Gavursun mavursun ama...
70’de, yanımda yabancı bir grup vardı, İngiliz, Amerikalı, Tunuslu ve Belçikalı müzisyenlerden oluşan... Onlarla gerçek bir Anadolu turnesi yaptık. Malatya’daydık, grupla ortak dil olarak Fransızca ve İngilizce konuşuyoruz aramızda. İndik minibüsten şehre, aletleri yerleştireceğiz. Birkaç delikanlı çevirdi etrafımızı: “Aboo cano manco gongo...” gibilerinden bir takım sesler çıkarmaya başladılar. Benim Manço’ya biraz “cango, ringo, camango” karıştırmışlar... O zamanın kovboy filmleri var, İtalyan westernleri, onlarla karıştırdılar herhalde. Ben “ne diyorsun kardeşim?”dedim. “Ana Türkçe konuştu, aboo!” dediler. “Aferin gavura ne güzel Türkçe şarkı söylüyor” diye konserde bağrıldığını hatırlarım ben. Uzak bazı kasabalarda ben bayağı zorlandım kendimi kabul ettirene kadar. “Ben Türküm, işte aynı kültürden geliyoruz” falan... “Yok abo sen Türkçeyi iyi öğrenmişsin, aferin, gavursun mavursun ama, seni sevdik gayri...”





