. "Bez" diyoruz çünkü salgı bezi, hormon salgılıyor. tiroid hormonu vücutta aklınıza ne gelirse bir şekilde etkiliyor. Duygusal, ruhsal ve cinsel hayatınızı, kilo mekanizmasını...

* Oldukça karmaşık bir yapısı var sanırım. Hastalığın teşhisini neye göre koyuyorsunuz?
Bizim için üç tane önemli faktör vardır tiroid bezini incelerken. Yapısı, fonksiyonu ve hormonları. Bu üç faktör aynı anda bozulabileceği gibi ayrı ayrı da bozulabilir. Sadece hormonlara bakarak "Benim tiroid bezimde bir şey yokmuş" demek geçerli değil. Yedi tane iltihap, beş ayrı kanser türü var tiroid bezinin. Yani gerçekten küçük ama çok karmaşık bir organ. Özelllikle Türkiye'de çok fazla tiroid hastası var. Birçoğu farkında değil.

* tiroid kanseri ne kadar tehlikeli, tedavisi mümkün mü?
Dediğim gibi beş kanser türü var. Bunlardan ikisi çok sık görülüyor. Bu grupta yüzde 90'ın üstünde kesin iyileşme söz konusu. Gerekli tedavi ve müdahele yapıldığında kesinlikle korkulacak bir durum yok.

STRES VE KALITIMSALLIK TETİKLİYOR
* Guatrımız olduğunu tiroid bezinin büyümesinden mi anlarız sadece?
Her zaman gözle görülmeyebilir. O gözle görülmesi kişinin boyun yapısına göre de değişir. Kimi zaman tiroid bezi içe doğru büyür. Ama elle muayeneyle onun büyüdüğü rahatlıkla anlaşılabilir. Gerekirse "Sintigrafi" yapılır. Daha çok iş biraz daha ciddileşir veya tanı veya tedavide tereddütlü durumlarda. Hormon dengesini anlamak için ise hastaya belirli sorular soruluyor. O sorulara verdici cevaplar bizi yönlendiriyor ama ne kadar yönlensek yönlenelim kanda belirli hormon değerlerini genelde görmek istiyoruz.

* Tiroid bezinin fazla ya da az çalışmasının sebebi nedir, ne oluyor da işlevini yerine getiremiyor?
Yediğimizden, içtiğimizden, soluduğumuz havadan, sudan aldığımız iyot miktarı az veya çok olmamalı. Özellikle az olmamalı. Ne yazık ki ülkemizde ciddi bir iyot eksikliği olduğundan çok fazla tiroid problemine rastlanıyor. Halbu ki ülkemizin dört bir yanı denizlerle çevrili... Enteresan ama tarımsal ürünlerden elde edilen yiyeceklerde iyot yetersiz. Özellilkle Karadeniz'de çok yaygındır guatr.

* Tiroid hastalıklarını başka neler tetikliyor?
Stres ve katılımsallık tek başına bile hastalığa neden olabiliyor. Sadece stresle başlayan tiroid problemleri bile var. Kalıtımsallık o kadar önemli ki ailesinde tiroid problemi olan kişiler direk bir aday. Ayrıca şunu söyleyeyim tiroid bir kadın hastalığı. 10 hastanın 8'i kadın, 2'si erkek.

* Neden kadınlarda daha çok görülüyor?
Kadınların hormonal sistemlerinin erkeklerden çok daha karmaşık olması bunda önemli rol oynuyor. Kadında da bizim için üç tane önemli evre var. Genç kızlığa geçiş, hamilelik ve menapoz. Bunlar kadının bütün hormonlarının altüst olduğu dönemler. tiroid problemi ya bu dönemlerde ortaya çıkıyor ya da zaten varsa daha da provoke ediyor. Anesinde tiroid problemi olan bir kız çocuğu ise potansiyel bir hasta adayıdır.

CİNSEL YAŞAMI ÇOK ETKİLER
* Hastalık kendini nasıl belli ediyor peki, tiroid problemimizin olup olmadığını nasıl anlacağız?
Yapı problemi varsa bariz bir şekilde boyunda dışarı doğru bir çıkıntı olur. Veya kişi eliyle kontrol ettiğinde eline bir kitle gelir. Bazı hastalarda görülen bir diğer belirti de gözlerin dışarı doğru büyümesi, gözlerin çok canlı ve parlak bakmasıdır. Ama eğer tiroid hormonları bozmuşsa durum farklı.

* Hormon dengesizliğinin yol açtığı problemler neler?
tiroid bezleri çok çalışıyorsa tipik bulguları vardır. Bunlar: 1-Hiçbir neden yokken kilo verme, hatta neredeyse erime hali. 2-Hiç hareket etmeden, hiçbir stres faktörü olmadan kalpte çarpıntı, ellerde titreme, aşırı terleme... 3-Aşırı sinirli, sabırsız davranma. 4- Aşırı hareketlilik; daha çok kabına sığamama hali, ihsal...

* Peki yavaş çalıştığında...
O zaman da tam tersi metabolizma yavaşlar. Kilo alma, kabızlık, aşırı yorgunluk, isteksizlik, huzursuzluk başlar... Bu durumda tiroid sorunları depresyonla çok karıştırılır. Örneğin yurt dışında psikolog veya psikiyatristler hastadan önce hormon değerlerini ölçtürmelerini ister.

* Cinsel hayatı da olumlu olumsuz etkilediğini söyleyebilir miyiz?
Elbette, cinsel isteksizliğe hatta kısırlığa bile neden olabilir. Aynı şekilde çocuk düşürmeye de. Bazı bezlerin kendine has iltihapları vardır, bu durumda görülebilir bu saydıklarımız. Tam tersi bezler çok çalıştığında ise cinsel istek çoğalır.

* Çocuklarda görülür mü?
Elbette... Yeni doğan bebeklere bile tiroid testlerinin yapılması gerekiyor. Çünkü düzensiz çalışması zeka geriliği ya da cüceliğe

TİROİD-PARATİROİD:

Tiroidin Yerleştiği Bölge ve Tiroidin Görevleri

Tiroit, ilk defa rönesans devrinde Leonardo da Vinci’nin orijinal çizimlerinde gösterilmiştir. Buna göre; boyunda, soluk borusunun ( trakea ) her iki yanında iki ayrı salgı bezi olduğu kabul edilmiştir. Daha sonraları bu iki parçanın çoğu kez istmus adı verilen bir bölümle birleşmiş ve kelebeğe benzeyen tek bir bez olduğu anlaşılmıştır. Önden bakıldığında tiroidin yeri şu şekilde belirlenebilir: boyunda çene altında yer alan ve erkelerde daha belirgin bir şekilde görülen kıkırdaktan oluşan çıkıntının (adem elması) hemen altındaki bölgede bulunur ve yutkunmakla hareket eder Normal büyüklükteki bir tiroit zayıf kişiler hariç çoğu kez elle hissedilemez.





Salgı bezi nedir?

Ürettiği bazı kimyasal maddeleri bir kanal ya da kan yoluyla başka bölgelere gönderebilen organ olarak tanımlanabilir. Örneğin tükürük bezleri ürettiği tükürüğü bir kanal aracılığıyla ağız boşluğuna akıtır ve tükürük içindeki bazı kimyasal maddeler hem gıdaların sindirimini başlatır hem de ağzın ıslak kalmasını sağlar. Bunlara dış salgı bezi denir. Tiroit gibi salgı bezleri ise ürettiği kimyasal maddeleri kan yoluyla vücudun diğer bölgelerine göndererek çeşitli işlevlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bunlara ise iç salgı bezi denir. Tiroit gibi salgı bezlerinin ürettiği kimyasal maddelere ise genellikle hormon adı verilir.

Tiroit bezinin ağırlığı ne kadardır ve hangi önemli yapılarla komşuluğu vardır?

Yeni doğan bir çocukta yaklaşık 1,5 gram ağırlığında olup 16 yaşına kadar yavaş yavaş büyüyerek erişkinlerde ortalama 20 gram ağırlığına ulaşır. Tiroit yüzeyden derine doğru cilt, ciltaltı, boyun zarları ve çeşitli kaslar tarafından örtülüdür. Bu nedenle zayıf kişiler hariç,normal büyüklükteki tiroit çoğu kez elle hissedilemez. Her iki yanında ana boyun damarları,arkada nefes ve yemek borusu vardır. En önemli komşuları ise ses tellerine ( vokal kord ) giden sinirler ( laringeal sinir ) ve paratiroit bezleridir.

Ses tellerine giden sinirler:

Üst ve alt sinirler olarak ikiye ayrılır. Bu sinirler hem sağda hem de solda vardır . Alt sinirler sesin çıkmasında ve soluk alıp vermede önemli rol üstlenirken üst sinirler sesin tarzını belirler. Bunları birer örnekle açıklayacak olursak; Sağdaki alt sinir hasar görürse ses kısıklığı ortaya çıkar, hem sağ hem de sol alt sinir hasar görürse ses hiç çıkmayabilir ve ses telleri kapalı kalacağı için kişi soluyamaz. Üst sinirlerden biri veya her ikisinin hasar görmesi durumunda ise hasta tiz sesleri çıkaramaz. Bu nedenle üst sinirlere yüksek nota siniri adı da verilmiştir. Ünlü soprano Galli Curci’nin üst sinirleri zedelendiği için tiz sesleri çıkaramaz olmuş ve bu sinire o tarihten itibaren Galli Curci siniri adı verilmiştir. Ancak daha sonraki bölümlerde değinileceği gibi deneyimli cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlarda bu sinirlerin hasar görme şansı yok denecek kadar azdır.

Paratiroitler:

Tiroid bezinin yaklaşık arka dış kısmına yerleşmiş olan bu bezler her iki tarafa ikişer tane olmak üzere toplam 4 tanedir ve her biri mercimek tanesi büyüklüğündedir. En önemli görevi vücuttaki kalsiyumun uygun şekilde dağılımını düzenlemektir. Fazla veya az işlev görmesi başta kemikle ve kas sistemi olarak bir çok yapıda bozukluklara yol açabilir. Tiroit ameliyatlarındaki önemi ise ameliyat sırasında hasar görebilmesidir. Ancak bu bezlerden birinin sağlam kalması yeterlidir.Yine deneyimli cerrahlar tarafından yapılan tiroit ameliyatlarında paratiroitlerle ilgili yok denecek kadar az sorun çıkmaktadır.

Tiroidin görevi nedir ? Bu görevi nasıl başarır ?

Tiroit, vücudun enerji düzeyini kontrol eder. Diğer bir deyişle vücudun herhangi bir bölümünde yapılan işin hızını düzenlemektedir. Buna kişinin metabolizması adı verilir ve bunun hızı organların çalışmasını etkiler. Tiroidin işlevinde sorun yoksa sindirim sistemi, kas ve sinir sisteminin en iyi şekilde çalışması ve alınan kalorinin uygun şekilde yakılması sağlanır. Ayrıca deri, saç ve tırnak dahil bir çok yapının sağlıklı kalmasına katkıda bulunur. Tiroit,bu işlevlerin sağlıklı yürümesi için T3 ve T4 adı verilen hormonları üretir. Bu hormonlar kimyasal yapılar olup tiroitten kan dolaşımına geçer ve vücudun hemen tüm hücrelerine ulaşarak yukarda değinilen etkilerini gösterirler.T3 ve T4 hormonlarının yapısındaki en önemli madde iyottur. İyot olmadan bu hormonların üretimi olmaz. Daha sonra değineceğim gibi tiroit işlevinde bozukluk olması T3 ve T4 hormonlarının kan düzeyinde artma veya azalmaya neden olur. Sonuçta metabolik hız ya çok artar ya da azalır. T3 ve T4 hormonlarının artmasına bağlı metabolizmanın hızlanmasına tirotoksikoz, hipertiroidizm ya da toksik guatr adı verilir. Halk arasında zehirli guatr terimi de kullanılmaktadır ve bu terim doğrudur. Bazen iç guatr olarak adlandırılır ancak bu tanımlama doğru değildir. Genellikle Tiroidin az çalışması sonucu kanda T3 ve T4 hormon düzeylerinin azalmasına bağlı ortaya çıkan metabolik hızın yavaşlamasına hipotiroidizm ya da az çalışan tiroit adı verilir.

Bu hormonların yapımı için başka organlara gereksinim var mıdır ?

Tiroit, normal fonksiyonlarını görebilmek için beyinde bulunan iki ayrı bölgeyle sürekli ve uyumlu bir ilişki içinde olmalıdır. Bu bölgeler hipotalamus ve hipofiz adını alır. Tiroit hormonları ile bu iki bölgeden salınan hormonlar birbirlerini dengede tutarlar yani aralarında üçlü bir ilişki vardır. Böylece tirodin normal yapısı ve çalışması kontrol edilir. Adını sıkça duyacağınız TSH adlı hormon hipofizden salgılanır. TSH, tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir ve tiroidin gelişmesinde de önemli rol üstlenir. Diğer yandan tiroit hormonları da TSH’ nın hipofizdeki yapımını ve kana salınmasının düzenlemektedir.

Bu iki organ dışında tiroit hormon yapımındaki önemli olan madde nedir ?

Hormon yapımı için gerekli olan asıl madde iyottur. İyot eksikliği varsa çoğu zaman hormon yapımı yetersiz kalır ve metabolizmada daha sonra değinilecek olan bazı sorunlar ortaya çıkar. Fazla iyot alınması da tiroit işlevlerini olumsuz yönde etkileyebilir.
İYOT:

İyot ile ilgili neler söylenebilir?

Normal hormon yapımı için alınması gereken günlük iyot miktarı 100 - 150 mikrogram olmalıdır ve alınacak olan iyotun ana kaynağı diyettir. Bu ise su ve topraktaki iyot miktarına bağımlıdır. İyot en fazla deniz ürünlerinde, yeterli miktarlarda süt, yumurta ve ette bulunur. Ispanak hariç diğer sebze ve meyvelerin iyot içeriği düşüktür. Ancak yukarıda sıralanan yiyeceklerin yeterli iyot içerebilmesi için bulundukları bölgedeki su ve topraktaki iyot miktarı yeterli olmalıdır. Su ve topraktaki iyot miktarı az olan bölgelere iyottan yoksun bölgeler adı verilir ( endemik iyot eksikliği ). Başta Karadeniz bölgesi olmak üzere ülkemizin birçok bölgesinde iyot yetersizliği vardır.

İyot eksikliği ne gibi sorunlara yol açabilir?

Bireyin aldığı iyot miktarı azsa, tiroide giden iyot miktarı azalacak ve yeterli hormon yapılamayacaktır. Bu durumda kanda hormon düzeyi azalır. Hormon yapımını artırmak için hipofiz bezinden TSH yapımı artacaktır. Böylece bir yandan tiroitte hormon yapımı arttırılmaya çalışılırken diğer yandan tiroit bezi büyüyecektir. Bu döngü tiroit ile hipofiz arasındaki denge kurulana kadar, yani kan tiroit hormon düzeyi normale dönünceye kadar devam eder. Bazen tiroide ait nedenlerde devreye girer ve yetersiz hormon yapımı devam eder. Sonuçta yukarda değinilen hipotiroidizm ya da tiroidin az çalışması dediğimiz durum ortaya çıkar ve tiroit büyür (guatr).

İyot eksikliği özellikle kimlerde önemli sorunlara neden olur ?

İyot eksikliği olan bölgede yaşayan her birey risk altındadır, ancak en çok zarar görenler; gebeler, anne karnındaki bebekler, yenidoğanlar, süt çocukları ve süt veren annelerdir. 1983 yılından itibaren iyot eksikliğine bağlı oluşan sorunları daha iyi açıklayabilmek için iyot eksikliği hastalıkları teriminin kullanılması önerilmiştir ( Tablo-1 ). Örneğin şiddetli iyot eksikliği ile karşı karşıya olan gebe bir kadında iyot gereksinimi artacağından hem annede hem de anne karnındaki bebekte yeterli kadar iyot olmayacaktır. Sonuçta anne az çalışan bir tiroidin etkisi altında kalırken bebek de doğduktan sonra gelişme ve zeka geriliği sorunuyla karşı karşıya kalacaktır. Şiddetli iyot eksikliği olan bir anneden doğan çocukta bu sorunların olması kretenizm olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca bu bebekler guatrlı olarak doğabilirler ve guatrın büyüklüğü solunum sıkıntısı yaratacak düzeylere kadar çıkabilir.

İyot eksikliği hastalıkları:

Anne üzerine etkileri
Yetersiz döllenme,kısırlık
Doğum öncesi gebelik zehirlenmesi(preeklampsi)
Doğum sonu kanama
Gebede kansızlık

Anne karnındaki bebeğe etkileri:
Erken ve geç düşükler
Ölü doğum
Düşük doğum ağırlıklı bebek
Doğuştan yapısal bozukluklar
Tiroidin ileri derecede az çalışması (kretenizm)
Tiroidin büyümesi (guatr)

Yenidoğan üzerine etkileri
Yenidoğanda tiroit büyümesi (guatr)
Yenidoğanda tiroidin az çalışması(hipotiroidizm)

Süt çocuğu, çocukluk ve ergenlik çağına etkileri:
Tiroidin az çalışması (Hipotiroidizm)
Tiroidin büyümesi (guatr)
Bağışıklık sisteminde yetersizlik
Fizik gelişme geriliği ve ergenliğin gecikmesi
Mental fonksiyon yetersizliği,okulda başarı oranının düşmesi

Erişkinde:
Tiroidin büyümesi (guatr)
Tiroidin az çalışması (hipotiroidizm)
Mental fonksiyon yetersizliği
Fiziksel performansta yetersizlik
Bazı tiroit kanser tiplerinde artma

Yeni doğan bir bebekte bu sorunların olup olmadığı nasıl anlaşılır ?

Yenidoğanda guatr yoksa hastalık geç farkedilebilir. Ancak gebelik boyunca muntazam kontrolleri yapılmışsa, durumdan şüphelenen hekim doğumdan hemen sonra tarama testlerine başvurarak gerekli önlemleri alabilir. Tarama testi, bebek doğduktan 2 ila 5 gün sonra topuktan alınan kanda T4 ve/veya TSH ile bakılarak yapılır.

Bireylerde iyot eksikliği olduğu nasıl anlaşılır?

Diyetle alınan iyot eksikliğini saptamak hemen hemen imkansızdır, ancak tahmin edilebilir. Yine kan iyot düzeyini ölçmek teknik açıdan zordur. Dolayısıyla 24 saatlik idrarda iyot miktarının ölçülmesi iyot eksikliği olup olmadığı hakkında tama yakın fikir verir. Eğer 24 saatlik idrarın her litresinde 100 mikrogram iyot varsa iyot eksikliği sözkonusu değildir. Bu miktar 20 mikrogramın altındaysa o bireyde şiddetli iyot eksikliği vardır.

İyot yetersizliği nasıl giderilebilir?

Birçok gelişmiş ülke, iyot eksikliği bölgelerinde etkin bir iyotlama programıyla sorunu büyük ölçüde gidermiştir. İyot eksikliğini gidermek için birçok yöntem tanımlanmıştır. Bu yöntemlerden hangisinin kullanılacağı o yöreye ve o yörede yaşayan bireylerin alışkanlıklarına bağlı olarak değişir. Birçok ülkede ekmeğe ve sofra tuzuna iyot katılmaktadır. Ülkemizde de bu yıldan itibaren piyasada iyotsuz sofra tuzu satılması yasaklanmıştır. Bunun başarıya ulaşabilmesi için, etkin bir kontrol sistemi kurulmasına ve iyot eksikliği olan bölgelerde belli aralıklarla bireylerin idrarla attıkları iyot miktarının ölçülmesinde yarar vardır. Unutulmaması gereken nokta toplumun tuz tüketme alışkanlığıdır ve kullandığı tuzun kaynağıdır. Tuza iyot katılırken bireylerin günde ortalama 5-10 gram tuz kullandıkları dikkate alınır. Dolayısıyla çok az tuz kullanan bireylerde bazen etkili olunmayabilir. Ayrıca pişirmekle iyotlu tuzun iyot içeriği yarı yarıya azalmaktadır. Dolayısıyla yemekler piştikten sonra tuz katılması önerilmektedir. Ülkemizde fabrikasyon yöntemiyle yapılmış tuzları kullanan kesimlerde bu program etkin olabilir, ancak bu tuz yerine kaya tuzu kullanan bir bölgede yöntemin etkili olmayacağı belirgindir.

İyot miktarı dışında tiroit işlevlerini etkileyebilen yiyecekler var mıdır?

Bazı yiyeceklerde bulunan ve tiroit karşıtı madde (anti tiroit madde ) adı verilen yapılar tiroit işlevini bozabilir ve sonuçta guatr ve/veya tirodin az çalışması sorunu ortaya çıkabilir.Bu yiyecekler ülkeden ülkeye hatta aynı ülke içindeki yörelere göre değişiklikler gösterebilir. Ülkemizde en çok bilinenler, beyaz başlı lahananın tohumu ve yenen kısmı, karalahana tohumu ve yaprağı, şalgam ve tohumudur. Tropik ülkelerde yaşayanların ana besin kaynağı olan kasava, mısır, bambu filizi ve tatlı patates guatr nedeni olabilmektedir. Yine Sudan’da ana besin kaynağı olarak kullanılan darı guatr nedenidir. Ayrıca soğan, sarımsak, pancar, soya fasulyesi, bezelye gibi sebzelerle şeftali, armut ve çilek gibi meyvelerde de şüpheli olarak anti tiroit madde bulunduğu belirlenmiştir. Ancak bu listeden korkulmamalıdır. Bu listedeki yiyeceklerin guatra neden olabilmesi için tek ana besin kaynağı olmaları gerektiği kabul edilir. Bunların yanında bazı mikroplar (E.coli, Yersinia enterocolitika v.s.) ve bazı ilaçlar tiroit işlevini bozabilmektedir. Bu ilaçlardan en önemlisi cordarone adı ile piyasada bulunan kalp ilacı ile psikiatrik hastalarda kullanılan "lityum" dur.

Tiroid hastalıkları nasıl sınıflandırılabilir?

Tiroid hastalıkları tiroidin büyümesi ile ilgili sorunlar ve tiroidin çalısması ile ilgili sorunlar olarak iki ana sınıfa ayrılabilir. Ancak çoğu zaman bunlar içiçe geçmiş şekilde bulunurlar. Diğer bir deyişle aynı hastada hem guatr hem de tiroidin fazla çalışması ya da hem guatr hem de tiroidin az çalışması beraber olabilir. Çoğunlukla tiroidin büyümesine tiroidin az veya çok çalışması eşlik etmez. Diğer bir deyişle guatrı olan hastaların çoğunun tiroidi normal çalışıyordur ve kanda bakılan T3, T4 hormon düzeyleri normaldir.

Hipertiroidi veya tirotoksikoz nedir?

Hipertiroidi, tiroit glandının fazla çalışmasına bağlı olarak tiroit hormonlarının fazla miktarda salgılanması sonucu ortaya çıkan klinik tabloya verilen isimdir.
Tirotoksikoz, değişik nedenlerle örneğin fazla miktarda tiroit tableti alınması yada tiroiditlerde olduğu gibi tiroit depolarından kana ani olarak tiroit hormonlarının boşalması sonucu kanda tiroit hormonlarının yükselmesine verilen isimdir. İki durumda da klinik olarak aynı tablo ortaya çıkar.

Hipertiroidi ve tirotoksikozun sebepleri nelerdir?

Hipertiroidi'yi meydan getiren değişik nedenler mevcuttur. Bunları kabaca 4 sınıfa ayırabiliriz.
1. Tiroidin aşırı uyarılması:
Tiroidin aşırı uyarılması değişik nedenlerle olur. Bunlar:
a. Basedow-Graves hastalığı
b. Aşırı HCG
c. Hipofiz tümörleri
d. Aşırı iyot alınımı.
2. Tiroit nodüllerine bağlı gelişen hipertiroidi sebepleri
a. Toksik otonom fonksiyonel tiroit nodülü
b. Toksik multinodüler guatr
3. Tiroit zedelenmesine bağlı gelişen hipertiroidiler
a. Subakut tiroidit
b. Postpartum tiroiditi
c. Ağrısız veya sessiz tiroidit
d. Radyasyona bağlı gelişen tiroidit
e. Akut supuratif tiroidit
4. Değişik nedenlere bağlı gelişen hipertiroidiler
a. T-3 veya T4 hormonlarının aşırı alınması
b. Struma ovari



Hipertiroidide belirtiler nelerdir?

1. Sinirlilik, aşırı heyecan ve duygusallık
Hipertiroidide görülen en sık belirtilerdir. Yüksek tiroit hormonları bütün organlarımızı etkilediği gibi beynimizi ve ruhsal durumumuzu da etkiler. Bu nedenle bu hastalarda ülkemizde yerleşmiş bir kanaat vardır. Birçok sinirli insan 'bende guatr mı var? ' diye doktora başvurmaktadır. Hatta bazı hastalar başka nedenlerden dolayı oluşan bu belirtilerin guatrından kaynaklandığına kendisini inandırmakta ve tedavi edildikten sonra bu halinin geçeceğine doktoru da inandırmaya çalışmaktadır. Unutmamak gerekir ki halkımızın "sinirlilik" olarak tanımladığı durumlar birçok ruhsal hastalığın sonucu olarak da ortaya çıkabilir.
Hipertiroidi'de hafıza ve konsantrasyon da bozulur. Bu hastalarla geçinmek de oldukça zordur. Küçük olaylar karşısında bile ani olarak parlarlar, etraflarını çok defa kırarlar, sonra da bunu ben niye yaptım diye üzülürler.

2. Kilo kaybı
İştahın iyi olmasına karşın hasta zayıflar. Ancak yaşlı hastalarda bazen kilo kaybı olmayabilir. Hatta bazı hastalar şişmanlamaktan şikayet eder. Bu hastalar artmış iştah nedeni ile fazla yemekte ve artmış metabolik hızı bile geçmektedir. Bazı şişman hastalar zayıflamalarına sevinmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki bu hastalıkta yağ erimesi yerine kas erimesi gelişmekte ve dolayısıyla kas zayıflamasına neden olmaktadır. Bunun sonucu hastalar merdiven çıkmakta zorlanır, hatta taranma veya diş fırçalama sırasında ellerini yukarı kaldırmakta güçlük çekerler.

3. Sıcaklıkta artma
Bütün vücut dokularının çok hızlı çalışması sonucu vücut sıcaklığı artar. Bunun sonucu olarak bu hastalar derin bir şekilde solurlar. Çok defa kadınlar bu sıcaklık hissini menopozda görülen sıcak basması ile karıştırırlar. Ancak, menopozdaki sıcak basmaları zaman zaman görülmesine rağmen hipertiroidi'deki sıcaklık devamlıdır.

4. Titreme
Titreme özellikle ellerde görülür. Bu, daha fazla ince titreme dediğimiz normal insanlarda da görülen titreme ile karıştırılır. Müzisyen bir hastam titreme nedeni ile sazını çalamaz hale gelmişti. Bazı ev hanımları ise çay servisi yapmakta çok güçlük çektiklerini söylemişlerdir. Buna benzeyen titremelerin, çeşitli sinir hastalıklarında, alkolizmde ve çeşitli nörolojik bozukluklarda da ortaya çıktığı unutulmamalıdır.

5. Çarpıntı
Çarpıntı, birçok hastanın ilk şikayet ettiği belirtilerden biridir. Hasta yürüdüğü zaman ve çok defa istirahatta iken kalbinin fazla çarptığını hisseder. Bazen "kalbim sanki çıkacakmış gibi çarpıyor" der. Çarpıntı yanında nefes darlığı ve kas zayıflaması olunca bazı hastaların, kalp hastası oldum diye önce bir kardiyologa başvurduğunu çok işitmişimdir.

6. Saç dökülmesi
Hipertiroidili hastaların saçları ince ve yumuşaktır. Kolaylıkla dökülür. Saç dökülmesi hem hipertiroidi ve hem de hipotiroidi durumlarında meydana gelir. Her iki durumun da tedavisi sonucu saçlar yeniden çıkar. Unutmamak gerekir ki saç dökülmesi sadece tiroit hastalıklarında görülmez, ayrıca, streste ve kadınlarda erkek hormonları metabolizmasının bozulması sonucu da görülebilmektedir.

7. Cilt ve tırnaklarda değişiklik
Cilt yumuşar. Sıcak ve nemlidir. Tırnak-et ayırımı belirginleşir. Nadir olarak hastalar yaygın kaşıntıdan şikayet ederler. Yine, nadir olarak Basedow-Graves hastalığına bağlı olarak gelişen cilt belirtileri de ortaya çıkabilir. Özellikle alt bacakların ön kısmında cilt kalınlaşması görülebilir. Buna peritibial miksödem denir. Bu bulgular hastalıktan bağımsız olarak gelişir. Bazen tanı için biyopsi gerekebilir.

8. Barsak hareketlerinde artma
Bazı hastalar artmış barsak hareketlerinden ve yumuşak dışkılamadan yakınır. Bazen kabız olan hastalar bu hastalık nedeni ile normal dışkılama gösterir.

9. Kuvvet azalması
Uzun süren ve ağır hipertiroidi durumunda ortaya çıkar. Hastalık, daha fazla omuzun ve bacakların uzun kaslarını tutuğu için özellikle çalışan hastalarda bu daha da belirgindir. Çok defa hastalar merdiven çıkmakta zorlandıklarından şikayet ederler. Bu durum tedaviden sonra ortadan kalkar.

10. Mensturasyonda (aybaşı) azalma
Mensturasyon periyotlarında azalma görülür. Bazı hastalarda yumurtlama azalır ve çocuk yapma özelliği kaybolur.

11. Sekste azalma
Bazı hastalarda Moderatör Tarafından Düzeltilmiştir. arzusunda artma görülse de genel olarak azalır. Bazı erkek hastalarda östrojen hormonundaki artışa bağlı olarak memelerinde büyüme görülür. Bu durum tedaviden sonra ortadan kalkar.

12. Apathetik hipertiroidism
Yaşlı hastalardaki hipertiroidism gençlerden biraz daha farklıdır. Mesela 60 yaşın üzerindeki hastalarda tek belirti ilgisizliktir. Bu belirti o kadar fazladır ki yaşlı hastalardaki bu hastalığa apathetik hipertiroidism denir.

13. Göz bulguları
A) Üst kapak retraksiyonu
Fazla miktardaki tiroit hormonları üst göz kapağını açan kasları uyararak gözün normalden daha açık durmasını sağlar. Gözler parlak bir hal alır. Bu durum her türlü hipertiroidide ortaya çıkabilir. Hipertiroidi kontrol altına alındıktan sonra retraksiyon kaybolur.

B) Ekzoftalmi (Gözlerin öne doğru fırlaması):
Gözlerin dışa doğru fırlaması, genelde Basedow-Graves hastalığında görülmekle beraber nadir olarak Hashimoto hastalığında ve primer hipotiroidide de görülebilir. Basedow-Graves hastalığında %50 vakada görülür. Bazı hastalarda bu bulgu hafif seyrettiği için hastalar bunun farkına varmazlar. %5 vakada ise ciddi rahatsızlıklara neden olur.
Bu hastalık, tiroit fonksiyonlarındaki bozukluklardan kaynaklanmaz. Her iki hastalık ta birbirinden bağımsız olarak gelişir. Bazen tiroit fonksiyon bozukluğu olmadan da ekzoftalmi gelişebilir. Bu hastalığa ötiroit Graves hastalığı denir.
Ekzoftalmide, göz kaslarındaki zarlar ve bağ dokusunun üzerinde bulunan tiroit antijenlerine karşı oto antikorlar üretilir. Bu oto antikorlar göz kaslarına yapışır ve kanda bulunan lenfosit dediğimiz hücrelerin göz kasları içine girmesine neden olur. Böylece gelişen iltihap sonucu göz kaslarında şişmeler husule gelir. Bu şişlikler göz yuvasının arkasında basınç oluşturarak gözlerin öne doğru fırlamasına neden olur. Aynı zamanda, bu şişlikler kan göz yuvası içindeki kan ve lenf akımını engelleyerek göz yuvasındaki bu şişliği daha da artırır.
Ekzoftalmi genelde iki gözü de tutar. Ancak iki göz arasında farklılıklar olabilir. Bazen tek taraflı da olabilir. Apse, tümör, kist, ve kanama sonucu görülen diğer göz fırlamalarından farkı, özellikle üst göz kapaklarında görülen çekilmelerdir.
Ekzoftalmi yavaş veya hızlı bir şekilde gelişebilir. Hipertiroidi, ötiroidi ve hipotiroidi durumlarında da oluşabilir. Genel olarak hipertiroididen bir buçuk yıl önce veya bir buçuk yıl sonra görülür. Hafif iltihabi durumlarda gözler kızarık, kuru ve ışığa duyarlıdır. Orta veya ağır iltihabi durumlarda göz kapakları uyurken bile kapanmaz. Bu durumdaki hastalar göz yaşarmasından, göz hareketleri sırasında ağrıdan şikayet ederler. Göz kaslarının şişmesi ve göz arkasında yağ birikmesi sonucu göz öne doğru fırlar. İltihap ve göz kaslarının dengeli kullanılmaması sonucu çift görme başlar. Çift görme hastanın yukarıya ve dışa bakması sırasında oluşur. Şişen kasların göz siniri üzerine baskısı sonucu ise görme kaybı olur. Ancak ciddi göz bulguları çok nadir olarak görülür. Unutmamak gerekir ki sigara göz hastalığını artırır.

14. Laboratuar testlerinde bozulma
SGOT, SGPT, bilirubin ve LDH yükselebilir. Kemik ve karaciğerde bulunan alkali fosfataz enzimi karaciğer fonksiyon testleri normal olsa bile yükselebilir. Nadir olarak kalsiyum yüksek bulunabilir. Kolesterol düzeyi genelde düşüktür.
Hipertiroidide hangi testler uygulanır?

Hipertiroidi hastalığı olan birçok hastada tanı koyacak yeterli semptomlar ortaya çıkar. Hatta bazı hasta yakınları bazen hastalığın tanısını koyarak hastayı doktora getirir. Mesela, toplumumuzda birçok insan sinirlilik ve nedeni bilinmeyen zayıflamalarda öncelikle diyabet veya guatrın araştırılması gerektiğini bilir.
Hastaların şikayetleri yanında tümünde de tiroit hormonlarının biri veya her ikisi birden yükselir. TSH değeri ise normalin altındadır yani baskılıdır. Bazen tiroit hormonları yükselmeden de değişik nedenlere bağlı olarak TSH normal değerinin altında görülebilir. Bu duruma subklinik hipertiroidi denir. Subklinik hipertiroidisi olan yaşlı hastaların şikayetleri olmasa bile tedavi edilmesi gerekir. Çünkü tedavi edilmeyen hastalarda en sonunda tehlikeli bir aritmi olan atrial fibrilasyon gelişebilir.

TSH (Tiroidi uyaran hormon):
Hipofiz tümörü sonucu oluşan hipertiroidi dışında bütün hastalarda TSH normal değerin altındadır. Ancak, her düşük değerli TSH'sı bulunan hastaların tümü de hipertiroidi değildir. Başka nedenlere bağlı olarak da bu görülebilir. Bazen TRH testi yapılarak bu iki durum birbirinden ayrılabilir. Bu test için Tiroit Fonksiyon Testleri Bölümü'ndeki TRH testine bakabilirsiniz.

Tiroit hormonları:
Birçok hipertiroidili hastada her iki tiroit hormonu da (T-3 ve T-4) yüksek olarak bulunur. Bazen özellikle toksik otonom tiroit nodülleri'nde veya toksik multinodüler guatrda sadece T3 hormonu yüksek bulunabilir. TSH yüksekliği ile birlikte her iki hormonun yüksekliği hipofiz tümörü sonucu ortaya çıkar. Hasta şikayetlerinin olmaması ise genetik bir hastalık olan tiroit hormon direncini gösterir. Çok nadir olan bu hastalıkta çeşitli organlarda tiroit hormonlarının etkisi görülmez.

Tiroit otoantikorları:
Bazen Basedow-Graves hastalığı ile toksik multinodüler guatrın ayırıcı tanısında zorluk çekilebilir. Bu iki hastalığı birbirinden ayırmak için TRab (tirotiropin reseptör antikorları) kullanılır. Bu antikor, Graves hastalığında pozitiftir. Ayrıca, göz bulgusu olan ötiroit (semptomsuz) Graves hastalığının teyidinde de bu antikordan yararlanılır.
AntiTPO ve antiTg antikorları Graves hastalarının yüzde %50' sinde pozitif olarak bulunur.

Radyoaktif iyot uptake testi (I-131 uptake testi)
Tiroit testleri bölümünde anlatıldığı gibi bu test değişik nedenlere bağlı oluşan hipertiroidilerin ayırıcı tanısında kullanılır.. Uptake, Graves hastalığında normal değerlerden yüksektir..

Tiroit sintigrafisi:
Tiroit sintigrafisi Basedow-Graves hastalığı toksik otonom fonksiyone tiroit nodulü ve toksik multinodüler guatrın ayırıcı tanısında kullanılan önemli bir tanı aracıdır. Ancak gerek radyoiyot uptake testi gerekse tiroit sintigrafisi yapılmazdan önce hastanın normal iyot almaması gerekir. Mesela, bilgisayarlı tomografide, miyelogramda, kontrastlı böbrek grafisinde veya arteriogramda kullanılan kontrastlı maddeler bu iki testi 6 hafta kadar etkilemekte ve bu testlerin yorumlanmasında güçlük çekilmektedir. Bu nedenle bu testlere girecek hastalara öncelikle uptake ve sintigrafi uygulandıktan sonra diğer tetkiklerin yapılması gerekir.

Hamilelik:
Hamile kadınlara hiçbir zaman radyoaktif madde verilmez. Çünkü bu maddeler bebeğin gelişmesine zarar verir. Bu nedenle hamilelik şüphesi durumunda doktor uyarılmalıdır.

Sedimantasyon:
Hipertiroidi nedenlerinden biri olan subakut tiroiditin ayırıcı tanısında kullanılır. Bu test, hastadan alınan kanda bulun proteinlerin bir tüp içindeki çöküş hızını gösterir. Subakut tiroiditte sedimantasyon normalin üzerine, bazen 100mm/dak üzerine çıkabilir. Açlık veya tokluk sırasında uygulanabilir.

Tiroglobulin (Tg):
Hipertiroidili hastaların tümünde yüksek olarak bulunur.
Hipertiroidi tanısı nasıl konur?

Daha önce sözü edilen belirti ve semptomların bir kısmının bulunması, tiroit hormon düzeylerinin yüksek olması ve düşük TSH düzeyi ile hipertiroidi tanısı kolaylıkla konur. Radyoaktif uptake testi ve tiroit sintigrafisi ile hipertiroidi nedenleri arasında ayırıcı tanı yapılabilir. Ayırıcı tanı yapılması oldukça önemlidir. Çünkü hipertiroidi nedenine göre değişik tedavi yöntemleri mevcuttur.
Hipertiroidi nasıl tedavi edilir?

Hastalığı oluşturan sebebe ve hastalığın ciddiyetine göre tedavi değişir. Meselâ, geçici hipertiroidi vakalarında (tiroiditlerde) semptomatik tedavi (antienflamatuvarlar veya beta blokerler) uygulanır. Tiroidit sonucu oluşan hipertiroidi vakaları Tiroiditler bölümünde anlatılmıştır.
Diğer yandan kalıcı hipertiroidi oluşturan Basedow-Graves hastalığı, toksik otonom fonksiyone eden tiroit nodülleri ve toksik multinodüler guatr kesin tedavi gerektirir. Subklinik hipertiroidi, yaşlı hastalarda atrial fibrilasyona neden olacağından tedavi edilmesi gerekir.
Bazı ilaçlar sadece hipertiroidi semptomlarını tedavi etmek için kullanılır. Bu ilaçların direkt tiroit fonksiyonları üzerine etkisi yoktur. Mesela, beta-blokerler (dideral, beloc, trasicor...) kalp hızını ve titremeyi azaltan ilaçlardır. Bu ilaçlar bronşlarda spazma neden olduğundan astımı olan hastalar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Bazı hastalarda sinirlilik ve uykusuzluk ön plandadır. Bu nedenle bu hastalara sinirleri yatıştırıcı ilaçlar verilir.
Basedow-Graves hastalığında kaç türlü tedavi yöntemi mevcuttur?

Bu hastalıkta üç türlü tedavi yöntemi mevcuttur.
· Antitiroit tedavisi (Propycil(ilacın tanımı sayfanın en altında), Tramazol tedavisi)
· Cerrahi tedavi (tiroidektomi)
· Radyoiyot tedavisi (atom tedavisi)
Basedow-Graves Hastalığının tedavisi nasıl yapılır?

Bu hastalığın tedavisinde öncelikle aşağıdaki bilgileri göz ardı etmemek gerekir:
· Tedavi yapılmayan hastalarda semptom ve belirtiler azalıp artarak yıllarca sürebilir
· Tedavisiz vakalarda uzun yıllar sonra hipotiroidi gelişir, yani tiroit fonksiyonlarını tamamen kaybeder.
· Göz bulguları (ekzoftalmi) ile Graves hipertiroidisi birbirinden tamamen ayrı olarak seyreder. Başarılı bir hipertiroidi tedavisinden sonra bile göz bulguları kendi seyrini takip eder.
Antitiroit ilaçlarla tedavi hangi durumlarda ve nasıl yapılır?

Türkiye'de iki çeşit Antitiroit ilaç mevcuttur: Propycil ve Thyramazol. İki ilaç da tiroit hormon yapımını engeller. Antitiroit ilaçlar hipertiroidide remisyon varlığına dayanılarak kullanılır. Remisyon, hastalığın geçici olarak ortadan kalktığı ve hastanın normale döndüğü zamana denir. Tedavi edilmeyen bazı Graves hastalarında hastalık geçici olarak iyileşebilir. Ancak daha önceden hangi hastada remisyon olacağını ve remisyonun ne kadar sonra sonlanacağının bilinmesi mümkün değildir.
Antitiroit tedavi ile ancak %30 hasta remisyona girebilir. En yüksek remisyon bir veya iki yıllık antitiroit tedavisinden sonra ortaya çıkar. Geri kalan %70 hastada ise ilaç kesildikten sonra hipertiroidi tekrarlar. Hastalığın tekrarlaması durumunda radyoiyot veya cerrahi tedavi uygulanır:
· Antitiroit tedavi, küçük guatrlarda ve orta şiddetteki hipertiroidide kullanılır.
· Propycil kullanılması durumunda ilaç her 8 saatte bir, Thyramazol kullanılması durumunda ise ilaç günde bir kez alınır.
· Antitiroit tedaviden sonra ötiroit durumu bir buçuk-iki ay sonra sağlanabilir
· Remisyon sağlamak için ilaçlar genellikle bir veya iki yıl alınır.
· Antitiroit ilaçlara verilecek cevap hastadan hastaya değiştiğinden hastaların daha sık doktor kontrolü gerekir.
Antitiroit ilaçların yan etkileri nelerdir?

Değişik yan etkileri mevcuttur.
· %6-7 vakada deri döküntüleri ve eklem ağrıları görülür
· %1 hastada çok ciddi bir yan etkisi olan agranulositoz görülür (lökositlerin ortadan kalkması). Bunun belirtileri boğaz ağrısı ve ateştir. Bu durumda hasta derhal ilacı kesmeli ve doktoruna bilgi vermelidir.
· Nadir olarak karaciğer üzerine toksik etkisi olabilir. Bu genelde geçicidir. Ancak seyrek olarak ölüme neden olabilir.

Bazı doktorlar hastalara öncelikle yüksek doz antitiroit ilaç vererek hastayı hipotiroidi durumuna sokmakta ve daha sonra tiroit hormonu (Tefor, Levotiron) vererek hastayı ötiroit hale getirmektedir. Bu tedavi şekline engelleme-yerine koyma yöntemi denir. Bu yöntemin daha etkili olduğu ileri sürülmektedir.
Gebelikte Antitiroit ilaçlar nasıl kullanılmalıdır?

Gebelikte radyoiyot tedavisi bebeğe vereceği zarardan dolayı uygulanmaz.
· Tedavi için antitiroit ilaçlar veya cerrahi seçilir. Ancak gebelikte mümkün olduğu kadar cerrahiden de sakınılması gerekir. Bu nedenle hamile hastalar gözlem altında olmalı veya antitiroit ilaçlarla tedavi edilmelidir.
· Hipertiroidili hamilelerin düşük yapma riski yüksektir.
· Graves hastalığında hipertiroidism hamilelik sırasında kendiliğinden geçebilir.
Propycil gebelikte Thyramazola tercih edilir. Çünkü Propycil'in bir doğum defekti olan aplasia cutis'e neden olması oldukça azdır. Antitiroit ilaçlar plasentadan geçerek çocukta hipotiroidiye ve guatra neden olur. Bu nedenle antitiroit ilaçlar çocukta problem olmayacak şekilde mümkün olduğu kadar küçük dozlarda verilir.
Genel olarak az şikayeti olan hafif şiddetteki hipertirodide antitiroit ilaç vermeden de hamileler izlenebilinir. Çok şikayeti olan ve yüksek hormon düzeyleri bulunan hamilelerde ise antitiroit ilaçlar kullanılır.
Emzirme sırasında antitiroit ilaçlar kullanılabilir mi?

Antitiroit ilaçlar anne sütüne geçerek bebeğin tiroit fonksiyonlarını etkiler. Propycil daha az yoğunlukta süte geçtiğinden Thyramazola tercih edilir. Günde 200mg'dan daha az kullanılan Propycil genelde bebeğin tiroidini etkilemez. Bununla beraber bebeğin tiroit hormonları anne Propycil kullandığı müddetçe zaman zaman ölçülerek kontrol edilmelidir.
Tıptaki bilgileri ve tedavileri bu şekilde.
Alternatif tıpta ise,

1-SARI YOĞURTOTU nun çayı içilir.
Ayrıca guatr için sık sık gargarası yapılır.
Çay hazırlamak:Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, bir fincan kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir


2-DAR YAPRAKLI SİNİRLİOT
Çay hazırlama: Bir dilim limon atılmış bir fincan soğuk su, bir kahve kaşığı dolusu növbet şekeri ile kaynatılır. 4-5 taşım kaynatıldıktan sonra ocaktan çekilir ve bir çay kaşığı dolusu bitki karışımı bu kaynak suda haşlanır. Demlenmesi için yarım dakika beklenir. Ağır hastalara 4-5 kere taze çay yapılması gerekir. Dayanabildiğince sıcak yudumlanarak içilir

*Guatr da, taze yapraklar iki el arasında ovalanıp biraz tuzla karıştırılarak boğaza sarılırsa iyileşme görülür.
BU HASTALIĞA MARUZ KALAN TUM ARKADAŞLARIMA ACIL ŞİFALAR ...

Kullanıcı avatarı
kadir 2023
Demirbaş Üye
Demirbaş Üye
Mesajlar: 1135
Kayıt: Cmt Haz 18, 2005 19:13 pm
Konum: 2023ün ılık bir ekim sabahından

Mesajgönderen kadir 2023 » Pzt Nis 03, 2006 22:21 pm

dostum bune... :amanin:
oku oku bitmiyor...
uygulamak ne kadar zordur kimbilir...
YA NASİP.....
YA KISMET.....