Mix Röportajlar / Gülşah Uzundurukan

"Kalpler Beraber, Gözler Beraber, El Ele Seninle Güzeldi Geceler"... diyordu 1988 yılında piyasaya çıkan "Ful Aksesuar '88 Manço Sahibinden İhtiyaçtan" adlı albümündeki "Kalpler Beraber" şarkısında Barış Manço...

Pop ve rock tınılarıyla sentezlenmiş, 80'lerin asi gençliğini yansıtan hoş klibiyle hatırlanan oyuncu Gülşah Uzundurukan ile Barış Manço severlerini yıllar öncesine götürecek sıcak bir röportaj yaptık.

İşte Kalpler Beraber klibinin o güzel oyuncusu, yıllar sonra güzelliğinden ve zarafetinden hiçbir şey kaybetmemiş olarak yeniden Barış Manço severlerinin karşısında...

- Öncelikle biraz bize kendinizden bahseder misiniz?

Ben, Gülşah Uzundurukan. Boğaziçi Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sonra İtalya'da Güzel Sanatlar'da okudum, mücevher tasarımı bölümünde. Şimdi, hem eski işlerime hem de yeni işime devam ediyorum. Kendi işimi yapıyorum, mücevher tasarlıyorum, pazarlamasını da kendim yapıyorum. Yurt içi ve yurt dışına bu ürünleri satıyorum.

- Barış Manço'nun klibinde oynama teklifi ilk olarak size nereden geldi acaba?

Üniversiteye ilk girdiğim yıllardı. Bizim okulda Neşe Erberk okuyordu. O sıralarda Türkiye güzeli olmuştu. Okuldan beğendiği bütün güzel kızları, reklam filmlerinde, dergi kapaklarında falan değerlendirmek istiyordu. Ayrıca bir reklam ajansı vardı. Bu ajans, benimle de bir anlaşma yapmıştı. Daha çok yüzümü ön plana çıkarmıştım, ama mankenlik yapmamıştım. Üniversitede hepimizin ek gelir için yaptığı işler vardır ya, bu da benim için böyle bir şeydi. Reklam filmlerinde oynuyor, dergi kapaklarında çıkıyordum. O arada da Barış Manço'nun 7'den 77'ye programı için her hafta bir şarkısına video klip çekileceği haberi gelmişti. Barış Manço da bu sebepten dolayı ajanstan fotoğraflar isteyip, kliplere uygun oyuncular arıyormuş. Barış Manço'nun seçtiklerinden biri de bendim.

Tabii ki ben de hemen herkes gibi Barış Manço'ya hayrandım. Aslen İzmir'liyim ama İstanbul'a ilk geldiğim seneydi ve bu kocaman şehirde, bu kocaman adamla bir araya gelmek benim için çok büyük bir olaydı. Haberi aldığımda çok heyecanlanmıştım. Erkmen Sağlam ve Barış Manço'yla birlikte bir randevu verildi bana. Ofise gittim, onlarla tanıştım ve tanışır tanışmaz da ne kadar kendimi kastığımı düşündüm. Çünkü kendimi evimde, en yakın akrabalarımla birlikteymişim gibi hissettim. Müthiş bir duyguydu benim için.

- Klipte oynayacağınız kesinleştiğinde neler hissettiniz peki?

İnanılmaz heyecanlandım. Klip 1987'nin sonlarında çekildi ve ben o zaman 18 yaşındaydım. O dönemde ne internet, ne video klipler; bunlara çok fazla vakıf olan bir jenerasyon değiliz haliyle. Bir anda "klip çekilecek" dendiğinde kendimi Madonna gibi hissetmiştim. Çünkü bir anda popüler oluyorsun ve ünlü olanların geçtiği yolu daha iyi anlıyorsun. Ben o klipten sonra gerçekten o dönemde ünlü oldum ve ünli olmanın zorluklarını da çok iyi anladım.

- Klibin çekimi ne kadar sürmüştü ve nerelerde çekim yapılmıştı?

Tam 3 gün sürdü. Çünkü 3 ayrı mekan kullanıldı. Biri Haydarpaşa Garı, diğeri Beyoğlu'ndaki Yeşilçam Sokağı, diğeri de şimdiki Tunaman Çarşısı'nın olduğu yerde Nişantaşı'nda çekilmişti. Tabi o zaman çarşı inşaat halindeydi.



- Peki çekim ekibinde kaç kişi vardı?

Çok kişi vardı açıkçası. Barış Manço zaten çok kişiyle iş yapmayı seven bir insandı. O dönemde klip çekimi öncesi bizim buluşma noktamız Moda'daki eviydi. Evine gittiğimiz zaman evde tabiri caiz ise milyonlarca insan olduğunu görürdük. Şimdilerde o ekipte olan bazı kişilerin bir takım dizilerde çalıştığını görüyorum. İçlerinde oyunculuk yapanlar da var, prodüksiyon kısmında çalışanlar da var ama isimlerini hatırlayamıyorum.

- Klip çekimleri sırasında Barış Manço'nun size veya ekiptekilere karşı tavırları nasıldı?

Çok babacan ve çok sevecen tavırları vardı. Eşi de öyleydi; Lale Hanım'ı da es geçmek istemem doğrusu. Çok misafirperver ve o kadar insanı bir arada ağırlayabiliyorlardı. Evi biliyorsunuz, müze gibi bir ev zaten ama kendimizi hiç rahatsız hissettirmiyorlardı bize. Yeniliyor, içiliyor, oturuluyor, kalkılıyor ama tek kelime olumsuz laf edilmiyordu. Barış Manço zaten tarif edilmesi zor bir insan. Bu yüzden "özel bir insan" demek yeterli olmasa da sadece bu kadar söyleyebiliyorum.

- Klibi çektikten sonra da Barış Manço'yla görüştünüz mü?

Tabii. Hatta kliplerinde oynattığı tüm arkadaşlarla birlikte bize özel bir program hazırlamıştı ve bu program 7'den 77'ye nin içerisinde yayınlanmıştı. 6-7 klip ard arda çekildikten sonra bu kliplerde oynayan oyuncuları konuk etmişti. Her zaman yaptığı işlerde güzel mesajlar vermek istediğinden dolayı, bizi de bu programda onore etmiş, bizim sadece birer oyuncu olmadığımızı, hepimizin eğitimine devam ettiğini, bu işleri severek yaptığımızı anlatmıştı.



- Çekimler esnasında yaşadığınız enteresan anılarınız var mı?

Anı çok. Zaten klip baştan başa bir anıydı. Klibin gardaki sahnelerinde Barış Manço'nun annesinin kostümünü giydim ben. Kostümün üzerimde provası yapıldıktan sonra terzide daralttırıldı. Fakat ayakkabılar, eski bir süet ayakkabıydı ve zaman içerisinde kupkuru olmuştu. Hanım efendinin ayağı 36 numara, benim ayağım ise 37,5 numaraydı. Ayakkabılar kalıba sokulup genişletildi ve bana giydirildi ama; klip süresince o kadar uzun yürüyüşler yapmam gerekti ki, ayaklarım şişti. Ayakkabılar da ayağımı adeta kesti. Klip çekimlerinin sonlarına doğru hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım ki, Barış Manço beni "Ah canım, ah güzelim, özür dileriz" diyerek kucağında taşımıştı daha fazla yürümemek ve gönlümü almak için.

Beyoğlu'ndaki çekimlerde ise beyaz bir elbiseyle klipte oynamıştım. Gece yarısı çekimleri yaptığımız için ciddi bir soğuk havayla karşı karşıyaydık. O sahnedeki herkes deri montlarla oynarken ben incecik bir elbiseyle oynuyorum. Resmen titredim. Bu çekimler esnasında da sürekli bana ada çayları, ıhlamurlar getirildi. Barış Manço o kadar sevecen ve sevgisi bol bir insandı ki, anlatamam. Biliyorsunuz, bu tür büyük sanatçıların egoları çok yükseklerde olur ve pek umursanmazsınız. Ancak o başkaydı, egosunu bu kadar aşağıda tutup; insanlarla sevgi ve saygı çerçevesi içerisinde bu denli sevgiyle yoğurulmuş diyaloglar kuran başka kaç tane sanatçı vardır bilmiyorum.



- Barış Manço, henüz 1970'lerde daha Türkiye'de televizyon sektörü gelişmemişken siyah-beyaz çekimlerle video klip yapımlarına başlamış ve Türkiye'ye video klibin ne olduğunu tanıtmıştı. 90'lı yıllarda video klip kültürü ülkemizde yeni yeni gelişmeye başlarken, Barış Manço'nun 90'lardan yaklaşık 20 yıl önce bu işlere başlamış olmasını onun hangi özelliğine bağlıyorsunuz?

Tabii ki uçsuz bucaksız olan vizyonuna bağlıyorum. Aslında her sektörde, ne kadar ileriyi görebiliyor, ne kadar yenilikçi olabiliyorsanız, o kadar vizyonunuz geniş demektir. Barış Manço yaptığı her işte olduğu gibi video klip dalında da Türkiye'ye ilkleri yaşatmış bir sanatçıdır.

- Son olarak, Barış Manço'nun adının iyi bir şekilde yaşatıldığına inanıyor musunuz?

Aramızdan ayrılışından sonra yapılan spekülasyonlar onun anılarına hiç yakışmadı diye düşünüyorum. Tam olarak hak ettiği şekilde olmadı bazı şeyler.

- Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Açıkçası ben sizinle görüştüğüm ve bu röportajı verdiğim için çok mutluyum. Onur duydum. O klip çekilirken 18 yaşındaydım, şimdi ise 40 yaşındayım. Oğlumla beraber o klibi Barış Manço Mix sitesinde izlediğimde inanın çok mutlu oldum ve kendimi bir zaman tünelinde gibi hissettim. İyi ki bu görüşmeyi yaptık. Barış Manço'nun hayatındaki küçücük damlalardan biri olduğum için de gurur duyuyorum.

- Bu sıcak ve samimi sohbetiniz için size çok teşekkür ediyoruz.

Ben de size teşekkür ederim.

Röportaj: Serbülent Tezcan
Fotoğraflar: Mustafa Halil Cecan

Barış Manço Mix Web Ekibi ©2009.